SON DAKİKA ABB'den 'Mansur Yavaş'la ilgili soruşturma' açıklaması!
SON DAKİKA ABB'den 'Mansur Yavaş'la ilgili soruşturma' açıklaması!
İçeriği Görüntüle

Son Mühür- Gülistan Doku'nun ailesinin altı yıldır geri adım atmadan verdiği adalet mücadelesinin somut sonuçları, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in de bulunduğu 10 kişinin tutuklanması olmuştu.
Türkiye'nin konuştuğu davayla ilgili değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Ersan Şen,
''Maddi hakikate ve adalete ulaşmak, ucu nereye giderse gitsin bir hukuk devletinin maksadı olmalıdır. Bunun sınırı; “suçta ve ceza kanunilik”, “şahsi kusur sorumluluğu” ilkeleri ile “masumiyet karinesi” ve “dürüst yargılanma hakkı” esaslarıdır.
Birçok iddia gündeme gelebilir, ama somut delillerde bunun karşılığı var mı? “İstediğin olunca adalet var, istediğin olmayınca adalet yok” diyenler hep olacaktır. Önemli olan somut delildir, ona bakılır.'' vurgusunda bulunmuştu.

Ersan Şen ve Meral Danış Beştaş
Şen'e somut delil hatırlatmadı...


Prof. Şen'in somut delillerin yok edildiğinin tanık ifadeleriyle ortaya çıktığı süreçte somut delil çağrısı yapmasına tepki DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş'tan geldi.
''Bir ceza profesörünün, adaletin sağlanmasına ramak kalmışken "somut delil" üzerinden yaptığı açıklama, hukuk nosyonunun maddi hakikati bulmak için değil, onu yok etmek için kullanılmasına ibretlik bir örnektir'' vurgusunda buunan Beşdaş,
S''ayın Profesöre sormak gerekir:
Delili Kim Sildi? Kentin kamera kayıtlarının buharlaştığı, hastane kayıtlarının silindiği ve SIM karta el birliğiyle müdahale edildiği bir dosyada "somut delil" aramak, Gülistan’ın ailesiyle ve toplumun adalet duygusuyla alay etmektir.

Delilin kendisi bizzat kamu gücü kullanılarak yok edilmişse, sizin "somutluk" vurgunuz faillere sunulmuş akademik bir korumadır. Ve manipülasyon bir hak ihlalidir! Maddi hakikate ulaşılmasını engelleyen sadece delil karartanlar değil, aynı zamanda bu hukuksuz süreci teorik kılıflarla meşrulaştırmaya çalışan akademik dildir.

Davanın seyrine negatif müdahale...


6 yıldır sistematik olarak yanıltılan bir yargı sürecinde, tam da sona yaklaşılmışken yapılan bu çıkış; hukuki bir analiz değil, davanın seyrine yapılan negatif bir müdahaledir.
Hukuk devleti, "delil yoksa suç da yok" diyen bir otomat değil; o delilin neden yok edildiğini, kamu gücünün kimleri korumak için seferber edildiğini sorgulayan bir iradedir.
Önemli olan somut delildir diyorsunuz; biz de diyoruz ki: Delillerin karartılması, suçun en somut delilidir!

Arka kapılar inşa etmek yerine...


Bir bilim insanının sorumluluğu, devletin ve hukukun karanlık dehlizlerinde kaybolan bir genç kızın hakkını aramak olmalıdır; faillerin elini rahatlatacak "hukuki arka kapılar" inşa etmek değil. Maddi hakikat, unvanların arkasına saklanamayacak kadar nettir.
Hukuk; sizin manipülatif "kanunilik" söylemlerinize prim vermeyecek kadar kutsal, adaleti her ne pahasına olursa olsun savunacak kadar cesur olunduğunda ayağa kalkacaktır.
Maddi hakikate ve adalete ulaşmak, ucu nereye giderse gitsin bir hukuk devletinin maksadı olmalıdır.

Bunun sınırı; “suçta ve ceza kanunilik”, “şahsi kusur sorumluluğu” ilkeleri ile “masumiyet karinesi” ve “dürüst yargılanma hakkı” esaslarıdır'' mesajı verdi.

Muhabir: Bünyamin Dobrucalı