Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünya nüfusunun %90’ı kirli hava koşullarına maruz kalıyor ve bu yılda 7 milyon erken ölüme neden oluyor. 6 Ağustos Dünya Temiz Nefes Günü’nde hava kirliliğinin sağlık üzerindeki etkileri vurgulandı. Prof. Dr. Şevket Özkaya, hava kirliliğinin ömrü 3-5 yıl kısalttığını ve iç mekân hava kirliliğinin sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) güncel raporuna göre, dünya genelindeki nüfusun %90’ından fazlası kirli hava koşullarına maruz kalıyor ve bu durum yılda yaklaşık 7 milyon erken ölüme sebep oluyor.

6 Ağustos'ta kutlanan Dünya Temiz Nefes Günü, hava kirliliğinin tehlikeleri hakkında farkındalığı artırmak amacıyla birçok şehirde konuşuldu. 'Görünmez katil' olarak adlandırılan hava kirliliği, yılda yaklaşık 7,5 milyon kişinin ölümüne neden oluyor. Özellikle büyük şehirlerde, endüstriyel faaliyetler ve yoğun araç trafiği nedeniyle yüksek seviyelerde zararlı partikül maddelere maruz kalan insanlar, astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ve akciğer kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor.

Bu bağlamda, hava kirliliğinin sağlık üzerindeki etkileri hakkında kapsamlı bilgiler veren Prof. Dr. Şevket Özkaya, bu kirleticilerin insan ömrünü ortalama 3 ila 5 yıl kısalttığını vurgulayarak çeşitli uyarılarda bulundu.

 Hayat nefesle başlar ve nefes alarak devam eder

Hava Kirliliğii

Prof. Dr. Şevket Özkaya, Dünya Temiz Nefes Günü’nün önemini vurgulayarak, "Hayat, nefesle başlar ve nefesle devam eder. Akciğerlerimiz, her nefeste kalbin, beynin ve diğer organların ihtiyaç duyduğu oksijeni sağlamak için dış ortam havasını içimize çekeriz. Ancak bu hava yalnızca oksijen değil, aynı zamanda toz, partikül ve diğer kirletici maddeleri de içerir," şeklinde açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Özkaya, bir kişinin günde yaklaşık 20 bin kez nefes aldığını ve bu süreçte yaklaşık 10 bin litre hava soluduğunu belirterek, temiz havanın sağlık açısından ne denli hayati olduğunu vurguladı.

Hasta bina sendromu

Hava Kirliliği

Yeni çağın çalışanları arasında sıkça karşılaşılan ‘Hasta Bina Sendromu’ hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özkaya, kapalı ofislerde veya evlerde yaşanan iç ortam hava kirliliğinin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Bu sendromun belirtileri arasında; baş ağrısı, göz, burun ve boğazda tahriş, kuru öksürük, baş dönmesi, konsantrasyon zorluğu ve yorgunluk yer aldığını ifade eden Özkaya, “Hasta Bina Sendromu, yetersiz havalandırma, arızalı ısıtma ve klima sistemleri gibi nedenlerden ortaya çıkabilir” dedi.

Bina sakinleri genellikle binayı terk ettikten sonra semptomlarda rahatlama yaşasa da uzun süreli maruziyetin nörotoksinlerin kalıcı etkilerine yol açabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Özkaya, bu sendromun özellikle kapalı ofis çalışanları arasında yaygın olduğunu vurguladı.

Kaynak: Sputnik