Son Mühür/ Beste Temel- İzmir ve Manisa Büyükşehir Belediyelerinin ortaklaşa yürüttüğü Gediz Nehri izleme çalışmasında 7. Dönem Raporu tamamlandı. Rapor, yaz sıcaklarıyla birlikte nehirdeki kirlilik baskısının ürkütücü boyutlara ulaştığını belgeledi. Kış aylarındaki yağışlarla nispeten gerileyen kirlilik, yağışların bıçak gibi kesildiği hazirandan itibaren yeniden tavan yaptı. Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu, ağır metal ve organik kirleticilerin yalnızca Gediz’i değil, İzmir Körfezi’ni, tarım arazilerini ve içme suyu depoları olan yeraltı kaynaklarını doğrudan tehdit ettiğini söyledi.

59 noktadan numune alınıyor
Ege Bölgesi’nin can damarı Gediz, bilimsel yöntemlerle adım adım izleniyor. İZSU ve MASKİ’nin Ocak 2026’da başlattığı ortak çalışma kapsamında nehir ve yan kolları aralıksız denetleniyor. Temmuz verilerini içeren son raporda Gediz Nehri, Nif Çayı ve Ağıl Deresi’ndeki tehlikeli gidişat netleşti. Uzmanlar, izleme ağı çerçevesinde İzmir sınırlarında 23, Manisa bölgesinde ise 36 farklı örnekleme noktası belirledi. Bu sayede 59 ayrı istasyondan alınan su örnekleri, laboratuvarlarda analiz edilerek kirliliğin haritası çıkarılıyor.

Yaz geldi, yağmur kesildi, kirlilik pik yaptı
Çalışmanın detaylarını aktaran Prof. Dr. Yusuf Kurucu, ilk aylarda umut veren ama yazla birlikte tersine dönen tabloyu açıkladı. Yılın ilk çeyreğinde İzmir ve Manisa’nın bereketli yağış aldığını belirten Kurucu, yağmura paralel olarak sudaki kirlilik yükünün belirgin şekilde düştüğünü ifade etti. Ancak hava ısındı, su çekildi, tablo ağırlaştı. Haziran ayından itibaren ani fırlamalar gösteren ağır metal ve organik atık yoğunluğu, nehirdeki sanayi, tarım ve evsel atık baskısını bir kez daha gözler önüne serdi.

“Bu suyla sulanan toprak da körfez de kurtulamaz”
Kütahya’dan doğup 401 kilometre boyunca Uşak, Manisa ve İzmir’i kat ederek Ege Denizi’ne dökülen Gediz, geçtiği her yere zehir taşıyor. İzleme çalışmasının iki temel amacı olduğunu belirten Kurucu, ilk hedefin nehrin kendi ekosistemini görmek olduğunu ancak durumun son derece kötü çıktığını vurguladı. İkinci hedefin ise Körfez’e taşınan kirlilik yükünü ölçmek olduğunu aktaran uzman isim, "Gediz bu haldeyken İzmir Körfezi’nin temiz kalması imkansız. Bu suyun değdiği tarım topraklarının kirlenmemesi imkansız. Zaten içme suyu olarak kullanılması söz konusu bile olamaz" dedi.
Laboratuvarda şok veriler
Raporda yer alan kimyasal değerler ürkütücü seviyelere ulaştı. Nehir suyunda tespit edilen bakır, brom, kobalt ve bor gibi ağır maddelerin normal standartların 100 ila 200 kat üzerinde ölçüldüğünü açıklayan Prof. Dr. Kurucu, bu durumun doğal süreçlerle açıklanamayacağını kaydetti. Yüzey sularındaki bu aşırı tırmanışın doğrudan insan eliyle yaratılan kirliliği işaret ettiğine değinen Kurucu, kirletici kaynakların acilen bulunması gerektiğini dile getirdi. Nehirlerin yetki alanının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nda olduğunu hatırlatan tecrübeli akademisyen, ellerindeki tüm harita ve verileri bakanlıkla paylaşmaya hazır olduklarını belirterek, gelecek nesillere temiz bir bardak su bırakmak için ortak denetim çağrısında bulundu.
Kuru dere yatakları zehri yeraltı suyuna sızdırıyor
Tehlike sadece yüzeyde akıp giden suyla sınırlı kalmıyor. Gediz ve yan derelerinin yeraltı su rezervlerini doğrudan beslediğini vurgulayan Kurucu, hayati bir uyarıda bulundu. Yazın akış hızı düşen ve sığlaşan nehir yatağındaki kumlu-çakıllı zemin, kirli suyu bir sünger gibi emerek yeraltına sızdırıyor. Bu durum, bölgenin temel içme suyu kaynağı olan yeraltı su rezervlerini büyük risk altına sokuyor. Kurucu, kritik eşiğin aşıldığını ve yeraltı sularının acilen korumaya alınması gerektiğini altını çizerek söyledi.
"Kaynağı kurutmadan Körfez temizlenemez"
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Körfez’de yürüttüğü dip taraşlama çalışmaları ile Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’ndeki kapasite artışının olumlu sonuçlar verdiğini kabullenen Kurucu, sorunun köküne inilmediği sürece bu adımların yetersiz kalacağını savundu. Ağıl Deresi gibi belediye yetki alanı dışından gelen kirleticilerin Körfez için büyük tehdit oluşturduğunu kaydeden uzman, “Evdeki musluğu kapatmadan zemini silemezsiniz. Kirletici kaynakları bulmak teknik olarak çok kolay ama denetim yetkisi sadece belediyede değil. Tüm kurumlar el ele vermeli” ifadelerini kullandı.
İZSU ve MASKİ’nin nehir boyunca sürdürdüğü izleme mesaisi önümüzdeki dönemde de hız kesmeden devam edecek. Yıl sonunda hazırlanacak kapsamlı raporla, Gediz Havzası’ndaki kirlilik haritası tüm çıplaklığıyla kamuoyunun önüne konulacak.





