Son Mühür- JP Morgan'ın, ''petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış Türkiye'de enflasyona 1.2 puan ekleme getiriyor'' dediği süreçte, Hürmüz Boğazı kaynaklı gerilimin tırmanması sonrası Brent petrol varil fiyatı 85 dolar sınırına dayandı.
Orta Doğu'daki gerilime dikkat çeken eski TCMB Uzmanı Dr. Ayhan Bülent Toptaş, önümüzdeki haftada ekonomide bizi neler bekliyor sorusunu mercek altına aldı.
Dr. Ayhan Bülent Toptaş'ın değerlendirmesinden öne çıkan detaylar şöyle...
Bölgedeki kırılganlık devam ediyor...
Önümüzdeki hafta ekonomi ve finans piyasalarının gündemi küresel ölçekte jeopolitik gelişmeler ile içeride para politikasına ilişkin gelişmeler tarafından şekillenecek.
ABD ile İran arasında son haftalarda yükselen askeri gerilim, tarafların tansiyonu sınırlı tutmaya çalıştığı izlenimini verse de, bölgedeki kırılganlık devam ediyor ve her an yeni bir tırmanma riski bulunuyor. Dolayısıyla Orta Doğu'daki belirsizlikler devam ediyor.
Bu nedenle enerji piyasaları ve petrol fiyatlarının 80 dolar üzerindeki seyri önümüzdeki hafta da yatırımcıların en yakından izleyeceği başlıkların başında gelecek. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler açısından petrol fiyatlarında yaşanabilecek yeni yükselişler, enflasyon ve cari denge üzerinde ilave baskı oluşturma potansiyelini koruyor.
Fed'in faiz indirimi beklentisi...
Küresel piyasalarda jeopolitik gelişmelerin yanı sıra ABD Merkez Bankası'nın faiz patikasına ilişkin beklentiler de önemini sürdürüyor. Geçtiğimiz hafta açıklanan ABD enflasyon verisinin beklentilerin altında gelmesi Fed'in faiz indirimi olasılığını artırdı. 29 Temmuz'daki Fed toplantısında faizlerin sabit kalması beklense de sonbahar ayları için indirim fiyatlamaları hız kazandı.

Diğer taraftan, Avrupa ekonomisinin güven endeksleri ve öncü PMI endeks göstergeleri ile Avrupa Merkez Bankası faiz kararı küresel büyümenin seyri konusunda ipuçları verecek. Bu gelişmeler emtia fiyatları ve ihracata dayalı ekonomiler açısından yakından takip edilecek.
Kritik tarih 23 Temmuz...
Türkiye'de ise gözler 23 Temmuz'da gerçekleştirilecek Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısına çevrilmiş durumda. TCMB'nin politika faizinde değişikliğe gitmesi beklenmiyor.
Jeopolitik risklerin enerji fiyatlarını yeniden yukarı yönlü baskılaması, enflasyonun hâlâ yüzde 30'un üzerinde seyretmesi ve enflasyon beklentilerindeki katılık, Banka'nın temkinli duruşunu korumasını gerektiren başlıca unsurlar olarak öne plana çıkıyor.
Bu nedenle piyasalar, faiz kararından çok Merkez Bankası'nın karar metninde vereceği mesajlara ve enflasyonla mücadeledeki kararlılığına odaklanacak. Özellikle enflasyon beklentileri, iç talebin seyri ve döviz piyasasına ilişkin değerlendirmeler dikkatle analiz edilecek.
Fitch'in Türkiye raporu...
Geçtiğimiz hafta uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in Türkiye ekonomisine ilişkin yaptığı değerlendirme de önümüzdeki hafta piyasalarda etkisini sürdürecek. Fitch'in enflasyonla mücadele, mali disiplin, rezerv birikimi ve para politikasına ilişkin tespitleri, yabancı yatırımcıların Türkiye algısı açısından önem taşıyor. Önümüzdeki günlerde bu değerlendirmelerin piyasa fiyatlamalarına ve yatırımcı davranışlarına yansımaları daha net görülebilir.
Ekonominin başlıkları belli...
İçeride enflasyonun yanı sıra kamu maliyesi, kredi büyümesi ve finansman maliyetleri de ekonomi gündeminin önemli başlıkları olmaya devam edecek. Reel sektör, yüksek faiz ortamında yatırım ve üretim kararları ile finansman yönetiminin zorlaştığını dile getirmeye devam edecek.
Merkez bankasının piyasadaki likiditeyi çekme adımları ve bankaların yükselen fonlama maliyetleri de kredi musluklarının sıkı kalmasına neden oluyor. Hane halkı açısından da satın alma gücü ve hayat pahalılığı tartışmaları gündemdeki yerini koruyor. Memur ve emekli maaşlarına yapılan son artışların iç talep üzerindeki etkileri de önümüzdeki dönemde daha belirgin şekilde izlenecek.
İzmir ekonomisinin lokomotifi Aliağa...
İzmir ekonomisinde ise yaz sezonunun etkisiyle turizm, konaklama, yeme-içme ve perakende sektörlerindeki hareketlilik devam ediyor. Buna karşılık sanayi ve ihracat cephesinde yüksek finansman maliyetleri ile küresel talepteki zayıf görünüm firmaların temkinli hareket etmesine neden oluyor. Enerji, petrokimya ve lojistik yatırımlarının yoğunlaştığı Aliağa bölgesi ise hem dış ticaret hem de sanayi üretimi açısından İzmir ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürüyor.
Tarımda hasadın yoğunlaşmasıyla birlikte üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasındaki farktartışma konusu olmaya devam ediyor. İzmir ekonomisinin güçlü üretim altyapısını koruyabilmesi için finansmana erişimin kolaylaşması, fiyat istikrarının güçlenmesi ve dış pazarlardaki talebin yeniden ivme kazanması önem taşıyor.
Jeopolitik gelişmeler ve TCMB'nin kararı...
Özetle, 20 Temmuz haftasında ekonomi gündemini jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatlarının seyri ve para politikasına ilişkin beklentiler belirleyecek. Küresel piyasalarda ABD-İran geriliminin yansımaları ve büyük ekonomilerden gelecek mesajlar izlenirken, Türkiye'de dikkatler TCMB'nin faiz kararına ve vereceği mesajlara çevrilecek. Önümüzdeki hafta, ekonomik göstergeler kadar güven, öngörülebilirlik ve beklenti yönetiminin de piyasaların yönü üzerinde belirleyici olacağı bir zaman dilimi olmaya aday görünüyor.




