Son Mühür/Sercan Engerek- İzmir’in merkezi noktalarında ve bazı mahallelerinde fiziksel ve görme engelli bireylerin yaşadığı zorluklara tanıklık ettik. Bornova, Bayraklı, Konak ve Karabağlar ilçelerinde kamu binalarına kamusal alanlara erişimde sorun yaşayan 365 Gün Engelliyiz Platformu'nun Sözcüsü Seyit Çelebi, Ballıkuyu semtindeki evinden kent merkezine ulaşmak için her gün 150 basamaklı merdiven sokaktan inmek zorunda kaldığını, yaşadığı bölgeye toplu ulaşım araçlarının hiçbir şekilde gelmemesinden şikâyet etti. Görme engelli birey Mustafa Şahin ise kaldırıma ve engelli rampalarına gelişigüzel park edilen motosiklet, otomobil nedeniyle yürümekte zorluk çektiğini dile getirdi.

İzmir’de 365 Gün Engelliyiz Platformu’nun üyeleriyle alan gezisine katıldık. Bornova, Bayraklı, Konak ve Karabağlar ilçelerinde rastgele seçilen noktalara düzenlenen geziye 365 Gün Derneğinin Sözcüsü Seyit Çelebi, Yerel Yönetimler Sorumlusu Mustafa Ün, Girişimci Engelli İş İnsanları Derneği Başkanı Mustafa Şahin, Çağdaş Özürlüler Derneğinden Vedat Başer ile Kedi Otizm Derneğinin Başkanı Serap Dikmen Ahmetoğlu katıldı. Platformun davetiyle alan gezisine katılan İzmir Kent Konseyi’nin Başkanı Özgür Topaç, engelli bireylerin kent erişiminde yaşadığı sorunları yerinde izledi.

“Bornova’nın genelinde kılavuz çizgisi bulunmuyor”

Sabah saatlerinde başlayan alan gezisinin ilk durağı Bornova’ya bağlı Ergene Mahallesi oldu. Rastgele durulan noktada kaldırımda kılavuz çizginin olmadığı tespit edilirken, görme engelli Mustafa Şahin’in yürümekte güçlük çektiğine tanıklık ettik.

Şahin, yağmur yağında yürüme güçlüğünün daha da arttığına dikkat çekerek Bornova’nın genelinde kılavuz çizginin bulunmamasından şikâyet etti.

Engelli rampalarının önü araçlarla kapalı

Alan gezisinin ikinci durağı ise Bayraklı çevresi oldu. Bölgede kaldırımlarda gelişigüzel bırakılan bisikletler ve engelli rampalarına park edilen araçlar engelli bireylere zorluk yaşattı.

3-96

“Engelli bireylerin buradan çıkmasına imkân yok”

Bayraklı’da bulunan İzmir Adliyesi’nin Ek Hizmet Binası’nın önündeki rampanın aşırı dik olduğu görülürken, fiziksel engeli bulunan ve tekerlekli sandalye ile yolculuk eden Vedat Başer, “Rampayı çok dik yapmışlar. Buradan çıkarken engelli sandalyem akülü olmasına rağmen zorlanıyorum. Engelli sandalyesi manuel olan engelli bireylerin buradan çıkmasına imkân yok. Bina inşa edilirken engelli rampası kuralına uygun yapılmamış” dedi.

Adliyeye giderken engelli rampasının önünde demir bloklar

Başer, İzmir Adliyesi’ne gelmek istediğinde ise Manas Bulvarı’nda karşıdan karşıya geçmek için metrelerce yol kat etmek zorunda kaldığını söyledi. “Araçlar da yol üzerine park edilince zorluk daha da tehlikeli hâle geliyor” diyen Başer, İzmir Adliyesi güzergâhındaki kaldırımda ise engelli rampasının önüne demir bloklar dikilmesi nedeniyle geçiş sağlayamadı. Ayrıca Bayraklı’daki Sakarya Caddesi’nde karşıdan karşıya geçmek güçlük yaşadığına dikkat çekti.

“Her gün 150 basamaklı merdivenden inip çıkmak zorundayım”

Alan gezisinin üçüncü durağı İzmir’in Konak ilçesine bağlı Ballıkuyu semtinde yaşayan Seyit Çelebi’nin mahallesi oldu. Çelebi’nin evi merdivenli bir sokakta bulunuyor. Yollar dar ve yokuş olduğu için de bölgeye belediye otobüsü ve dolmuş gelmiyor. Şehir merkezine ulaşmak için ya 150 basamaklı merdivenden inip çıkmak ya da araçlı tanıdık bir kişinin gelmesini beklediğini belirten Çelebi, şunları söylüyor:

“Kendi mahallemde yaşadığım en büyük problem merdivenlerin çok dik olması. Yaklaşık 150 basamak merdiven inmek zorundayız. Veya yokuştan inmek zorundayız. O da bizim için tehlikeli. Dolayısıyla mahalleye toplu ulaşım aracının çıkmaması ikinci sorun. Mahalledeki komşumuzun çocuklarından biri spastik özürlü. Hem o ve ailesi hem de mahallenin yaşlıları var. Hepimiz araçlara ulaşmakta zorluk çekiyoruz. Komşumuzun engelli evladı için servis araçları çoğunlukla eve kadar çıkmıyor. Yokuş olduğunu söyleyerek gelemeyiz diyorlar.”

“Metro istasyonunun yanındaki kaldırımdan geçmek çile”

Engelli bireyler dördüncü durak ise İzmir'in Konak ilçesine bağlı Üçyol semti oldu. Fiziksel engeli bulunan ve tekerlekli sandalye ile yolculuk eden Vedat Başer, metro istasyonun yanındaki kaldırımdan geçmenin çile olduğunu aktardı.

“Mahallelerden şehrin merkezine inmenin imkânı yok”

Alan gezisine katılan 365 Gün Engelliyiz Platformu’nda yerel yönetimler sorumlusu ve engelli hakları aktivisti Mustafa Ün, mahalleden kent merkezine ve kent merkezindeki noktalara erişimin düzenlenmesi için mücadele verdiklerini ancak sorunların giderilemediğini belirtiyor.

Sivil toplum kuruluşlarının engelli bireylerle ilgili etkinlikleri “vitrin oluşsun” diye yapmalarından şikâyet eden Ün, “İzmir kentinin yüzde 75’i erişilebilir değil. Bunu engellilerle ilgili çalışma yaptığını iddia eden sivil toplum kuruluşları asla dile getirmiyorlar. Sadece göstermelik, vitrin oluşsun diye birkaç etkinlik yapıyorlar. Sonra susuyorlar. Mahallelerden şehrin merkezine inmenin imkânı yok” diyor.

Mustafa Ün, ayrıca Yurtoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’nin kentin çok uzak bir noktasında olduğuna dikkat çekerek engelli bireylerin buraya ulaşamadığını söyledi.

Topaç: Bir engelli bireye mutlaka eşlik edin

İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç da engelli bireylerin kent erişiminde yaşadığı sorunları yerinde izledi. Topaç, “İzmir Kent Konseyi olarak tüm grupların sesini duyurmak gibi bir misyonumuz var. Bazı sesleler cılız çıkıyor olabilir ama biz o cılız çıkan seslerin güçlü çıkması için çaba sarf ediyoruz. Bugün kentsel alanları gördük. Bayraklı, Bornova, Konak bölgelerini gezdik. Bugün daha çok fiziksel ve görme engelli bireylere odaklandık. Özellikle bir bölge seçmedik. Rastgele gittiğimiz yerler. Alan gezisinden edindiğim en temel izlenim engelli bireyler için ‘Evden çıkmazsak daha rahat olacağız’ şeklide. Demek ki o toplumsal birleşme için bu tarz çabayı artırmamız gerekiyor. Engelli bir birey evinden çıkıp nereye gidecekse ona eşlik ederek yaşadığı zorluğu görmemiz lazım“ dedi.

“Bütün şehrin ışıklarının söndürülmesi gibi bir durum“

“Engelli bir birey evden çıktı, toplu taşıma ulaşamıyor! Neden?“ diye soran Topaç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çünkü sahada fiziksel engeller var. Diyelim ki toplu taşıma aracına erişti, oradan kente erişmesi için yoğun bir çaba sarf etmesi gerekiyor. Mesela bir görme engelli için yerde kılavuz yolun olmaması, görme sorunu bulunmayan bir birey üzerinden örnek verirsek, bütün şehrin ışıklarının söndürülmesi gibi bir durum. Mesela en temelde haklarını arayacağı kurum olan adliye binasına erişemedi engelli bireyler. Sadece belediye düzenlemesi değil, halkın da bu konu da hassas olması gerekir. Bir aracın yanlış yere park edilmesi durumunda dahi engelli birey o an büyük bir zorlukla karşılaşıyor. O araç sahibinin bir görme engelli bireyin o kaldırımı kullanabileceğini bilmesi lazım. Alan gezimizde bu anlamda çok büyük zorluklar olduğunu gördük. Yani bir şehirde fiziksel tasarımın yanında zihinsel tasarım da çok önemli. Toplumu her grubunu dinleyerek tasarım yapmamız lazım.”

Muhabir: Sercan Engerek