Son Mühür- Düne kadar sadece enerji piyasasında ve coğrafya derslerinde gündem olan Hürmüz Boğazı bir anda tüm dünyanın gözünü çevirdiği bir adres haline geldi.
ABD ve İsrail'in başlattığı savaşta İran'ın Hürmüz Boğazı'na yönelik fiili kapatma hamlesi dünyada dengeleri değiştirecek bir sürece kapı araladı.
20.Yüzyılda sadece bölgenin değil dünyanın kaderini değiştiren Çanakkale savaşlarına dikkat çeken emekli amiral Cem Gürdeniz, Çanakkale ve Hürmüz Boğazı arasında paralelliğe dikkat çekti.
O gün kaybeden İngiltere'ydi...
''İran savaşı bize yeni bir şey öğretmiyor.
Sadece unutulan bir gerçeği tekrar hatırlatıyor.'' vurgusunda bulunan Gürdeniz,
''Savaşlar cephede değil, sistemde kazanılır ya da kaybedilir.
Bundan 111 yıl önce, 25 Nisan 1915’te İngiltere ve Fransa, ANZAK kuvvetleriyle birlikte Çanakkale’de kara cephesini açtı. Amaç hızlı bir yarma ve İstanbul üzerinden Rusya ile birleşmekti. Sonuç ise tam bir felaket idi.
Cephe kilitlendi. Savaş uzadı. Yaklaşık 80 bin kayıp verildi. Ama asıl yıkım cephede değil, sistemde başladı.

Çanakkale’de açılan ve kapanmayan o cephe, savaşı iki yıl uzattı. Rusya ile bağlantı kurulamadı. İngiltere’nin deniz ticaretine bağımlı ekonomik sistemi sarsıldı. Alman denizaltıları İngiliz deniz ulaştırmasını hedef aldı. Hammadde akışı aksadı. Üretim düştü. Firmalar iflas etmeye başladı. Arz-talep dengesi bozuldu.
Yani Çanakkale’de sadece askerler ölmedi. Bir imparatorluğun ekonomik sistemi felç oldu.
Bugün Hürmüz’de gördüğümüz tam olarak budur'' hatırlatmasında bulundu.
Asıl sorun başka...
''ABD ve İsrail, İran’a karşı askeri üstünlük kurabileceklerini düşünüyor olabilir. Ancak sorun artık “kim kimi vuruyor” değil. Sorun enerji hatlarını, deniz ulaştırmasını, lojistik zincirleri ve para sistemini kim daha fazla baskı altına alabiliyor'' diyen Cem Gürdeniz,
''İran’ın stratejisi yenilmemek, maliyeti yükseltmek ve sistemi kilitlemek üzerine kurulu.
Çanakkale’de cephe kilitlendiğinde İngiltere kaybetmeye başladı. Hürmüz’de deniz hatları kilitlenirse, bugün de aynı şey yaşanacaktır.
Enerji akışı durursa, sadece petrol değil, LNG, gübre, chip, gıda ve sanayi üretimi de çöker. Sigorta maliyetleri artar, Deniz ticareti yavaşlar, Küresel arz dengesi bozulur. Bu noktadan sonra savaş, cepheden çıkar ve doğrudan ekonomiye, topluma, sokaktaki adama ve siyasi sisteme sirayet eder.
Savaşın özü değişmedi...
Teknoloji SİHA’lar, hipersonikler, F-35’ler vb yenilikler ile değişmiş olabilir ama savaşın özü değişmedi. 1915’te Çanakkale neyse, bugün Hürmüz odur.
Deniz ulaştırma hatları, enerji akışı ve hammadde zincirleri modern savaşın gerçek cepheleridir.
Cephede dökülen kan görünür. Ama sistemi çökerten şey görünmeyen akışın kesilmesidir.
Tarih bize şunu defalarca göstermiştir ki, bir savaş uzadığında, kazanan taraf en çok vuran değil, en uzun süre ayakta kalabilendir'' değerlendirmesinde bulundu.





