İzmir öyle güzel bir şehir ki hem yaşanılası tarihi ve turistik yerleri ile hem de sakinliği ile dikkat çekiyor. Bazıları İzmir'in emekliler şehri gibi göründüğünü söyler... Her konuda özel duruşu ile de bambaşka bir şehir. Eksiklikleri, yönetimi bir kenara, şu sıralar aşırı göç de alsa, İzmir hepimizin sevgilisi...

Bu güzel kent için hepimiz daha iyisini istiyoruz. Bir çok konuda hak ettiğini bulamamış dahi olsa da 90'lı yılların şarkıları gibi gönüllerde aynı özleme sahip.

Eleştiri yapmak istersek... İzmir Fuarı artık saat kulemiz kadar simgemiz... 95.kez kapılarını açtı. Ancak eski tadı bir başkaydı. Can atardık fuara gidip gezmek için ama daha çok yeme içme standları ve konserler ile anılmaya başlandı birkaç yıldır. İzmir Fuarı'na dünya ülkeleri pavyonlarını gezmeye giderdik. Bu yıl biraz daha düzenli ama beklentiler büyük... Konumuz fuar değil tabii kş futbol da bile en az iki kulüp Süper Lig'de olurdu belki daha da fazla şimdi o da yok. Çöp, trafik, çukur, otopark, koku... Yine de tüm olumsuzluklara rağmen İzmir de ayrı bir büyü var.

Somut elle gösteremediğimiz ama içimizde yaşayan ve kalbimizde taşıdığımız bir ruh. Bunu tıpkı bir sevgiliye benzetebilirsiniz. Sevgilin de dört dörtlük değildir ama onu koşulsuz seviyorsundur. Tuttuğun takım gibi yense de yenilse de o renklere o armaya gönül vermişsindir bir kere. İşte İzmir sevgisi tam da öyle bir şey işte.

Doğum günün kutlu olsun İzmir'im. Daha nice 104 yıllara….