Son Mühür / Atakan Başpehlivan CHP’li Yankı Bağcıoğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Fransa arasında imzalanan Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması hakkında önemli değerlendirmelerde açıklamalarda bulunarak, Türkiye’nin konuyla ilgili harekete geçmesi gerektiğini savundu.
Yankı Bağcıoğlu: Fransa’nın askerî varlığı daha kalıcı ve kurumsal bir hukuki zemine kavuştu
Söz konusu anlaşma ile son yıllar Kıbrıs Rum Yönetimi’nde çeşitli liman tesislerini Fransa’nın askeri varlığının kurumsal bir zemine kavuştuğunu aktaran CHP’li Yankı Bağcıoğlu, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Fransa arasında Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması (SOFA) imzalandı. Anlaşma, Fransız askerî personelinin hukuki statüsünü, üs ve tesis kullanım esaslarını, lojistik destek faaliyetlerini ve ortak askerî faaliyetlerin çerçevesini düzenliyor.
Bu anlaşma ile son yıllarda GKRY’de Mari Deniz Üssü, Andreas Papandreu Hava Üssü ve çeşitli liman tesislerini kullanan Fransa’nın askerî varlığı daha kalıcı ve kurumsal bir hukuki zemine kavuştu. Buna ilave olarak ABD, Yunanistan, GKRY ve İsrail tarafından ‘East Med Energy Center’ın’ kuruluş süreci başlatıldı. Merkezin; Doğu Akdeniz’deki enerji altyapısının korunması, deniz enerji hatlarının güvenliği, kritik altyapı güvenliği, siber güvenlik, enerji teknolojileri iş birliği ve bölgesel koordinasyon alanlarında faaliyet göstermesi planlanıyor.” dedi.
“Yeni bir bölgesel mimarinin şekillendiği görülüyor”
Son olarak, Türkiye’ye yönelik tüm eksenlerdeki siyasi kuşatmaların devam etmeye çalıştğının altını çizen CHP’li Bağcıoğlu, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Ayrıca bahse konu girişim, yalnızca enerji projelerini değil, enerji güvenliği ile bağlantılı güvenlik ve savunma iş birliğini de kurumsallaştırmayı hedefliyor. GKRY–Fransa SOFA anlaşması ile East Med Energy Center girişimi birlikte değerlendirildiğinde, Doğu Akdeniz’de enerji, güvenlik ve askerî iş birliğini aynı çatı altında birleştiren yeni bir bölgesel mimarinin şekillendiği görülmektedir.
Kıbrıs adasındaki güvenlik mimarisi Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın oluşturduğu garantörlük sistemi üzerine kuruludur. Bu bağlamda GKRY’nin Ada’nın tamamını temsil ettiği varsayımıyla yaptığı askerî ve güvenlik düzenlemelerinin, Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortaklık haklarına aykırıdır. Türkiye açısından bahse konu kritik gelişmeler, yalnızca enerji iş birliği değil; Doğu Akdeniz’deki güç dengeleri, deniz yetki alanları ve bölgesel güvenlik mimarisi bakımından ve özellikle İsrail’in etkinlik kazanma çabaları açısından da stratejik önem taşımaktadır. Türkiye’ye yönelik tüm eksenlerde en azından siyasi kuşatma çabaları devam ederken, ABD Büyükelçisi’nin emperyalist plan ve niyetlerini destekler nitelikteki açıklamalar vatanseverlikle bağdaşmaz.”





