Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Betül Arslan Acicbe, Türkiye'de özellikle ileri yaş grubunda diş kaybı oranlarının yüksek seyrettiğini belirtti. Kaybedilen bir dişin, çevresindeki diğer dişlerin pozisyonunu etkilediğini ve zamanla ağız içi dengede bozulmalara neden olabildiğini ifade etti.

Karşı veya komşu dişlerde meydana gelen bu değişimlerin çiğneme fonksiyonlarını olumsuz etkilediği, bunun da sindirim sistemine kadar uzanan fizyolojik etkiler oluşturabildiği kaydedildi.

Geç kalınan tedavi kemik yapısını zayıflatabiliyor

Dr. Acicbe, protetik tedavi yöntemlerinin eksik dişlerin yerine uygulanabildiğini ancak dişsiz geçirilen sürenin uzamasının çene kemiklerinde erimeye yol açtığını belirtti. Özellikle tam dişsizlik durumlarında kemik kayıplarının daha belirgin hale geldiğini ve bu nedenle implant gibi sabit tedavi seçeneklerinin uygulanabilirliğinin azaldığını aktardı.

Genç yaşta diş kaybı estetik ve sosyal etkiler doğurabiliyor

Diş kaybının sadece ileri yaş grubuyla sınırlı kalmadığı, travma, periodontal hastalıklar veya tedavi ihmaline bağlı olarak genç bireylerde de görülebildiği belirtildi. Erken yaşta meydana gelen kayıpların, estetik ve fonksiyonel açıdan daha belirgin endişelere neden olduğu, bunun da sosyal hayata yansıyan psikolojik etkiler doğurabildiği vurgulandı.

Tedavi süreci bireysel özelliklere göre planlanmalı

Protez, köprü ve implant gibi restoratif seçeneklerin, hastanın genel sağlık durumu ve kemik yoğunluğuna göre belirlendiği açıklandı. Diş kaybı sonrası hekime başvuruda gecikilmesinin, uygulanabilir tedavi alternatiflerini sınırlandırdığı ifade edildi. İleri yaşta ortaya çıkan tam dişsizlik durumlarının, beslenme düzenini bozarak genel sağlık üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurabildiği kaydedildi.

Diş Hekimi-1

Kaynak: AA