Son Mühür- Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), son günlerde dijital platformlarda geniş yankı uyandıran "CİMER’de 90 bin personel çalışıyor" şeklindeki iddialara ilişkin kapsamlı bir açıklama yayımladı. Söz konusu verilerin gerçeği yansıtmadığını net bir dille ifade eden merkez, kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algının sistemin teknik altyapısının yanlış anlaşılmasından beslendiğini vurguladı. Devletin zirvesinden gelen bu bilgilendirme ile iddiaların asılsız olduğu tescillenmiş oldu.

"90 bin istihdam iddiası gerçek dışı"
DMM’nin sosyal medya mecraları üzerinden paylaştığı resmi duyuruda, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) çatısı altında 90 bin kişilik bir kadronun istihdam edildiği yönündeki paylaşımların hiçbir dayanağının bulunmadığı belirtildi. Yapılan açıklamada, kurumun personel yapısına dair ortaya atılan rakamların hayal ürünü olduğu ve kamu bürokrasisindeki mevcut işleyişle bağdaşmadığı dile getirildi. Bu tür dezenformasyon içerikli paylaşımların, vatandaşların devlet kurumlarına olan güvenini sarsmaya yönelik yanıltıcı bir nitelik taşıdığına dikkat çekildi.
CİMER’in çalışma mekanizması ve görevli personel durumu
Sistemin işleyişine dair detayların paylaşıldığı açıklamada, CİMER’in aslında devasa bir koordinasyon ve yönlendirme merkezi olduğu hatırlatıldı. Merkezin temel görevinin, vatandaştan gelen talepleri ilgili kamu kuruluşlarına iletmek olduğu, bu doğrultuda her kurumda başvuruları takip eden sınırlı sayıda sorumlu personelin bulunduğu aktarıldı. Yani iddia edilen 90 bin rakamının, sistemin koordinasyon ağındaki temsilcilerin hatalı yorumlanmasıyla türetildiği, merkezde böyle bir istihdamın fiziken ve hukuken mümkün olmadığı ifade edildi.
Kamuoyuna dezenformasyon uyarısı: "Kasıtlı içeriklere dikkat"
İletişim Başkanlığı, açıklamasının son bölümünde vatandaşları sosyal medyada hızla yayılan asılsız içeriklere karşı teyakkuza çağırdı. Kamuoyunu manipüle etmek amacıyla kasıtlı olarak üretilen bu tür yanıltıcı paylaşımların, toplumsal algıyı olumsuz etkilemeyi hedeflediği vurgulandı. Devletin resmi kanalları dışındaki spekülatif bilgilere itibar edilmemesi gerektiği hatırlatılırken, bilgi kirliliğiyle mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği mesajı verildi.





