Son Mühür/ Osman Günden- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İçişlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, Ankara'da servis şoförlüğü yaparak geçimini sağlayan üç çocuk babası Binali Aslan'ın öldürülmesi ve cesedinin Mersin’de ormanlık alana gömülmesinin ardından Suriye'ye kaçan 14 kişilik IŞİD bağlantılı aile hakkında çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. CHP’li Bakan, olayın basit bir adli vaka olmaktan çok, devletin kurumsal güvenlik yapısındaki ciddi zafiyetleri ortaya koyduğunu ve sistemin adeta çöktüğünü iddia etti.

Ankara'dan Mersin'e kurumsal zafiyet

Milletvekili Bakan, yaşanan trajedinin detaylarına değinerek, IŞİD bağlantılı grubun iş vaadiyle Binali Aslan’ı aracına bindirdiğini ve günlerce haber alınamayan Aslan'ın cansız bedeninin Mersin’de bulunduğunu hatırlattı. Bu olayın, geçmişte Reyhanlı'dan Atatürk Havalimanı'na kadar uzanan IŞİD saldırılarında kaybedilen yüzlerce vatandaşın acısını tazelediğini belirtti. Bakan, doğuştan Türk vatandaşı olan 14 kişilik radikal örgütle ilişkili bir ailenin, yıllarca istihbarat birimlerinin radarına takılmadan yaşaması ve bir cinayeti işledikten sonra cesetle birlikte yaklaşık 480 kilometre yol kat ederek Suriye'ye kolayca kaçabilmesinin, güvenlik kurumlarının temel işlevini yerine getiremediğinin açık bir göstergesi olduğunu ileri sürdü.

Terör tehlikesi sınır ötesinde değil, ülke içinde büyüyor

Murat Bakan, Binali Aslan cinayetinin sadece bir cinayet vakası değil, aynı zamanda Türkiye içinde sessizce yeniden örgütlenen büyük bir tehlikeyi ortaya çıkardığını vurguladı. Bakan, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup IŞİD’e katılan, sempati duyan veya temas kuran kaç kişi var? Kaçı geri döndü, kaçı hala takip ediliyor? Benzer radikalleşme eğilimleri taşıyan sığınmacılar hakkında ne tür bir tespit ve denetim yapılıyor?" gibi hayati soruların yanıtsız kaldığını dile getirdi. Yıllardır terörle mücadelenin yalnızca sınır geçişleriyle sınırlandırıldığını, oysa tehlikenin asıl olarak ülke içinde kök saldığını belirten Bakan, İçişleri Bakanlığı'nın derhal şeffaf bir risk haritası yayınlaması gerektiğini ifade etti.

7 kritik soru

İçişleri Bakanlığı'nın olaya ilişkin yaptığı "aile Türk vatandaşıdır" şeklindeki açıklamasını olayın ciddiyetini gölgeleyen yetersiz bir yanıt olarak nitelendiren CHP'li Bakan, kuşkuların giderilmesi için Bakanlığın acilen yanıtlaması gereken yedi maddelik bir soru listesi sundu.

Bu sorular arasında; ailenin yıllarca nasıl tespit edilemediği, radikalleşme eğilimlerinin kimlerin bilgisi dahilinde olduğu, kayıp ihbarı sonrası Emniyet'in neden aranan araç prosedürünü devreye sokmadığı, Hatay hattında sınır geçişinin nasıl gerçekleştiği ve MİT, Emniyet ile Jandarma arasındaki bilgi paylaşımındaki zafiyetlerin nedenleri bulunuyor. Bakan, devletten propaganda yerine açıklık, bahane yerine sorumluluk beklediğini belirterek, tüm sorumlu kurum yöneticilerini hesap vermeye çağırdı ve güvenlik zafiyetlerinin soruşturulması için bağımsız bir denetim mekanizması kurulması talebinde bulundu.

Muhabir: OSMAN GÜNDEN