Son Mühür- CHP Genel Sekreteri Rıfat Turuntay Nalbantoğlu, Son Mühür mikrofonlarına parti içinde yaşanan disiplin süreçleri ve İzmir il yönetimine yönelik çok sert açıklamalarda bulundu. Eski İzmir İl Başkanının Genel Merkez ve Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik tavırlarını sert bir dille eleştiren Nalbantoğlu, "Mevcut yönetimi tanımıyorum demek parti ahlakına sığmaz, herkes haddini bilecek" dedi. Nalbantoğlu, disiplin süreçlerinin belediye başkanlarını da kapsayabileceğini belirterek parti içi disiplinden taviz verilmeyeceğinin sinyalini verdi.
Konuşmasında özellikle memleketi İzmir’deki il örgütlenmesine ve mevcut il başkanına yönelik çok sert eleştiriler yönelten Nalbantoğlu, parti ahlakı vurgusu yaparak şunları söyledi:
"Genel olarak CHP il örgütlerinde, ilçe örgütlerinde çok ciddi bir problem var. Her yerde bir problem var. İzmir benim şehrim. Böyle bir il yönetimi olur mu? Böyle bir il başkanı olur mu? 15 günde bir gazetecilerle konuşuyor; İzmir’in binlerce sorunu, ülkenin binlerce sorunu varken kafasını takmış Sayın Kılıçdaroğlu’na, benim de içinde olduğum Kılıçdaroğlu yönetimine. "Onu tanımam." ne demek?
Eleştirebilirsin, doğru bulmadığını söyleyebilirsin; bunların hepsi bizim parti ahlakımızda olan şeyler ama "Ben onu tanımıyorum." diyor. Kimi tanıyorsun? Bizim mevcut CHP yönetimi seni görevden alamayacaksa kim seni görevden alabilir? Açıklama yapıyor öyle "Beni görevden alamazlar." diye. Haddini bileceksin. "

"Disiplin kurulunu da tanımazsa ilişkisi kopar"
"Şu an görevden alındığının farkındadır. Tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edilmiş durumda. Disiplin kurulunda "Ben kendimi yanlış ifade ettim." derse başka ama "Ben disiplin kurulunu da tanımıyorum." derse CHP ile ilişkisi kopar."
"Aliağa'yı neden kaybettiğimizi bu arkadaşın tavrından anlıyoruz"
İzmir yerelindeki seçim sonuçlarına da değinen Genel Sekreter Nalbantoğlu, "Ben şunun da tesadüf olduğunu düşünmüyorum: İzmir’de başarılı bir seçim gerçekleştirdik, iki ilçe kaybettik; Menemen ve Aliağa. Aliağa’yı da nasıl kaybettiğimizi bu arkadaşın tavırlarını ve siyasal olaylara bakışını görünce anlaşılabilir bir hale geliyor. Daha çok genç. Kendisini canlı olarak bir kere gördüm.
Polemiğe girseydik muhtemelen "Tanımıyorum ben onu, o kim?" derdi. Ama bunlar ayıp şeyler. Nasıl anlatayım ben ona? Muhtemelen o sıralarda ortaokulda falandı; İzmir’de 30 ilçenin tamamını kazanıp mahkeme kararıyla birini kaybettiğimiz yerel seçimlerde il başkanlığı yaptığımı, il başkanlığı nedir ben bu arkadaşa nasıl anlatayım? Yine söylüyorum, siyaseten yolu açık olsun ama doğru adımlar atmalı, doğru yerlerde durmalı." ifadelerinde bulundu.
Nalbantoğlu, il başkanı ile olan kişisel temasını ise şu şekilde özetledi:
"Bahsettiğim gibi onu bir kere gördüm, o da 10 dakika idi. Sonraki süreçte davranışlarını görünce uzun uzun sohbet etmediğimiz için bir şey kaybetmediğimi fark ettim."
"Belediye başkanları da ihraç listesini"
İhraç süreçlerinin yerel yönetimlere ve belediye başkanlarına yansıyıp yansımayacağı sorusuna da yanıt veren Nalbantoğlu, işin İzmir perdesini şöyle açıkladı:
"Bütün içtenliğimle söyleyeyim, ben aslında genel başkanlığımız da dahil olmak üzere MYK'mızın herhangi bir insanın kesin ihraç talebiyle, tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edilmesinin heveslisi olduğunu düşünmüyorum. Kimse bunun meraklısı değil ama evet, belediye başkanlarımız da buna dahil. İzmir’deki herhangi bir belediye başkanımız açısından böyle bir sorunun gündemde olduğunu düşünmüyorum. Onlar açısından bir tehlike görmüyorum.
Sorumluluğunu aldıkları ilçenin, ilin vatandaşına verdikleri sözleri gerçekleştirirlerse çok daha iyi olacaktır. Bir önceki MYK'da ihraç edilen belediye başkanları türlerinin çok özel örnekleri. Bolu Belediye Başkanımız atılmalara doyamadı. Bu arkadaşların sorunu ahlaki. Ben İzmir’deki başkanlarımızda ahlaki bir sorun olduğunu duymadım, bilmiyorum."
"CHP'den ayrılmayı kolay görenlere elimden bir şey gelmez"

"Özel ekibin yeni partisi nasıl, CHP'nin kimliği açısından ne ifade ediyor?" ve "Bundan sonraki süreçte nasıl bir şekillenme olacak?" soruları üzerine Nalbantoğlu, yol ayrımında olan isimlere birlik çağrısı yaptı ve sitem etti:
"CHP'den ayrılmayı, bağlarını koparmayı bu kadar kolay göze alıyorlarsa bir şey yapamazsınız. Bu tabii ki bizim istediğimiz bir şey değil. Ben tüm arkadaşlarımızın CHP'de kalıp mücadelelerini bu çatı altında omuz omuza, kol kola sürdürmelerinin hem onlar açısından çok faydalı olacağını düşünüyorum. Böyle bir işaret alıyor musunuz derseniz, hayır almıyorum ama olması gerekenin bu olduğunu düşünüyorum. Bu ülkenin CHP'ye ihtiyacı var. Her gün bir şey duyuyoruz. Bunların hepsi o arkadaşların iradesinde olan şeyler. "Sen niye DSP ile görüşüyorsun?" diye soramam ben. Doğru bulmam, üzülürüm ama elimden bir şey gelmez."
"Toleransın da bir sınırı var, Genel Başkan adım atacaktır"
Son iki haftadır gerçekleştirilmeyen CHP grup toplantılarına ve önümüzdeki süreçte partiyi nelerin beklediğine dair de net mesajlar veren Nalbantoğlu sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu hafta değil bundan önceki salı günü Genel Başkan "Ben gidiyorum, konuşacağım." deseydi neler olurdu bir düşünün. Arkadaşlar bu konuyu bir kere bile düşünmüyorlar. Genel Başkanımız hassasiyeti ve duyarlılığı göstermiştir. İlk hafta genel merkeze davet etmişti. Bu hafta ne olur bilmiyorum ama toleransın da bir sınırı var sonuçta. Her şeyin bir sınırı olduğu gibi bunun da bir sınırı var. "Grup başkanlığı seçimi doğru şekilde yapılmadığı için tanımıyorum, ben de Çağatay Güç." diyor ya, biz de tanımıyoruz. Bu konuda gerekli adımları atacaktır Genel Başkanımız."




