Son Mühür/ Beste Temel- Ramazan ayı hepimiz için kutsal bir ay. Bir takım hayırlarımızı yapmak gibi bir düşüncelerimiz olur. Fitre ve zekatını veririz. Gerçekten ihtiyacı olan kişilere gitmesini isteriz. İzmir’de bu amaçla çalışan bir dernek var. Tarihi Basmane Hatuniye Yardım Derneği Aşevi her gün hem yemek veriyor hem de ihtiyaçlarını karşılıyor. Derneğin çalışmalarını Dernek Başkanı Müjdat Çobanoğlu ve Gazeteci Vahap Dabakan anlattı.

Dabakan’ın dernekle tanışması...

Gazeteci Vahap Dabakan, Hatuniye Yardım Derneği ile yollarının nasıl keşiştiğini anlattı.

“Ben üniversite yıllarında... Ben 1973 mezunuyum. Zor şartlarda okudum. Fakir bir ailenin çocuğuydum. Manisa Turgutlu'daydı babam, camide müezzinde kendisi... İki gün, üç gün otelde kalıyordum. Hep parayı veriyordum. Para olmadığı zaman otelci, ‘ağaç gölgesi mi burası?’ diyerek, atıyordu beni dışarıya... Ve Hatuniye Cami’nin orada bir park var. Kuşlu Cami de derler oraya da Döner taş diye de bilirler. O parkda, bankların üzerinde yatıyordum, ders çalışıyordum. O zaman üniversitemiz İnciraltı'ndaydı. Yayan gidip geliyordum ve Basmane’de lokantaların önünde yemek yiyip de çöpe atılan ekmek parçalarını toplayarak, karnımı doyuruyordum. Sonradan yurt dışına gönderdiler. 3 yıl Amerika'da kaldım. 8-9 ayda Avustralya'ya gönderdiler o yangınlarda. Orada kaldım ve sonra geldim. Gazeteciliğimiz ilerledi. Bir gün gezerken Basmane’de öğrencilik yıllarım aklıma geldi. Baktım Hatuniye'nin orada bir kuyruk var. Merak ettim, gazeteciliğimiz de var ya. Gittim sordum, ‘ya burada nedir bu kuyruk, hayrola’ Yemek dağıttıklarını öğrendim. Görevli başkanımız diye işaret etti. Tanıştık... Daha sonra yine caminin orada bir banka oturmuş meyve suyu ve poğaça atıştırırken başkan geldi ve beni derneğin ofisine götürdü. Giriş o giriş derneğe üye olmuştum artık... Oraya her gün gidip gelmeye başladım işimin müsait olduğu zamanlarda. Bir gün başkanım dedi ki, Hariçten gazel okuma, en iyisi gel buraya, bu yönetimde bizim yanımızda ol da birlikte hareket edelim bu iyilik hareketinde... Tanışmamız öyle oldu, o gündür bu gündür başkanımızın yanında yer alıyoruz.”

Hatuniye Derneği’nin amacı...

Hatuniye Derneği’nin amacı...

Başkan Müjdat Çobanoğlu, Ramazan ayı biraz daha yoğun geçtiğini ifade ederek derneğin kuruluş amacını anlattı.

“Derneğimiz özellikle sokaklarda kalan insanlara hitap ediyor. Basmane’nin ucuz otellerinde 300- 500 liraya konaklıyorlar. Bazen ya yemek yiyecekler ya da otelde kalacaklar şeklinde ikileme düşebiliyorlar. Devletimizin verdiği 8 bin lira gibi bir yaşlılık maaşı alanlar var. Onlar yani 15-20 gün anca yetebilir yemek yemezse ve diğer ihtiyaçlarını karşılamazsa. Derneğimizin de amacı oradaki insanlara yemek hizmetinde bulunmak. Ama bunun yanında giysi yardımında bulunuyoruz. Çünkü insanlarımız yani giysilerini yıkama olanakları yok. İlerideki projelerimizden bir tanesi de o konuda bir çalışma yapmak inşallah. İnsanlara giysiler, yemek verme, memleketine gitmek isteyen oluyor. Onlara tren veya otobüs bileti alıyoruz. Yapabileceğimiz her konuda destek vermeye çalışıyoruz. Bunun yanında yıllardır burs veriyoruz. Üniversitede okuyan talebelerimiz var. Ve bunlar ihtiyaç sahibi ailelerin başarılı çocukları. Belirli bir bütçemiz var. O bütçeye karşılık her sene 2-3 tıp öğrencimiz veya değişik branşlarda devlet hastanelerinde göreve başlayan talebelerimiz, mimarlıkta okuyanlar var, diğer branşlarda okuyanlar var. Bunun yanında her ay bizde kayıtlı olan ailelere gıda, erzak, et veriyoruz. Yaşlılar zaten kendilerine zor bakıyor. Bunlara destek olmak gerekiyor açıkçası. Gıda kolisi, alışveriş kartı, Evet, biraz da nakit para veriyoruz ki işte elektriği ve suyu %50 indirimli kullanan bu aileler elektriğini, suyunu ödesin. Kira yardımında bulunabiliyoruz.

Hayırseverlerin bağışları ile çark dönüyor...

“Yardımseverlerimizin destekleriyle ayakta duran bir dernek açıkçası. Elimizden geldiği kadar insanlarımıza fayda olmaya çalışıyoruz. Onların bu yükünü hafifletmeye çalışıyoruz. Sadece yardım etmek değil, bu insanların yanında olmak, biz de yanımızdayız deyip umut vermek bu da çok önemli. Hepsinle ayrı ayrı bir de oturup konuşuyoruz. Bizim aş evimizde iki personel çalışıyor. Bir aşçı, bir de ofis görevlisi. Biz başkanlık falan yaptığımız yok açıkçası. Her şeyle ilgilenmek zorundayız. Gerekirse hamallık da yapıyorsunuz. Her şeyi yapmak zorundasınız. Bizimki biraz farklı. Hemşeri derneklerinden de farklı. O insanlara moral motivasyonunu arttırıcı. Bazı konularda gelip danışırlar. Bazen psikolog oluyorsunuz, bazen yapılan şeylerle ilgili fikir veriyorsunuz falan. Böyle insanlara destek olmak amaç. Onu yapmaya çalışıyoruz.”

Herhangi bir siyasi bağ var mı?

“Yok, hiç kimseye öyle bir şeyimiz yok. Zaten olmaması gerekir. Bizde insanlar kuyruğa girer, yemeğini yer. İşte sen necisin, ocusun, bucusun diye bir şey asla olamaz. İnsandır çünkü temelde. Aynı şekilde burs verdiğimiz kişilerde kriterler var. Başarılı olacak. Ailesinin durumu yani bir asgari ücret en fazla giren aile olacak. Üzerinde mal varlığı falan olmayacak. Belli kriterler var.

36 yıllık dernek...

Dernek bu yıl 36. yıla giriyor. Topluma faydalı işler yapılmış. Derneği vakıflaştırmak ve bir bina kazandırmak için kolları sıvadıklarını ifade eden Başkan Çobanoğlu Ramazan ayının kutsal günlerinde hayır yapmak, zekat ya da fitresini vermek isteyenlerin sosyal medya sayfasında ya da derneğin internet sitesinde yer alan hesap numarasına gönderebileceklerini belirtti.

“Biz kimseden bize yardım edin. Biz işte yapıyoruz diye çok fazla ortalarda bu konularda dillendirmek, işte biraz reklam yapmak istemiyoruz. Ama buradan seslenmiş olalım. İşletmelerden gelecek yardımları tabii ki kabul ederiz. Firmanın elde kalan ürünleri, kıyafet, ayakkabı, çanta gibi... Ve hatta çok uygun, yani diyelim ki malın maliyeti ve onun yarısı kadar bir para vermeye de razıyız açıkçası. Yani önemli olan daha fazla kişiye ulaşmak. Daha fazla insanlara giysi, ayakkabı yardımında bulunmak. Amacımız o...”

Güvene dayalı bir iletişim...

Güvene dayalı bir iletişim...

Gazeteci Vahap Dabakan her şeyin güvene dayalı olmasının gerektiğini vurguladı.

“Burada her şeyden önce şunu söylemek istiyorum, güven meselesi. Eğer güven olmazsa hiç kimse şey yapmaz. Buraya yardım yapan herkes Müjdat Çobanoğlu'nun başkanlığındaki olan bir yerde bir kuruşun bir yere gitmeyeceğini ve o yerine ulaşacağını bildiği için herkes buraya gelip yardım ediyor. İnanır mısınız yurt dışıya? Avustralya'da. Bak Avustralya neresi? Dünyanın öbür ucu. Avustralya'dan yardım geliyor, Amerika'dan yardım geliyor, Almanya'dan, İngiltere'den. Almanya'dan bir bağışçımız var. İsmini vermek istemiyoruz. Allah razı olsun kendisinden. İşte başkanım biliyor. Başkanım daha açmadan o açıyor. Diyor ki ne gerek, ne lazım diyor. Sağ olsun. Hepsi ayrı ayrı. Ve geldikleri zaman da yanında Alman dostlarını getiriyor burayı göstermek için...”

Hatuniye Cami’nin öyküsü...

Hacı Hüseyin Efendi... O zamanın varlıklı bir ailenin reisi bir cami yaptırmayı düşünüyor. Şadırvanaltı Camisi, şu anki Şadırvanaltı Camisini projelendiriyor, maliyet çıkartılıyor. İşte o zaman Allah-u Alem beş teneke altın diye bir maliyet çıkıyor. O zamanın ünlü bir eşkıyası bunu duyuyor. Hüseyin Efendiye tehdit ediyor. ‘Sana üç gün mühlet, üç gün içerisinde bu beş teneke altını getirdin getirdin. Getirmezsen senin kelleni vuracağız’ diyor. Şimdi tabii insan bir hayır yapıyorsun, üzülüyor. Yani demoralize oluyoruz, biz de öyle oluyoruz. Bazen oluyor. Yani 600-700 kişinin içerisinden bir kişi bir şey söylüyor, moralin bozuluyor. Dolayısıyla da öyle bir şey yapıyorsun ama iki kişi için, üç kişi için 500 kişiyi bir yere atmak olmaz. Hacı Hüseyin Efendi de içine atıyor. Eşi iki gün sonra dayanamıyor. ‘Bey, sende bir şey var, anlat derdini’ diye paylaşmasını istiyor derdini kendisiyle... ‘Yok bir şey’ diyor önce. Sonra ‘ya hanım, hani biz cami yaptıracaktık ya. Bu camiyi duymuş eşkiyanın biri tehdit ediyor o parayı bize ver diye... Ya parayı ya kelleyi diyor. Para önemli değil ama cami... İşte böyle bir durum var başımızda’ diyor. Eşi de çok muhterem diyor ki, ‘bey sabah ola hayır ola, gün ola harman ola’ diyor. Bütün gece seccadesini seviyor kadıncağız. İki gözü, iki çeşme ağlıyor. Seccadede dualar ediyor. Namaz, niyaz, sabah oluyor. Eşi işine gidiyor ama hiç olmadık şekilde yarım saatte geri dönüyor. Eşi şaşırıyor. ‘Bey ne oldu, hayırdır sen bu saatte gelmezdin’ diyor. Hacı Hüseyin Efendi ise gözlerinden yaş akarak eşkiyanın yakalanıp, öldürüldüğünü öğrendiğini anlatıyor. ‘Hemen bir kuyumcuya gidip sana hediye aldım’ diyerek eşinin kucağına bilezikleri bırakıyor. Eşi ‘tamam bir dakika otur’ diyor hemen gidiyor yan odadan onun da biraz ziynet eşyaları varmış. Topluyor geliyor önüne koyuyor. ‘Bey bak bende de şu kadar bir şeyler var bunları da birleştirsek olur bana da bir cami yapsak ya’ diyor. Ve cami yapılıyor. Şimdi zihniyete bakın bu camide yıllardır bir sürü insan evlendi. Milyonlarca insan yemek yedi. Sünnet oldu. İbadet etti. Nasıl bir sadaka icabı? İkinci bir hikaye daha var onu da anlatayım. Kurtuluş Savaşı'mızda Sakallı Nurettin Paşa... Orduda sakal bırakan tek paşa, general. Özellikle de Kutlu Amara'da falan savaşmış. Afyon cephesine göndermişler. Sonra düşmanı önüne katıyor, nal dökene kadar geliyor. Oradan İzmir'e şöyle bir bakıyor. İzmir'e geldikten sonra bizim Basmane'nin oradan başlayıp. Valiliğin oraya kadar giden yoldur Anafartalar... Askerlerle geliyor, orada soruyor ‘burada helal parayla yapılmış bir cami gösterin bana’ diyor. Hepsi helal parayla yapılmış ama o zamanki ahalide Hatuniye gösteriyor. Geliyor, iki rekat şükür namazı kılıyor. ve Hatuniye camimize bir Kur'an-ı Kerim hediye ediyor. Taş baskı kendi imzası. O da bir hatıra...”

Müjdat Çobanoğlu kimdir?

“Ben İzmirliyim. Beş nesildir İzmirliyiz. Türkiye'nin elektronik, yazılım ve gıda sektöründe önemli firmalarının bölge distribitörlüğünü yaptık. Şu anda da işlerimiz devam ediyor. Gıda bölümünün büyük çoğunluğunu, işlerimizin yoğunluğunu dolayısıyla kardeşlerim yürütüyor şu anda. Derneğe başlamamız da tesadüf oldu. Derneğe yardım ediyorduk. Gıda ve bazı ihtiyaçlarına yardımcı olurken hiç aklımızda olmadan ilk kez bir derneğe üye olduk. Daha sonra başkanlığı devraldık. Şu ana kadar da inşallah daha iyi yerleri getirme noktasında insanlara faydalı olmaya çalışıyoruz. Zamanı gelince birine bu bayrağı bırakacağız. İhtiyaç sahiplerinin gıda, giyim, birçok her ne olursa elimizden geldiği kadar hayırseverlerimiz vasıtasıyla destek olmaya çalışıyoruz.”

Vahap Dabakan kimdir?

Vahap Dabakan kimdir?

“Her şeyden önce yıllardır gazeteci olarak birlikteyiz. Medya platformunda zaten birçok toplantılarda hep beraberiz. 2-3 gün önce de MÜSİAD'ın İzmir Şube Başkanı Gökhan Bey'in konuğuyduk zaten iftarda. Çok güzel bir yer yapmışlar. Onları da tebrik ediyoruz. 54 yıllık bir gazeteciyim ben. Ulusal gazetelerde, yerel gazetelerde çok çalıştım. Ajanslarda çalıştım. Hala gazeteciliğime devam ediyorum. Yeni Şafak Gazetesi İzmir ve Ege bölge temsilciliğini yürütüyorum. Bu arada da köşe yazarlığı yapıyorum. Ege Telgraf Gazetesi ve diğer gazeteler var. Gaziantep'te de ‘ne haftada iki gün köşe yazıyorum. 47-48 yıl polis muhabirliği yaptım ben. Polisin içerisinde yetiştim. İki evladım da polis teşkilatında.... Aynı zamanda İzmir Emniyet Müdürlüğü Destekleme Derneği'nde görev yapıyoruz.

Muhabir: Beste Temel