Silivri'deki anahtar krizi gündem yarattı: Avukat Baver Karakuş'un başından geçenler merak konusu oldu. 7 Ocak 2026 tarihinde müvekkil görüşmesi için Silivri Cezaevi'ne giden avukat Baver Karakuş, güvenlik prosedürü gereği araç anahtarını X-Ray cihazının üzerine bıraktı. Ancak görüşmelerinin ardından cezaevinden çıkışta anahtarını bulamadı. Yapılan tüm aramalara rağmen anahtar ortaya çıkmayınca, görevliler kamera kayıtlarını incelemeye karar verdi. Görüntülerde şaşırtıcı bir detay ortaya çıktı: anahtarı gazeteci Ruşen Çakır almıştı.
Anahtar olayının çarpıcı ayrıntıları
Kamera kayıtlarında, Karakuş cezaevinden ayrıldıktan sonra gazeteciler İsmail Saymaz ve Ruşen Çakır'ın X-Ray noktasından anahtarı aldığı görüldü. Çakır'ın anahtarı yanlışlıkla İsmail Saymaz'ınki zannederek aldığı, ancak bunun yanlış olduğunu fark etmesine rağmen geri getirmediği ortaya çıktı.
Olay sırasında CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay devreye girdi ve Ruşen Çakır'ı arayarak durumu iletti. Ancak Çakır, anahtarı Silivri'ye geri getirmeyeceğini, Maslak'taki iş yerinden alınabileceğini söyledi. Bu durum karşısında avukat Karakuş, eksi derecelerdeki soğukta, montu, telefonu, parası ve tüm kişisel eşyaları araçta kalmış halde yaklaşık dört saat beklemek zorunda kaldı.

Avukat Baver Karakuş kimdir?
Baver Karakuş, İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Mesleğini serbest olarak İstanbul merkezli sürdüren Karakuş, özellikle sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarla tanınıyor. Hukuki süreçler, cezaevi ziyaretleri ve güncel davalara ilişkin bireysel gözlemlerini düzenli olarak paylaşan Karakuş, iki küçük çocuk annesi.
Karakuş'un doğum yeri ve yaşına ilişkin kamuya açık resmi bir bilgi bulunmuyor. Baro kayıtlarında da bu bilgiler gizli tutuluyor. Ancak mesleki faaliyetleriyle ve bu son olaydan sonra sosyal medyada daha geniş kitlelere ulaştı.
Ruşen Çakır'dan özür geldi
Anahtar, nihayetinde bir motor kurye aracılığıyla saat 21.00'den sonra Karakuş'a ulaştırıldı. Ruşen Çakır daha sonra yaptığı açıklamada, yaşanan durumdan dolayı üzgün olduğunu belirterek Karakuş'tan özür diledi. Ancak sosyal medyada olay hala tartışılmaya devam ediyor ve birçok kişi bu durumu "güç ilişkileri" ve "kurumsal umursamazlık" bağlamında değerlendiriyor.
Silivri Cezaevi'nde düzenlenen resmi tutanakta da olayın ayrıntıları yer aldı. Bu olay, basit bir dalgınlığın nasıl büyük bir mağduriyete dönüşebileceğini ve sosyal medyanın gücünü bir kez daha gözler önüne serdi.





