Duştan sonra aynanın buharla kaplanması ona sıradan geliyor. Dolap kapaklarının şişmesi, havlunun kurumaması… Başta küçük detaylar gibi görünüyor. Ama uzmanlar, banyodaki nemin zincirleme bir soruna dönüştüğünü söylüyor.
Banyolar evin en nemli alanı. Duş sonrası ortamın nem oranı hızla yükseliyor. Bu nem duvarlarda, fayans derzlerinde ve hatta tavan aralarında birikiyor. Küf sporlarının çoğalması için yüzeyde yüzde 80, odada ise yüzde 65 nem yeterli oluyor. Gözle görülür su olmasa bile risk başlıyor.
Küf sadece görüntü sorunu değil
Uzmanlara göre küf estetik bir mesele değil. Solunum yolu hastalıkları, alerjiler ve hatta depresyonla bağlantısından söz ediliyor. Özellikle çocuklarda astım riskini artırdığı belirtiliyor. Yani mesele sadece duvardaki siyah leke değil.
Asıl sorun, nemin yapıya verdiği zarar. Fayansların altındaki yapıştırıcı zamanla gevşiyor. Derz harçları çürümeye başlıyor. Önce küçük bir boşluk, sonra hafif bir çıtırdama sesi. Sonrası düşen fayanslar ve kabaran duvarlar. Banyo tadilatlarının 50 bin ila 150 bin lira arasında değiştiği ifade ediliyor. Küçük bir ihmal, ciddi bir maddi yüke dönüşebiliyor.
On dakikalık doğal havalandırma yeterli oluyor
Uzmanlar çözümün aslında basit olduğunu anlatıyor. Banyodaki küçük pencerenin her gün açılması gerekiyor. Özellikle duş sonrası 10 dakika çapraz havalandırma yapılması nem oranını ciddi şekilde düşürüyor.
Pencere açıldığında nemli hava dışarı çıkıyor, temiz hava içeri giriyor. Bu sirkülasyon hem küf oluşumunu azaltıyor hem de fayans arkasında nem birikmesini engelliyor. Yaz aylarında pencerenin daha uzun süre açık kalması öneriliyor. Kışın ise 10-15 dakika yeterli görülüyor. Basit ama etkili bir önlem.
Pahalı cihazlara gerek kalmıyor
Bazı ev sahipleri nem alıcı cihazlar, meganezyum tuzları ya da havalandırma sistemleri tercih ediyor. Ancak uzmanlar doğal havalandırmanın en etkili yöntem olduğunu vurguluyor. Nem alıcıların banyoda çoğu zaman yetersiz kaldığı belirtiliyor.
Üstelik nem sadece bir daireyi etkilemiyor. Havalandırılmayan banyolardaki nem duvarlardan geçerek komşu dairelere de zarar verebiliyor. Bu durum zaman zaman komşular arasında tartışmalara yol açıyor. Küçük bir pencereyi açmak, hem bütçeyi hem de komşuluk ilişkilerini koruyor.
Sonuçta mesele büyük bir yatırım değil. Sadece alışkanlık. O pencereyi her gün birkaç dakika açmak. Yapılmadığında sonuçları ağır olabiliyor. Yapıldığında ise çoğu zaman fark bile edilmiyor. Ama etkisi var, hem de fazlasıyla.





