Son Mühür/ Emine Kulak- Söküm Uzmanları Derneği (ASUD) Başkanı Mehmet Şeymus Ensari, Avrupa Komisyonu’nun 2025 tarihli Meslek Hastalıkları Tavsiye Kararı’na ilişkin yaptığı açıklamada, asbeste bağlı hastalıkların kapsamının genişletilmesinin iş sağlığı ve sosyal güvenlik sistemi açısından kritik sonuçlar doğuracağını söyledi. Asbestin yalnızca solunum yollarını değil, sindirim sistemi dahil vücudun farklı bölgelerini de etkilediğine dikkat çeken Ensari, Türkiye’de kentsel dönüşümden bina yıkımına kadar pek çok alanda süren asbest maruziyetinin “uyuyan bir halk sağlığı tehdidi” olmaya devam ettiğini vurguladı.
Ensari, “Asbest hastalıklarının 20 ila 40 yıl arasında değişen ‘latent’ (uyku) süresi nedeniyle, bugün ölen pek çok kişi kayıtlara ‘kalp yetmezliği’ veya ‘yaşlılığa bağlı kanser’ olarak geçmektedir” dedi.
ASBEST SADECE SOLUNUM SİSTEMİNİ ETKİLEMİYOR
Ensari asbestin vücuda girdikten sonra yalnızca solunum yollarında kalmadığını, lenf yolları ve yutma yoluyla vücudun farklı bölgelerine de ulaştığını söyleyerek, “Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan 2025 tarihli Meslek Hastalıkları Tavsiye Kararı, asbeste bağlı hastalıkların kapsamının genişlediğini ve bilimsel kanıtların önemli ölçüde güçlendiğini açıkça ortaya koymuştur. Söz konusu raporda; daha önce sınırlı biçimde tanınan bazı hastalıkların meslek hastalığı olarak kabulü genişletilmiş, ayrıca kolon (kalın bağırsak), rektum ve mide kanserleri asbestle ilişkili ‘ileride tanınması önerilen’ hastalıklar listesine eklenmiştir. Asbest, vücuda girdikten sonra sadece solunum yolunda kalmıyor; lenf yolları ve yutma yoluyla vücudun diğer bölgelerine de ulaşıyor. 2025 raporuyla netleşen tablo şudur:
Kesinleşen Hastalıklar: Mezotelyoma ve akciğer kanserine ek olarak artık gırtlak ve yumurtalık kanserleri de asbeste bağlı meslek hastalığı statüsündedir.
Şüpheli Yeni Kanserler: Sindirim sistemi (kolon, mide, rektum) kanserleri üzerindeki asbest etkisi ‘kuvvetli şüphe’ ile izlenmektedir” ifadelerine yer verdi.
“MESLEK HASTALIĞI OLARAK TANINMAMAKTADIR”
Türkiye’de asbest maruziyetinin halen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Ensari, kentsel dönüşüm, bina yıkımı, gemi sökümü, bakım-onarım, altyapı ve sanayi faaliyetlerinin başlıca risk alanları olduğunu ifade etti. Ensari, “Meslek hastalıklarının tanınması bakımından bu gelişme, hem iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları hem de tazminat ve sosyal güvenlik sistemleri açısından önemli sonuçlar doğuracaktır. Türkiye açısından bakıldığında; asbest maruziyetinin halen kentsel dönüşüm, bina yıkımı, Gemi sökümü, bakım-onarım, altyapı ve sanayi faaliyetleri başta olmak üzere pek çok alanda devam ettiği bilinmektedir. Buna karşın, asbeste bağlı meslek hastalıklarının tanı, bildirim ve kayıt süreçlerinde ciddi yapısal eksiklikler bulunmaktadır. Uzun latent dönemler nedeniyle ortaya çıkan kanser vakalarının büyük bölümü, mesleki nedenleri araştırılmadan değerlendirilmekte ve meslek hastalığı olarak tanınmamaktadır” diye belirtti.
“TÜRKİYE’DE GİZLİ TEHLİKE: UYUYAN DEV”
ASUD açıklamasında, Türkiye’de asbestin 2010 yılında yasaklanmasına rağmen bu tarihten önce inşa edilen yapıların halen büyük risk taşıdığı vurgulandı. Özellikle kentsel dönüşüm süreçleri, deprem sonrası enkaz yönetimi ve asbeste bağlı hastalıkların ölüm istatistiklerine yansımaması önemli sorun alanları olarak sıralandı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Asbest Söküm Uzmanları Derneği (ASUD) olarak bir kez daha vurguluyoruz:
Asbeste bağlı hastalıklar önlenebilir niteliktedir ve bu alandaki kayıplar teknik değil, yönetimsel ve rantsal tercihlerden kaynaklanmaktadır.
Türkiye’de asbestin yasaklandığı 2010 yılından önceki yapılar hala büyük risk taşıyor. Özellikle aşağıdaki alanlar denetim boşluğunun en yoğun olduğu noktalardır:
* Kentsel Dönüşüm: Bina yıkımlarında asbest envanter raporlarının çoğu zaman sadece kağıt üzerinde kalması veya sahte raporlar düzenlenmesi
* Deprem Sonrası Enkaz Yönetimi: Özellikle 2023 depremi sonrası ortaya çıkan devasa enkazın ayrıştırılma ve depolanma süreçlerindeki asbest maruziyeti.
* Gizli Ölüm İstatistikleri: Asbest hastalıklarının 20 ila 40 yıl arasında değişen ‘latent’ (uyku) süresi nedeniyle, bugün ölen pek çok kişi kayıtlara ‘kalp yetmezliği’ veya ‘yaşlılığa bağlı kanser’ olarak geçmektedir”.
ASUD’DAN ÇAĞRI
Açıklamanın sonunda ASUD’un talepleri şu şekilde sıralandı:
“Bu çerçevede çağrımız şudur:
* Asbeste bağlı tüm hastalıklar, güncel bilimsel veriler doğrultusunda meslek hastalığı listelerine dahil edilmelidir,
* Riskli iş kollarında çalışanlar için düzenli sağlık gözetimi ve erken tanı programları uygulanmalıdır,
* Asbest içeren yapı ve tesisler için ulusal düzeyde şeffaf bir envanter oluşturulmalıdır,
* Bina Yıkım ve dönüşüm süreçleri bağımsız denetim ve etkin yaptırımlarla yürütülmelidir”.





