Ege ve Akdeniz’de son yıllarda giderek daha fazla konuşulan bir tür var: Aslan balığı. Uzun ve yelpaze biçimindeki yüzgeçleriyle oldukça dikkat çekici görünen bu balık aslında ciddi bir tehlike barındırıyor. Zehirli dikenleri nedeniyle hem insanlar hem de deniz yaşamı için risk oluşturuyor.

Uzmanlara göre bu balık sadece görünüşüyle değil, yayılma hızıyla da dikkat çekiyor. İzmir kıyılarında da zaman zaman görülen türün Akdeniz genelinde giderek daha fazla rastlandığı ifade ediliyor.

Dikenleri felç edebiliyor

Aslan balığının en dikkat çekici özelliği yüzgeçlerinin altındaki zehirli dikenler. Bu dikenler kurbanına temas ettiğinde ciddi acıya neden olabiliyor. Nadir durumlarda ölümcül olmasa da, uzmanlar temas durumunda acının oldukça şiddetli olabildiğini söylüyor.

Deniz biyologları olası bir batma durumunda yaralı bölgenin hemen sıcak suya sokulmasının önerildiğini belirtiyor. Bunun nedeni ise zehrin protein yapısının sıcak suyla parçalanabilmesi.

Aslan Balığı

Sayıları hızla artıyor

Deniz biyologlarının paylaştığı veriler, türün yayılma hızını açık şekilde ortaya koyuyor. Adriyatik Denizi’nde 2021 yılında sadece 1 örnek görülmüştü. 2023 yılında sayı 2’ye çıktı.

Ancak 2024 yılına gelindiğinde orta ve güney Adriyatik’te 122 örnek tespit edildi. Bu yıl ise sayının o kadar arttığı belirtiliyor ki, bilim insanları artık net bir sayım yapmanın neredeyse imkansız olduğunu ifade ediyor.

Uzmanlara göre bunun en önemli nedenlerinden biri bölgede doğal düşmanının olmaması.

Akdeniz’e gelişinin nedeni

Bilim insanları türün Akdeniz’e yayılmasında Süveyş Kanalı’nın genişletilmesinin etkili olduğunu söylüyor. Kanalın adeta bir geçiş yolu oluşturduğu belirtiliyor.

Buna bir de deniz suyunun ısınması eklenince aslan balığının yeni bölgelerde yaşamını sürdürebilmesi kolaylaştı. Üstelik bu türü avlayabilen canlılardan biri olan ahtapotların sayısındaki düşüş de istilayı hızlandırdı.

Uzmanlara göre çözüm: Avlanmasını teşvik etmek

Bu istilacı balıkla mücadelede bazı ülkeler farklı bir yöntem uyguluyor. Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ta aslan balığının avlanması teşvik ediliyor.

Bunun nedeni ise etinin oldukça lezzetli ve değerli kabul edilmesi. Uzmanlara göre balığın tüketiminin artması, popülasyonunun kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir.

Deniz biyologları kısacası şunu söylüyor: Bu balıkla mücadele etmenin en etkili yolu onu sofraya taşımak. Böylece hem deniz ekosistemi korunabilir hem de istilacı türün yayılması biraz olsun yavaşlatılabilir.

Kaynak: Haber Merkezi