Son Mühür/Merve Turan- Son Mühür TV’de yayımlanan, Kemal Kamburoğlu’nun moderatörlüğünü üstlendiği Hayatın Nabzı programının bu haftaki konuğu Gazeteci ve İzmir Ege Medya Platformu Başkanı Ahmet Kaplan oldu. Programda Suriye merkezli gelişmeler başta olmak üzere bölgesel ve küresel gündemin öne çıkan başlıkları ele alındı.

“Suriye’de gelinen nokta 10 yıl önce uyarılan sürecin sonucu”

Ahmet Kaplan, yaklaşık 10 yıl önce Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesine ilişkin yaptığı değerlendirmeleri hatırlatarak, büyük güçlerin bölgeye yerleşmesi halinde bunun yalnızca Türkiye için değil, tüm bölge için ciddi sonuçlar doğuracağını ifade etti. Kaplan, gelinen noktada ABD’nin milyarlarca dolarlık yatırım yaptığı, silahlandırdığı ve dizayn etmeye çalıştığı bir yapının ortaya çıktığını söyledi.

Şivan Perwer tartışması ve Kürt meselesi

Kaplan, Şivan Perwer’e ait bir videoyu izlediğinde üzüntü duyduğunu belirterek, Kürtlerin emperyalist güçlerin tetikçisi olamayacağını dile getirdi. Bölgenin “böl-parçala-yut” politikalarına sürüklendiğini savundu.

Kemal Kamburoğlu ise Şivan Perwer’in emperyalist güçlerden maddi destek aldığı yönünde kanaati olduğunu belirterek, Perwer’in Kürt halkının temsilcisi olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

“Silahlar nerede, ordular nerede?”

Kaplan, SDG ve Mazlum Abdi üzerinden yürütülen tartışmalara değinerek, dile getirilen 100 bin kişilik ordu iddialarını sorguladı. ABD tarafından gönderilen yüzlerce TIR silahın akıbetinin belirsiz olduğunu söyledi. Bu süreçte Kürtlerin ayrımcılığa uğradığı algısının bilinçli şekilde körüklendiğini ifade etti.

İran ve Türkiye’nin de benzer şekilde bölünmek istendiğini savunan Kaplan, İsrail’in üst düzey askeri yetkililerinin Türkiye’yi hedef alan açıklamalarına dikkat çekti. Emperyalist ve siyonist planlara karşı tek çözümün birlik ve bütünlük olduğunu vurguladı.

ABD, İsrail ve küresel güç dengeleri

Kamburoğlu, İsrail’in ABD üzerindeki etkisine dikkat çekerek, ABD’nin SDG’ye yönelik tutum değişikliğinin gerçek mi yoksa görüntü mü olduğu sorusunu gündeme getirdi.

Kaplan ise bu tablonun tek bir nedene bağlanamayacağını, ABD içinde farklı güç odakları bulunduğunu belirtti. ABD’nin Çin ile artan rekabet nedeniyle odağını Asya’ya çevirdiğini, Orta Doğu’daki kaosla daha fazla uğraşmak istemediğini söyledi. Büyük Orta Doğu Projesi’nin tamamen rafa kalkmadığını ancak şimdilik ertelendiğini ifade etti.

Suriye ordusu, CENTCOM ve İsrail etkisi

Kaplan, Suriye ordusunun ilerleyişi sırasında CENTCOM Komutanlığı’nın “durun” çağrısında bulunduğunu hatırlatarak, bu yapıda İsrail ve siyonist etkinin yüksek olduğunu dile getirdi.

Doğu Akdeniz ve deniz yetki anlaşması çağrısı

Suudi Arabistan’ın son dönemde Türkiye’ye daha yakın bir politika izlediğini belirten Kaplan, hükümete açık bir çağrıda bulundu. Suriye ile deniz yetki anlaşması yapılmadığını hatırlatan Kaplan, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin elini güçlendirmek için acil adım atılması gerektiğini söyledi. İsrail ve Güney Kıbrıs’ın bölgedeki hamlelerine karşı deniz yetki anlaşmasının büyük güçler devreye girmeden imzalanması gerektiğini vurguladı.

ABD kamuoyu ve New York seçimleri

Kaplan, Donald Trump’ın Gazze savaşı sonrası yaptığı açıklamalarda Amerikan kamuoyunun İsrail’e karşı tutum aldığını söylediğini hatırlattı. Bu durumun somut yansımasının New York’taki seçim sonuçlarında görüldüğünü, siyonist baskılara rağmen Mamdani’nin seçimi kazandığını ifade etti.

Türk bayrağının indirilmesi tartışması

Programda Türk bayrağının indirilmesi olayı da gündeme geldi. Bayrağın, şehitlerin kanıyla kazanılmış bir değer olduğu vurgulanarak, yaşanan olayın son derece üzücü olduğu ifade edildi.

DEM Parti, birlik vurgusu ve bölgesel gelecek

Kaplan, DEM Parti’nin yanlış bir sürece çekildiğini savunarak, bölgenin kaderinin kardeşlik ve birlikten geçtiğini söyledi. Küçük ve parçalı devlet yapılarıyla güç kazanılamayacağını, Araplar ve Kürtler birlikte hareket ederse emperyalist dayatmalara karşı durulabileceğini belirtti. Silahların gölgesinde değil, Türkiye’de özgür siyaset zemini içinde politika yapılması gerektiğini dile getirdi.

Batı ittifakı, güvenlik arayışı ve Türkiye

İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Batı ittifakının çözülme sürecine girdiğini söyleyen Kaplan, bu durumun Türkiye’nin lehine olduğunu ifade etti. ABD’nin “sizi artık korumayacağız” mesajı sonrası Avrupa ülkelerinin zorunlu askerliği gündeme aldığını, otomotiv fabrikalarının silah üretimine yönlendirildiğini belirtti. Batılı ülkelerin yeni bir güvenlik ittifakı arayışında olduğunu ve Türkiye’ye yakınlaşmaya çalıştığını söyledi.

Emekliler ve ekonomik gündem

Programın son bölümünde emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılar ele alındı. Kaplan, emeklilerin yıllarca prim ödeyerek hak kazandıkları maaşlarla yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti. TÜİK verilerinde açlık sınırının 30 bin lira olarak açıklanmasına rağmen emekli maaşlarının 20 bin lira seviyesinde kalmasını eleştirerek, devletin kendi açıkladığı açlık sınırına emekli maaşlarını neden eşitlemediği sorusunu gündeme getirdi.

Muhabir: MERVE TURAN