Ortadoğu’daki askeri dengeleri kökten değiştirecek stratejik bir gelişme, ABD basınından sızan bilgilerle dünya gündemine bomba gibi düştü. Bölgedeki varlığı uzun süredir tartışma konusu olan Amerika Birleşik Devletleri’nin, Suriye topraklarındaki askeri mevcudiyetine tamamen son vermeye hazırlandığı öne sürülüyor. Üst düzey yetkililere dayandırılan iddialar, Beyaz Saray’ın bölgedeki "tüm postalları" çekme kararı aldığı yönünde birleşiyor.
Washington kulislerinde hareketlilik: 1000 asker için geri sayım
ABD medyasında yer bulan ve ismi gizli tutulan üç farklı Amerikalı yetkilinin paylaştığı bilgilere göre, Suriye’de aktif görevde bulunan yaklaşık bin kişilik askeri gücün tamamı ülkeyi terk edecek. Pentagonda planlama aşamasının ötesine geçtiği belirtilen bu çekilme takviminin oldukça kısa bir süreye yayıldığı aktarılıyor. Aynı kaynaklar, Washington yönetiminin önümüzdeki iki ay içerisinde Suriye sahasındaki tüm askeri unsurlarını tahliye ederek geri çekilme sürecini nihayete erdirmeyi hedeflediğini vurguluyor.
Stratejik üsler Suriye ordusuna teslim ediliyor
ABD’nin topyekûn çekilme iddiaları sadece birer söylemden ibaret kalmıyor; sahadaki fiili durum da bu süreci doğrular nitelikte ilerliyor. Amerikan ordusu, son dönemde kritik öneme sahip noktaları boşaltarak Suriye devlet güçlerine devretmeye başladı. Özellikle Haseke bölgesinin kilit noktalarından biri olan Şeddadi Üssü ile Suriye, Irak ve Ürdün sınır hattının birleştiği stratejik El-Tanf Askeri Üssü’nün geçtiğimiz günlerde Suriye ordusuna teslim edilmesi, bu çekilme kararının en somut kanıtları olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel dengelerde yeni bir dönem
Amerikan güçlerinin Suriye’deki birçok noktayı peşi sıra Suriye ordusuna devrederek geri çekilmesi, bölgedeki jeopolitik denklemi yeniden kurguluyor. Yaklaşık bin askerin tamamının tahliyesiyle birlikte, ABD’nin yıllardır sürdürdüğü saha hakimiyetinin nasıl bir boşluk yaratacağı ve Suriye ordusunun bu devraldığı stratejik üslerde nasıl bir hakimiyet kuracağı merak konusu olmaya devam ediyor. İki ay içinde tamamlanması öngörülen bu süreç, sadece Suriye’nin iç dengelerini değil, sınır komşularıyla olan ilişkileri de doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor.





