Son Mühür- Türkiye’nin modern tarihindeki en derin toplumsal travmalardan biri olan 6 Şubat depremlerinin üzerinden tam üç yıl geçti. Takvimler 2023’ü gösterdiğinde yaşanan o karanlık sabahın bıraktığı izler, aradan geçen zamana rağmen tazeliğini korumaya devam ediyor. Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı ve BASK Konfederasyonu Genel Sekreteri Ahmet Doğruyol, felaketin üçüncü yıl dönümü vesilesiyle yayımladığı mesajda, yaşanan acıların boyutuna ve devlet mekanizmalarının afet yönetimi konusundaki eksikliklerine dikkat çekti. Doğruyol, 11 ilde 15 milyon insanı doğrudan sarsan ve resmi verilere göre 50 binden fazla can kaybına yol açan yıkımın, hafızalardan silinmeyecek bir ders olması gerektiğini vurguladı.
Geçmeyen acılar ve dinmeyen sızılar: Üç yıllık muhasebe
Felaketin üzerinden üç koca yıl geçmesine rağmen kayıpların bir kısmına hâlâ ulaşılamamış olması, ailelerin yüreğindeki sızıyı daha da derinleştiriyor. Ahmet Doğruyol, 1999 Marmara Depremi'nde edinilen tecrübelerin 6 Şubat’ta yeterli bir reflekse dönüşmediğini ifade ederek, toplumsal duyarlılığın artmasına karşın kamu otoritesinin kriz anında gereken hızı sergileyemediğini belirtti. Doğruyol’a göre, mevcut yapısal sorunlar ve hazırlıksızlık hali devam ettiği sürece, ülkenin herhangi bir noktasında meydana gelecek yeni bir sarsıntı benzer trajedilerin tekerrür etmesine neden olacak. Bu durumun, gelecekte de aynı ağıtların yakılmasına ve vatan evlatlarının yine hazırlıksız yakalanarak toprağa verilmesine yol açacağı uyarısında bulundu.
Unutulmayan ihmaller ve kriz yönetimindeki gecikmeler
Depremin hemen ardından geçen ilk 24 saatin hayati öneme sahip olduğunu hatırlatan Doğruyol, o süreçte yaşanan aksaklıkları sert bir dille eleştirdi. Askeri ve emniyet güçlerinin bölgeye sevkiyatında yaşanan gecikmelerin, seferberlik ilanı konusundaki duraksamaların ve vatandaşların enkaz başında çaresizce bekleyişinin hafızalara kazındığını söyledi. Kızılay’ın depremzedelerin barınma ihtiyacı üzerinden yürüttüğü ticari faaliyetleri ve iletişim altyapısının çökmesi nedeniyle babasına yardım mesajı ulaştıramayan küçük Elif Eylül gibi dramları "asla unutmayacağız" diyerek hatırlattı. Doğruyol, evladının elini enkaz altından bırakmayan babanın çaresizliğinin, afet yönetimindeki organizasyon bozukluğunun en somut nişanesi olduğunu ifade etti.
Barınma sorunu ve geleceğe yönelik radikal çözüm önerileri
Üç yıl geride kalmış olsa da hâlâ 360 bini aşkın vatandaşın konteyner kentlerde hayata tutunmaya çalışması, Ahmet Doğruyol tarafından "üzüntü verici bir tablo" olarak nitelendirildi. Türkiye’nin kaçınılmaz bir deprem kuşağında yer aldığını hatırlatan Genel Başkan, artık kaybedecek bir saniye bile olmadığını vurguladı. Bilimsel verilerin dışlandığı inşaat projelerine, kaçak yapılaşmaya ve siyasi bir araç haline gelen imar aflarına kesinlikle geçit verilmemesi gerektiğini belirtti. Modern görünen ancak afetlere karşı mukavemeti düşük olan kentler yerine, her türlü doğal risk karşısında direnç gösterebilecek, planlı ve güvenli yaşam alanlarının inşa edilmesi çağrısında bulundu.
Eğitimde reform ve sorumluluktan kaçmama çağrısı
Ahmet Doğruyol, afet yönetimine dair stratejik bir değişikliğin şart olduğunu savunarak, yıkımlardan sonra yapılan iyileştirmelerle övünmek yerine, yıkım yaşanmadan önce alınan koruyucu tedbirlerle gurur duyulması gerektiğini söyledi. İhmali olan tüm sorumlulardan yargı önünde hesap sorulmasının adaletin bir gereği olduğunu belirten Doğruyol, eğitim sistemine dair de önemli bir öneri sundu. İlkokul seviyesinden itibaren her öğrenci için "Temel Afet Bilinci" ve "Temel İlk Yardım" eğitimlerinin müfredatta zorunlu hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Eğer 1999 sonrasında bu adımlar atılmış olsaydı, 2023’teki kayıpların bu denli ağır olmayacağını vurgulayan Doğruyol, sonradan yapılan hiçbir müdahalenin giden canları geri getirmeyeceği gerçeğini bir kez daha hatırlatarak açıklamasını tamamladı.





