Gıda güvenliği uzmanları, tereyağının saklanmasına ilişkin yaygın alışkanlıkların gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Uzmanlara göre tereyağı, düşük su oranı ve yüksek yağ içeriği sayesinde mikrobiyal bozulmalara karşı doğal bir direnç gösteriyor.
Halk arasında tüm süt ürünlerinin buzdolabında saklanması gerektiği yönündeki genel kanının, tereyağı için her zaman geçerli olmadığı ifade ediliyor. Yapılan açıklamalarda, tereyağının kendine özgü kimyasal yapısının bu ürünü diğer mandıra ürünlerinden ayırdığı vurgulandı.
Diğer süt ürünlerine göre yapısı farklı
Uzman değerlendirmelerine göre tereyağı; süt ve krema gibi ürünlere kıyasla oldukça düşük protein ve karbonhidrat içeriyor. Bu durum, bakteri ve küf oluşumu için gerekli olan besin ortamını sınırlandırıyor. Pastörize edilmiş ve tuzlanmış tereyağlarının, hava almayan kaplarda muhafaza edilmesi koşuluyla oda sıcaklığında tazeliğini koruyabildiği belirtiliyor.
Asıl risk oksidasyon olarak öne çıkıyor
Uzmanlar, tereyağında bozulmanın temel nedeninin bakteri değil oksidasyon olduğuna dikkat çekiyor. Ürünün güneş ışığına veya yoğun hava temasına maruz kalması halinde yağ yapısının bozulduğu ve acılaşma meydana geldiği ifade ediliyor. Bu nedenle ışık geçirmeyen, hava sızdırmaz seramik ya da cam kapların tercih edilmesi öneriliyor.
Saklama koşulları gıda güvenliğinde belirleyici
Açıklamalarda, tereyağının tamamının değil yalnızca 2-3 gün içinde tüketilecek kısmının oda sıcaklığında bekletilmesi gerektiği vurgulanıyor. Ortam sıcaklığının 21 dereceyi aştığı yaz aylarında ya da aşırı nemli bölgelerde ise buzdolabı kullanımının zorunlu hale geldiği kaydediliyor.
Oda sıcaklığında tutulan tereyağının kullanımında her zaman temiz bıçak tercih edilmesi, çapraz bulaşma riskine karşı dikkatli olunması gerektiği de hatırlatılıyor. Uzmanlar, bu kurallara uyulması halinde tereyağının hem lezzetini hem dokusunu koruyabileceğini bildriyor.





