İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl ve ekibi, Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezinin verilerine dayanarak 1950–2025 dönemini kapsayan 75 yıllık iklim serisini analiz etti.

Çalışmada, karın yüzeyde oluşturduğu örtüden çok, su kaynaklarını doğrudan besleyen “kar su eşdeğeri” verileri esas alındı. Araştırmada, artan kış sıcaklıkları nedeniyle karın zeminde tutunamadan hızla erimesiyle ortaya çıkan ve “sıcak kar kuraklığı” olarak tanımlanan sürecin uzun dönemli etkileri değerlendirildi.

İzmir’de Engel Tanımayan Iki Hayat

Kıtalar arası kar kuraklığı kuşağı oluştu

Araştırma sonuçlarına göre 1975’ten itibaren belirginleşen kuraklık sinyali, 2000’li yıllardan sonra Batı Balkanlar’dan başlayarak Karadeniz çevresini saran, Anadolu’nun yüksek dağlık alanlarından geçip Kafkaslar ve Zagros Dağları’na kadar uzanan kıtalar arası bir “kar kuraklığı kuşağı”na dönüştü.

Türkiye’nin, Avrupa genelinde genişleyen bu kuraklık riskinin ve kıta boyunca uzanan devasa kar kaybı koridorunun tam merkezinde yer aldığı belirlendi.

Sorun karın yağmaması değil, suyu tutamaması

Araştırmada kar su eşdeğerindeki düşüşün yalnızca kar yağışındaki azalmadan değil, yağan karın zeminde tutulan ve suya dönüşebilen kısmındaki hızlı kayıptan kaynaklandığı ortaya konuldu.

Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde kar örtüsündeki azalmanın geçici bir dalgalanma olmadığı, yer yer kalıcı hale gelen ve zamanla genişleyen kar kuraklığı kümelerine dönüştüğü tespit edildi.

İzmir’de Engel Tanımayan Iki Haya

İçme suyu, tarım ve enerji için ciddi risk

Araştırmacılar, kar su eşdeğerindeki kayıpların uzun vadede içme suyu temini, tarımsal üretim ve enerji üretimi üzerinde ciddi baskılar oluşturabileceği uyarısında bulundu.

Tağıl: gizli risk “sıcak kar kuraklığı”

Prof. Dr. Şermin Tağıl, doktor öğretim üyesi Çağan Alevkayalı ve araştırma görevlisi Nami Yurtseven ile yaklaşık 1,5 yıldır kar su eşdeğeri verilerini analiz ettiklerini belirtti.

Sorunun karın yağmaması değil, karın taşıdığı su miktarının azalması olduğuna dikkat çeken Tağıl, karın erken erimesi nedeniyle doğal su bankalarının yeterince beslenemediğini vurguladı. Tağıl, 1975 sonrası kar kuraklığının etkisini artırdığını, 2000’li yıllardan itibaren ise Avrupa’dan Anadolu’ya uzanan geniş bir kuraklık kuşağı oluştuğunu ifade etti.

İzmir’de Engel Tanımayan Iki Ha

Dağlık alanlarda yüzde 30’a varan kayıp

Tağıl, özellikle 1000–1500 metre yükselti aralığındaki dağlık alanların “doğal su kuleleri” olduğunu belirterek, bu bölgelerde son 20 yılda kar su eşdeğerinde yaklaşık yüzde 30 azalma tespit edildiğini açıkladı. Küresel atmosferik süreçlerin de kar kuraklığı üzerinde etkili olduğunu dile getiren Tağıl, bu tablonun Dicle ve Fırat başta olmak üzere sınır aşan sular, tarım, gıda güvenliği ve enerji sistemleri üzerinde ciddi baskılar oluşturduğunu söyledi.

“Yeni su yönetimi politikaları hayati”

Su planlamasının geçmiş iklim koşullarına göre yapılmasının riskleri artırdığına işaret eden Tağıl, kar su eşdeğerini merkeze alan yeni su yönetimi politikalarının, erken uyarı sistemlerinin ve alternatif depolama çözümlerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Kaynak: AA