Seksen yıldır aralıksız tüten o baca, birkaç ay içinde tamamen sönecek. Bergama’nın simgesi haline gelen, 96 yaşındaki Eşref Taşkın’ın Selinos Deresi kıyısındaki tarihi kahvaltı salonu, kamulaştırma kararı nedeniyle kapılarını kilitlenmeye hazırlanıyor.

Almanya’dan İtalya’da kadar geniş bir ziyaretçi kitlesini ağırlayan bu küçük dükkan, sadece bir işletmenin değil, koca bir devrin kapanışına tanıklık ediyor.
Süt ve ekmekle başlayan seksen yıllık serüven
Eşref Taşkın, dedesinin açtığı bu dükkanın kapısından içeri ilk girdiğinde henüz 16 yaşındaydı. O dönemlerde dışarıda kahvaltı yapmak büyük bir lükstü. Masalarda bardak bardak taze süt ve fırından yeni çıkmış ekmekten başka bir şey bulunmazdı. Zamanla işin başına geçen Taşkın, menüyü yerel zeytin, taze kaymak, bal, yumurta ve peynirle zenginleştirdi.
Aşırıya kaçmadı hiç. Karmakarışık sunumlar yerine en doğal, en sade olanı seçti. Lezzeti sadelikte buldu.
İlerleyen yaşına rağmen dükkandan bir an olsun kopamadı. İşleri oğlu Erkin Taşkın’a devretse de iki büklüm haliyle her sabah dükkanın yolunu tuttu. Müşterilerle sohbet etti, masalara neşe kattı.
"Ben Picasso muyum ki bu kadar geliyorlar?"
Dükkanın ünü kısa sürede Bergama sınırlarını aştı. Dünyanın dört bir yanından sırf Eşref amcanın elinden bir bardak çay içmek için gelenler oldu. Gördüğü bu yoğun ilgiyi her zamanki mütevazı tavrıyla karşılayan 96 yaşındaki usta, şaşkınlığını şu sözlerle dile getiriyor:
"İnsanlar burayı gözlerinde büyütüyor. Herkes beni çok seviyor. Ben Picasso muyum? Anlam veremiyorum. 'Senin için geldik' deyip Almanya'dan, İtalya'dan, Kafkaslardan çıkıp geliyorlar. Benim için burası dükkan değil, adeta bir devlet."
Ancak bu tarihi mekan için yolun sonu göründü. Bölgedeki kamulaştırma çalışmaları nedeniyle işletmenin bir iki ay içinde tamamen boşaltılması gerekiyor.
Doğup büyüdükleri ev kapanıyor
Ailesi için burası yalnızca bir ekmek teknesi değil. Dükkanın bulunduğu alan, eskiden Taşkın ailesinin yaşadığı evdi. Zamanla genişletilerek kahvaltı salonuna dönüştürüldü. Yani Eşref Taşkın’ın çocukluğu, gençliği ve tüm anıları bu duvarların arasında saklı.
Babasının bu yaştan sonra yeni bir dükkan açmasının mümkün olmadığını belirten oğlu Erkin Taşkın, sürecin burukluğunu şöyle anlatıyor:
"Buranın her köşesinde babamın anıları var. İki büklüm olmasına rağmen halâ buraya gelmek istiyor. Şimdi şimdiden 'Ben evde ne yapacağım?' diye söylenmeye başladı. Onu teselli etmeye çalışıyoruz. Bizim için de kapatmak çok zor ama elden bir şey gelmiyor."
Bergama’nın yaşayan tarihi, Selinos Deresi’nin kenarındaki son kahvaltısını verdikten sonra kepenklerini bir daha açmamak üzere kapatacak. Geride ise kırk yıllık hatırların ötesine geçen 80 yıllık unutulmaz bir lezzet mirası kalacak.




