Son Mühür/ Emine Kulak- İslam aleminin büyük bir heyecanla karşıladığı, paylaşma ve dayanışma duygularının zirveye ulaştığı Ramazan ayı, dün ilk oruçların tutulmasıyla başladı. Ancak İzmir’de bu yıl iftar sofraları, manevi atmosfer kadar ekonomik tabloyla da konuşuluyor. Evde iftar yapmayı tercih edenler kadar dışarıda sofraya oturmak isteyenler de var; fakat artan fiyatlar birçok vatandaşı zor durumda bırakıyor.

İftar Menüsü 1000 Lirayı Aştı

İzmir Lokantacılar ve Gazinocular Odası Başkanı Doğan Kılıç, bu yıl iftar menülerinin geçen Ramazan’a kıyasla neredeyse yüzde 50 oranında zamlandığını söyleyerek, “Bugün bir vatandaş çorba, et yemeği, pilav ve tatlıdan oluşan tam bir menü tercih ettiğinde kişi başı 1000–1100 liradan aşağıya kalkamaz. Normal bir esnaf lokantasında bile fiyatlar bu seviyeye ulaştı. Geçtiğimiz yıl aynı menü yaklaşık 600 lira civarındaydı. Bu da fiyatların bir yılda neredeyse yarı yarıya arttığını gösteriyor” dedi.

Örnek fiyatlar da tabloyu ortaya koyuyor: Bir kelle paça 280–300 lira, et yemeği 450 lira, pilav 90–100 lira bandında. Dört kişilik bir ailenin tek bir iftar için ödeyeceği tutar ise 4 ila 5 bin lirayı buluyor.

“Asgari Ücretli İçin Dışarıda İftar Hayal”

Artan fiyatların özellikle dar gelirliyi dışarıdaki sofralardan uzaklaştırdığını belirten Kılıç, “Asgari ücretin 20 bin lira olduğu bir ülkede, bir baba maaşının dörtte birini tek bir iftar yemeğine nasıl ayırsın? İnsanlar geçinemiyor ki bize gelebilsin. Biz bu fiyatları keyfimizden yazmıyoruz; maliyetler bizi buna zorluyor” ifadelerini kullandı.

Geçmiş yıllarda Ramazan öncesi rezervasyonların günler öncesinden dolduğunu hatırlatan Kılıç, bu yıl ise ciddi bir durgunluk yaşandığını dile getirdi:
“Eskiden Ramazan geldiğinde ayrı bir heyecan olurdu. ‘Akşama ne hazırlasak’ diye plan yapardık. Telefonlarımız susmazdı. Şimdi rezervasyon bir yana, insanlar Ramazan’ın başladığının bile farkında değil. İftar saatinin geç olması da etkiliyor. Müşteri bulamıyoruz, hayal kuramıyoruz.”

Et, Kira ve Faturalar Esnafı Zorluyor

Kılıç’a göre sorun yalnızca gıda fiyatları değil. İşletme giderlerindeki artış da esnafı çıkmaza sürüklüyor.
“Geçen yıl kilosunu 450 liraya aldığımız et, bugün toptan 900–1000 liraya çıktı. 40 bin lira olan kiralar 100 bin liraya dayandı. Elektrik, su, doğalgaz faturaları zaten ortada. Sadece son bir ayda 60 meslektaşımız dükkan kapattı. Üstelik çoğu resmi kaydını bile kapatmadan sessizce çekiliyor. Eskiden dükkan açmak mutluluktu, şimdi kapatınca ‘zarardan kurtuldum’ diye sevinen esnaf var. Küçük esnaf adeta yok oluşa sürükleniyor.”

“Kent Lokantası Modeli Haksız Rekabet”

Belediyelerin uygun fiyatlı yemek hizmetlerine de değinen Kılıç, özellikle “Kent Lokantası” uygulamasını eleştirdi.
“Bir simidin 20 lira olduğu yerde dört çeşit yemeği 25 liraya satmak mantıklı değil. Bizden alınan vergilerle bize rakip olunuyor. Devlet ve belediye kendi asli görevini yapmalı. Eğer amaç gerçekten ihtiyaç sahibine destek olmaksa, kart sistemi uygulanabilir. Vatandaş mahallesindeki lokantada yemeğini yer, biz indirim yaparız, farkı belediye karşılar. Böylece hem esnaf ayakta kalır hem de vatandaş kent lokantası aramak zorunda kalmaz.”

25 liraya sunulan dört çeşit yemeğin sembolik bir bedel olduğunu savunan Kılıç, “Madem bu kadar düşük fiyatla veriliyor, o zaman aşevi gibi ücretsiz dağıtılsın. Seferihisar’daki gibi yemekler sessizce ihtiyaç sahiplerinin evine ulaştırılsın. Kemeraltı’nın ortasında bu şekilde satış yapıldığında yalnızca ihtiyaç sahibi değil, durumu iyi olan da gidiyor. Bu da haksız rekabet yaratıyor” dedi.

Ramazan ayının bereket ve dayanışma ayı olduğunu vurgulayan Kılıç, hem vatandaşın hem de esnafın ayakta kalabileceği bir modelin hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Muhabir: Emine Kulak