Son Mühür- Başkan Trump'ın ikinci başkanlık döneminde Beya Saray'da ilk kez ağırladığı Cumhurbaşkanı Erdoğan'la verdiği samimi görüntüler dikkat çekmişti.
Savunma ve enerji konularında taraflar arasında yapılacak görüşmelerde nasıl bir uzlaşmaya varılacağı merakla bekleniyordu.
138 dakika süren ve Trump'ın Erdoğan'ın koltuğunu tutması ve kapıya kadar uğurlaması gibi detayların ön plana çıktığı zirveden çıkan somut sonuçlar olarak THY'nin Boeing'ten alacağı 225 uçak olduğu, Heybeliada Ruhban Okulu'yla ilgili sıcak gelişmelerin olacağı ve ABD'den LNG alınacak olmasıydı.

Gözler Beyaz Saray'daki zirvedeydi

Hayati konular masada...

''Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Washington'a yaptığı resmi gezinin şekli konular üzerinden köpürtülmesi, iki ülke arasındaki hayati konular hakkında nasıl bir mutabakata varıldığı veya varılamadığı gibi esas açılardan değerlendirilmemekte olması bizdeki medyanın ve ülkedeki siyasi havanın tabii neticesi olsa gerektir.'' hatırlatmasında bulunan Prof. Dr. Hasan Ünal,
''Amerika'dan 200'den fazla Boeing sivil uçağı ve yüksek miktarda LNG alınacağına dair ön anlaşmalar somut sonuçlardan bazıları ancak bu kadar alışveriş yaptığımız bir devletten karşılık olarak ne tür veya ne kadar siyasi taviz elde ettiğimiz ise tamamen karanlıkta.
Örneğin doğrudan ulusal çıkarımız olmayan bölgesel konularda fikir teatisi yapıldığı anlaşılıyor ancak bizim ulusal güvenliğimiz ve milli bütünlüğümüz açısından olağanüstü öneme sahip PKK/PYD konusunda somut olarak hangi tavizi aldığımıza dair bir işaret yok. Hatta 'meşruiyet' veya 'saygı' laf kalabalığı arasında biz mi tavize zorlandık? Amerikan medyasına bazı bilgiler sızdırılırsa belki daha fazla bilgimiz olur.'' değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan ve ona ABD gezisinde eşlik eden gazeteciler
F-16 ve F-35 konusunda son durum ne?


''Öte yandan F16'lar ve F35'ler hakkında epeyce spekülatif haber yazılıyor ama ne konuşulduğu ve tam olarak nasıl bir mutabakata varıldığına dair fazlaca bir şey bilmiyoruz. Kaldı ki, yıllardır F35 almayacağımız şeklinde belirlediğimiz politikadan vaz geçip geçmediğimiz de belli değil.'' diyen Ünal,
''Bu da pek çok soruyu gündeme getiriyor. Mesela hem F16'ları hem de F35'leri ve geçenlerde anlaşmasını imzaladığımız Eurofighter uçaklarının hepsini birden mi alacağız? Eğer öyleyse KAAN'ın üretimi hikaye miydi veya yavaşlatılıp durdurulacak mı?
Yoksa hem bu uçakların hepsini alıp hem de KAAN'ı üretmeye tam hızla devam mı edeceğiz? Ve bu mümkün mü, mantıklı mı? Amerika'dan/Batı'dan alacağımız 4.5 ve 5. nesil uçakları Amerika ve İsrail'in istemediği hedeflere karşı kullanabilecek miyiz? Bu konularda Çin ve Rusya ile birlikte üretme seçeneklerine neden yönelmiyoruz?'' diye sordu.


Anayasal olarak mümkün mü?


''Görüşmede gündeme gelen Fener Kilisesi meselesiyle ilgili nasıl bir uzlaşmaya varılmıştır.'' diye soran Prof. Ünal,
''Heybeliada Ruhban Okulu konusunu başka devletlerle pazarlık konusu yapıp anayasal olarak mümkün olmamasına rağmen bu Okulun açılmasına karar vermek bizi 19. yüzyıl Osmanlısı ile aynı konuma düşürmez mi? Yani Batılıların baskısıyla her şeyi kabul eden bir Osmanlı...
Çok kutupluluk çok taraflı bir dış politikayı gerekli kılar ama bizim yaptığımız pek de böyle görünmüyor... Epeyce kafa karışıklığı ve her tarafla ilişkide gözlemlenen güven kaybı çok daha belirgin gibi... Bizden söylemesi'' hatırlatmasında bulundu.

Muhabir: Bünyamin Dobrucalı