Son Mühür- Türkiye, sadece sınırları içinde değil sınırları dışında da barış çabalarına destek verecek dikkat çekici bir hamlede bulundu.
Uzun süredir gündemde olan Türkiye-Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma işbirliği konusunda somut adımlar atıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı.

Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan Ortak Savunma Anlaşması, 3 devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağladı.
Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan ortak açıklamasında, anlaşmanın, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçladığı bildirildi.
Açıklamada, anlaşmanın, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngördüğü vurgulandı.
Müslüman dünyasının devleri...
Lübnan asıllı ünlü yorumcu Mario Nawfal, ''Müslüman dünyanın en büyük üç oyuncusu, sessizce kendi bloklarını oluşturmaya koyuluyor'' sözleriyle sıcak gelişmenin önemine dikkat çekti.
''Bu üçlü, neredeyse bir yıldır ortak bir savunma anlaşmasına doğru yavaş yavaş ilerliyor; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın geçen Eylül ayında imzaladığı karşılıklı savunma anlaşmasına girmeye çalışıyor'' hatırlatmasında bulunan Nawfal,
''Herkes bir şeyler getiriyor: Suudi parası, Türk insansız hava araçları ve savunma teknolojisi, ve Müslüman dünyadaki tek nükleer silahlara sahip Pakistan.
Bunları bir araya getirin ve Washington ya da Pekin'e hesap vermeyen bir blok gibi görünmeye başlıyor.
Böyle sessiz bir üçlü görüşme, tam da bu tür şeylerin ilerlediği yerdir'' vurgusunda bulundu.

İsrail'e karşı caydırıcı olur...
Üç ülke liderinin imzaladığı savunma anlaşmasına dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Ünal,
''Eğer bu yeniden hizalama, mutlaka agresif bir İsrail karşıtı ittifak değil, İsrail'e karşı caydırıcılık sağlamayı hedefliyorsa, istenen etkiyi üretebilir.
Ancak eğer İran karşıtı bir pakta yönelirlerse, bu sadece daha fazla gerilim ve siyasi kaosa yol açar; ki bu, İsrail ve ABD'nin kolayca manipüle edebileceği bir durumdur'' uyarısında bulundu.





