İlk olay... Takvimler, 20 Kasım 2021’i gösteriyordu... Muğla Ortaca’daki evinde aniden rahatsızlandı... Bilinci kapanmıştı... Yıldırım hızıyla... Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi... Milyonların sevgilisi o sanatçının... Beyin damarında pıhtı tespit edilmiş ve ardından acil bir operasyon geçirmişti...

İki yıl önceydi...
Takvimler “24 Mart 2024 Pazar”ı gösteriyordu…
Ayrıca sanatçının daha sonra geçirdiği en kritik hastaneye yatırılma durumlarından biri de 24 Mart 2024 tarihinde yaşanmış, yine ambulansla Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak “inme tedavisi” görmüştü...
*
Ambulans…
İstanbul Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne ulaştığında…
Kimsecikler…
O ambulansın…
Türk Sineması'nın “unutulmaz bir aktör”ünü…
Azrail'le yarışarak acil'e getirdiğinin farkında değildi…
Herkes seferber oldu…
Büyük sanatçının tıkalı olan beyin damarı açıldı ve…
Uyutularak...
Gözlem altına alındı…
Entübe durumdan…
Acaba ne zaman çıkarılacaktı?
Az sonra…
Tam da buraya yeniden döneceğiz!
*
Kahkahalarla gülen bir sahnesi var mıydı?
Hatırlamıyorum…
Ama…
Şahane “gülümseyen” bir Fatsalı'ydı…
Karadeniz'in…
Tüm özelliklerini üstünde taşıyordu…
Sıkı delikanlıydı…
Seyirci rekoru kıran tüm filmlerin aktörüydü…
Allah rahmet eylesin…
Ayhan Işık “kral”dı ama…
Karadeniz delikanlısı Kadir İnanır…
Soluk soluğa okuduğunuz bir romanın…
Gülmeyi unutmuş “sır” kahramanı…
Ya da…
Ender de olsa…
Gülünce “gözleriyle derdini anlatan” bir aktör oluveriyordu...
Kimilerine göre…
Bu “güzel gülüş” herkese nasip olmuyordu işte…
*
Yeşilçam'a adım attığında…
1968 yılıydı ve…
Henüz, 20 yaşındaydı…
Gösterişli bir delikanlıydı…
“Dertli Gönlüm” ile Yeşilçam'a adım attı…
2019'da “Kapı” filmiyle…
“Buraya kadarmış…” dedi…
Yarım asır gibi bir zaman dilimine…
Aslanlar gibi…
182 sinema filmi ile 12 TV dizisi sığdırdı…
Doktorlar “Aman, sakın haaa!” diye korkutmasa…
Hala…
Birkaç ay önce “77yaşında” kamera karşısına geçme cesaretini gösterecekti ama…
*
Bu güzel ülke için dünya rekorudur…
50 yıla…
182 film ile 12 TV dizisi sığdırmak…
*
O yakışıklı bunu hatasız gerçekleştirdi…
Sinema kuyruklarında…
En çok kadınların yer tuttuğunu…
Seslendirmeye gerek var mı?
Aşkı ve sevdayı…
En iyi anlatan aktörlerin başını çekiyordu…
Sert bakışları…
O'nu farklı bir rolün yeri doldurulamaz sanatçısı yapmıştı…
Yıllar öncesinden…
Yazıp, bi'kenara koymuşum…
110 yaşındaki Türk Sineması'nın…
Unutulmaz filmlerinden…
Özellikle altı tanesi…
O Karadeniz Delikanlısı Kadir İnanır'ın…
Olağanüstü oyunculuğu ile…
Bugün…
“Şaheserler” olarak anılıyor…
Bi'solukta sayalım:
“Üç Arkadaş (1971)”… / “Bodrum Hakimi (1976)”… / “Selvi Boylum Al Yazmalım (1977)”… “Yılanların Öcü (1985)”… / “Med Cezir Manzaraları (1989)” ve... “Tatar Ramazan (1992)”…
Aralarında izlemediğiniz varsa…
Bugünün TV dizilerine az ara verin ve…
Bulun, buluşturun ve bu filmleri mutlaka izleyin…
Bana dua edeceksiniz!

Kadir Inanır-6
Kadir İnanır'la ilgili sıcacık birkaç satır okudum…
Yazanın kalemine sağlık:
“Filmleriyle soğuk yüreğimizde ılık rüzgarlar estirdi… Sevgiyi, aşkı hep en tatlı haliyle anlattı… Sert bakışlarıyla posta da koydu, yürekleri dağlayan sevdasıyla yumuşacık bir adam da oldu... Kimi zaman mafyayla savaştı, kimi zaman arkadaşlarıyla banka soydu bazen de sevdalısını alıp dağlara kaçırdı... O kalbimizde her daim sert bakışlı duygusal adam olarak kaldı... Bakışlarıyla korkutan adamın içindeki çocuğu gösterdi bize... Türk Sineması’nda bir devri açtı ve o kapıyı henüz kimse kapatamadı...”
Türk Sineması'nın…
Yarım asırdır ışık saçan ölümsüz aktörü Kadir İnanır için…
Bundan daha güzel anlatım olabilir mi?
*
Ailesinin son çocuğuydu…
İstanbul'un ünlü Haydarpaşa Lisesi'nin yatılı öğrencisiydi…
Yüksek öğrenim diploması ise…
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ndendi…
*
Her yiğidin kalbinde bir aslan yatar…
Ses Dergisi'nin “Sinema Artisti Yarışması”nda finale kalmıştı…
Önceleri fotoromanlarda oynadı…
Türkiye'ye yüzünü ezberletti…
Şimdi çok şaşıracaksınız…
İlk kez başrolde oynadığı…
1970 tarihli, Atıf Yılmaz'ın yönettiği “Kara Gözlüm” filminde…
Türkan Şoray'la başrolleri paylaştı…
Dostlukları 50 yıldır devam ediyordu…
Daha sonra Şoray'la sayısız film çevirerek…
Türk Sineması'nın…
Unutulmaz aktörleri arasına girdi…
*
5. Altın Koza Film Festivali'nde…
Başrolünü Filiz Akın'la paylaştığı “Utanç” (1973) adlı filmle…
“En İyi Erkek Oyuncu” seçildi…
Ve yine…
Başrolünü Fatma Girik'le paylaştığı (1985) “Yılanların Öcü” filmiyle “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nün sahibi oldu…
Bir diğer ödül ise…
“Medcezir Manzaraları” adlı film ile 1990'da…
“3. Ankara Film Festivali”nde bi'kez daha “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü havaya kaldırdı…
Şaşırtan bir detay…
Yıllar önce “Flash TV”de akşamları “sekiz ana haber” bülteni sundu…
*
Ve…
24 yıl aradan sonra 2003 yılında…
“Gönderilmemiş Mektuplar” filmde…
Türkan Şoray'la yeniden bir araya geldi…
O film…
Kadir İnanır ile Türkan Şoray'ı…
Birbirlerine çok yakıştıranları…
Bir kez daha haklı çıkardı…
*
Bu arada hatırlatalım…
Müzisyen Soner Arıca…
Eski millî futbolcu Erdoğan Arıca ve…
Oyuncu Levent İnanır'ın ise dayısıydı…
*
Sosyoloji, ekonomi ve siyasetle…
Yakından ilgileniyordu…
Hiç evlenmedi…
25 yıldır Jülide Kural ile birliktelik yaşıyordu…
*
Bitiriyoruz...

Türk sinemasının usta oyuncusu Ordu Fatsalı Kadir İnanır...
77 yaşında...

Size... Bize... Hepimize veda etti...

Zatürre sebebiyle uzun süredir tedavi görüyordu...
Kadir İnanır, “28 Haziran Pazar” günü son yolculuğuna uğurlanacak... Sanatçı için pazar günü saat 13.00'te Atatürk Kültür Merkezi'nde tören düzenlenecek. Cenaze namazı Barbaros Hayrettin Paşa Camii'nde kılınacak ve ardından ikindi namazına müteakiben Ulus Mezarlığı'nda toprağa verilecek...
Mekanı Cennet olsun...

Nokta...

Hamiş: Bu yazının başlığı biraz farklı: Meali aynen şöyle: Yeşilçam'ın efsanevi ismi Kadir İnanır'ın kullandığı "Ben öldüğümde bu ülkede her evden bir cenaze çıkacak" sözleri, Türkiye'nin O’nu ne kadar çok sevdiğini ve benimsendiğini anlatan metaforik bir ifadedir... Usta oyuncu, "Ölümünün herkesi yasa boğacağını ve her evde bir matem havası estireceğini" dile getirerek, sanatçı kimliğinin ve bıraktığı mirasın büyüklüğünü kendi üslubuyla ifade etmiştir...

Sonsöz: Sinemadaki kendine has tarzı ve replikleri zamanla bir ekole dönüşerek “Kadirizm” olarak anılıyordu...