Bugün 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü.

Bir çocuğun elinden tutarak ona harfleri, sayıları, hayatı ve insan olmanın sorumluluğunu öğreten bütün öğretmenlerimizin önünde saygıyla eğiliyorum. Ancak bu anlamlı günü yalnızca çiçeklerle, güzel sözlerle ve kutlama mesajlarıyla karşılamak içime sinmiyor. Çünkü öğretmene duyulan saygının gerçek ölçüsü, kürsülerde kurulan cümlelerden önce, onun nasıl yaşadığına ve hangi koşullarda çalıştığına verdiğimiz cevaptır.

Dünya Öğretmenler Günü, 1966 yılında kabul edilen ILO ve UNESCO Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı’nın yıl dönümüdür. Dolayısıyla 5 Ekim, öğretmenlerin haklarını, mesleki saygınlığını ve çalışma koşullarını konuşmayı gerektiren bir gündür. Aradan geçen altmış yılın ardından hâlâ aynı temel soruyu sormalıyız.Geleceği emanet ettiğimiz öğretmenlere, kendi geleceklerini güven içinde kurabilecekleri bir yaşam sağlayabiliyor muyuz?

Bir öğretmen, ay sonunu nasıl getireceğini düşünerek sınıfa girmemelidir. Kirası, faturası, ulaşımı ve çocuğunun ihtiyaçları arasında sıkışan eğitim emekçisine sürekli fedakârlık çağrısı yapmak adil değildir. Öğretmen maaşları insanca yaşamaya yetecek düzeyde olmalı; ekonomik koşullar karşısında korunmalıdır. Ek ders ücretleri emeğin karşılığını vermeli, emeklilikte gelir kaybını azaltacak düzenlemeler yapılmalıdır. Yıllarını öğrencilerine adayan insanlara, yaşlılıklarında geçim kaygısı bırakılmamalıdır.

Öğretmenlik mesleğinin güvencesi de ücret kadar önemlidir. Kadrolu, sözleşmeli ve ücretli istihdam biçimleri üzerinden oluşan farklılıklar, aynı sorumluluğu taşıyan eğitimciler arasında adaletsizliğe dönüşmemelidir. Eğitim gibi süreklilik isteyen bir kamu hizmeti, geçici çözümlere teslim edilemez. İhtiyaç duyulan öğretmenler, planlı biçimde, güvenceli kadrolarla istihdam edilmelidir. Bir sınıfın öğretmene kavuşmasıyla bir öğretmenin mesleğine kavuşması, birbirinden ayrı meseleler olarak görülemez.

Atama bekleyen öğretmenlerin sesini de duymak zorundayız. Yıllarını eğitime, sınavlara ve hazırlığa veren gençlerin hayatlarını belirsizlik içinde bekletmek kabul edilemez. Atama süreçleri şeffaf, denetlenebilir ve liyakat esaslı olmalıdır. Hiç kimse siyasi yakınlığına, tanıdığına veya sendikal tercihine göre değerlendirilmemelidir. Öğretmen adayının hakkını korumak, öğrencinin nitelikli eğitim hakkını korumanın da başlangıcıdır. Adalet, okul kapısına gelmeden önce atama kapısında görünmelidir.

Aile birliği de ertelenebilecek bir talep değildir. Başka çocukların geleceği için çalışan bir öğretmenin kendi çocuğundan, eşinden ayrı yaşamaya mecbur bırakılmasını olağan karşılayamayız. Mazerete bağlı yer değiştirme süreçlerinde gerçek ihtiyaçları gözeten, öngörülebilir ve hakkaniyetli çözümler üretilmelidir. Sağlık sorunları, engellilik durumu ve bakım sorumlulukları yalnızca evrak üzerinden değerlendirilmemelidir. Her başvurunun arkasında bir aile, bir hayat ve çoğu zaman sessizce büyüyen bir yorgunluk vardır.

Öğretmenin can güvenliği konusunda ise hiçbir tereddüde yer yoktur. Okulda şiddetin, tehdidin ve hakaretin karşısında etkili önlemler alınmalı; eğitim çalışanları yalnız bırakılmamalıdır. Okullar yeterli güvenlik, temizlik ve rehberlik personeliyle desteklenmelidir. Öğretmenden hem ders anlatmasını hem bütün idari eksikleri kapatmasını hem de her krizi tek başına çözmesini bekleyemeyiz. Güvenli okul, öğrencinin de öğretmenin de en temel ihtiyacıdır.

Mesleki saygınlık, öğretmenin söz hakkıyla birlikte düşünülmelidir. Eğitim politikaları hazırlanırken sınıfın gerçekliğini bilen öğretmenlerin ve onları temsil eden sendikaların görüşleri dikkate alınmalıdır. Sendikal örgütlenme ve hak arama özgürlüğü baskı konusu yapılamaz. Eleştiren öğretmeni susturmak, eğitimdeki sorunu ortadan kaldırmaz. Aksine, çözümün önünü kapatır. Öğretmenin mesleki gelişimini destekleyen, bilgisini önemseyen ve karar süreçlerine katılımını sağlayan bir anlayışa ihtiyacımız var.

Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin emeği ayrıca görünür kılınmalıdır. Her öğrencinin farklı gereksinimine uygun eğitim sunmak; sabır, uzmanlık ve güçlü destek mekanizmaları gerektirir. Uygun sınıf koşulları, yeterli materyal, yardımcı personel ve erişilebilir okul ortamları sağlanmalıdır. Özel okullarda çalışan öğretmenlerin de ücret ve çalışma güvencesi korunmalıdır. Öğretmenlik emeğinin değeri, çalışılan kurumun tabelasına göre değişmez. Aynı mesleğin bütün mensupları onurlu çalışma koşullarını hak eder.

Cumhuriyet’in eğitim anlayışı bize güçlü bir sorumluluk yükler. Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı aydınlanma yolunda öğretmen; aklın, bilimin, laikliğin ve eşit yurttaşlığın taşıyıcısıdır. Çocuklarımızın sorgulayabilmesi, özgür düşünebilmesi ve birbirlerinin haklarına saygı duyabilmesi için öğretmenin güçlendirilmesi gerekir. Eğitimi günlük siyasi hesaplardan uzak tutmak, bu ülkenin ortak geleceğine sahip çıkmaktır. Her çocuğa nitelikli, bilimsel ve kamusal eğitim sunmak, Cumhuriyet’e karşı sorumluluğumuzdur.

Bir baba olarak kızımın okulda öğrendiği her yeni bilginin, kazandığı her güzel alışkanlığın arkasındaki emeği görüyorum. Bir sendikacı olarak da o emeğin yalnızca teşekkürle karşılanamayacağını biliyorum. Öğretmenin hakkını savunmak, velinin gündeminden uzak bir mesele değildir. Çocuğumuzun eğitimini önemseyen her birimiz, onun öğretmeninin yaşam koşullarını da önemsemek zorundayız. Çünkü sınıfın kapısı kapandığında dışarıdaki hayatın bütün yükleri bir anda yok olmuyor.

Bu taleplerin hayata geçirilmesi için açık takvimler belirlenmeli, ayrılan kaynaklar kamuoyuyla paylaşılmalı ve ilerleme düzenli olarak izlenmelidir. Öğretmenler, hangi sorunun ne zaman çözüleceğini bilmelidir. Hakların karşılığı, vaatlerde değil, her gün hissedilen somut iyileşmelerde ve adil uygulamalarda bulunmalıdır.

Bugün bütün öğretmenlerimizin Dünya Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. Emekli öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyor, hayatını kaybeden eğitim emekçilerimizi saygıyla anıyorum. Dileğim, gelecek 5 Ekimlerde aynı sorunları sıralamak zorunda kalmamamızdır. Bunun yolu bellidir: Eğitim bütçesinde öğretmenin emeğine öncelik vermek, özlük haklarını geliştirmek, güvenceli istihdamı sağlamak ve mesleki onurunu korumak. Öğretmene verilen söz, somut adımlarla karşılık bulmalıdır. Bir ülke, öğretmenine layık gördüğü hayat kadar geleceğine inanır. O hâlde bugün kutlama mesajlarımızın yanına açık bir irade koyalım.Çocuklarımızın yarınlarını büyüten öğretmenlerin haklarını bugün teslim edelim.