Yıllar yıllar önceydi... Amerika Birleşik Devletleri'nin başkenti Washington'daki… Hayvanat bahçesinin dünya tatlısı konuğu… “Mei Xiang” adlı Panda doğuma hazırlanıyordu...

Ne var ki...
Gebelik dönemi sıkıntılı geçiyordu…
Dünyanın gözü kulağı hep Anne Panda’daydı...
Hayvanat bahçesi yetkilileri…
Anne panda “Mei Xiang”, doğuma alışsın diye…
Kafese küçücük oyuncak panda koydular…
Mei Xiang, çabuk alıştı sanal yavruya…
O'nunla oynadı, kucağına aldı; annelik provası yaptı…
Sonunda doğum gerçekleşti…
Gelin görün ki…
Bebek panda karaciğer hastalığı ile dünyaya gelmişti…
Özel bakıma ihtiyacı vardı…
Gelgelelim, anne Mei Xiang…
Yavrusunu bir an bile yanından ayırmıyordu…
Bu yüzden bebeğe ekstra bakım uygulanamadı…
Yavru panda fazla yaşamadı…
Hayvanat bahçesini yönetenler…
Yavrunun öldüğünü…
Anne pandanın kafesinden gelen “ağlama sesinden” anladılar…
Sonra ne oldu, biliyor musunuz?
Anne panda Mei Xiang…
Bebeği doğmadan önceki haline döndü...
Oyuncak pandayı elinden bırakmadı…
Uzun süre O'nu kucaklamayı hep sürdürdü…
Ne var ki...
Ağlamaya hep devam etti!

*

Önceki gün (4 Ekim) “Dünya Hayvanları Korumu Günü”ydü…
Aslında uluslararası özelliği olan bir gün…
Neredeyse şu yaşlı dünyada “200 yıldan” fazladır kutlanıyor…
Belki şaşıracaksınız ama...
Bizdeki mazisi de bi'hayli eski…
Mesela…
200 yıl önce İngiltere Parlamentosu'na sunulan…
“Atlara iyi davranılması” hakkındaki yasa tasarısı…
Kahkahalar eşliğinde…
“Sıra yakında kedilere, köpeklere de gelecek” diye reddedilirken…
Bizim atalarımız, yük hayvanlarının…
Cuma günleri çalıştırılmasını fermanla yasaklamıştı…
Atlar da “insanlar gibi bir gün” tatil yapmalı anlamındaydı ve…

Aslında o ferman…
Dünyada bilinen ilk hayvan hakları belgesiydi…

Dahası var…
Bu topraklarda kurulan…
İlk Hayvanları Koruma Derneği, an itibarıyla 111 yaşında!
Bugün ise…
Köpeklerin patilerini kesen…
Kedilerin canlı canlı gözlerini oyan…
Kuyruklarından tutup duvara çarpan vicdansızların…
Kabahatler Kanunu sayesinde…
Aramızda dolaşmalarına izin verilen…
Bir süreç yaşıyoruz…
Nereden nereye, di’mi?

*

Geride bıraktığımız yıllarda...
Uzun zamandır, benzersiz bir fotoğraf kullanmıştık...
Konak Belediyesi’nin önceki kıdemli Başkanı Abdül Batur…
“Patival Festivali”nin tanıtımını yapıyordu…
Festivalin çok anlamlı bi'özelliği vardı…
Sokak hayvanları özelinde onlara yuva arayan…
İlk festival olarak dikkat çekiyordu…
Masanın arkasına iki koltuk koydular…
Birine Başkan Batur oturdu…
Yanına kimi oturttu dersiniz?
Dünya sevimlisi bir köpeği; üç yaşında ya var ya yok…
Batur ile yanındaki can dost…
Önce gözleriyle birbirlerini selamladılar…
Başkan sözlerini tamamladı…

Eğildi, o sevimli köpeği gözlerinden öptü…

Yani, bir film senaryosu olsa…
Ancak bu kadar sevgi dolu ve gerçekçi olabilirdi…
Nitekim...

Önceki gün...
Konak Belediyesi’nin yedinci kez düzenlediği...
“Patilerin Festivali”nde...
Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu da...
Festival alanındaki stantları ziyaret ederek...
Katılımcılarla bir araya geldi; duygularını şöyle seslendirdi:

“Can dostlarımızı sahiplendirmek için düzenlediğimiz bu festivali çok önemsiyoruz... Kimse parayla bu ticarete ortak olmasın... Bizi arayabilirler... Barınağımıza gelip kendilerine bir ev arkadaşı seçebilirler...”

*

Hayvan-insan ilişkisinin en güzel örneğini…
Gidin, Foça'da yaşayın; gözleriniz nemlenir…
Akşamüstü sahilde onlarca “kedi” görürsünüz…
Her birinin bir “balıkçı teknesi” vardır…

“Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli” dercesine…

Balıkçı tekneleri yaklaşırken…
Kediciklerin hepsi heyecanlanırlar…
Neden biliyor musunuz?
Çünkü...
Kıyıya bağlanan teknelerin en güzel balıkları…
Onlara nasiptir…
Aşkla beklediklerine değer…
Balık dolu kasalar buzhaneye götürülmeden önce…
Her teknenin kaptanı önce…
Teknesini sevgi dolu gözlerle bekleyen…
Patilileri besler…

Bu nedenle Foça'nın kedileri tartışmasız prensestir!..

Whatsapp Image 2026 10 06 At 07.46.49

*

50 küsür yıllık evliliğimizin, 40 yılında…
Dört köpek büyüttük…
Cahide Sultan'la birlikte…
Hepsi bebiş'ken eve geldikleri için biberonla boy attılar…
Çok iyi baktık; üçü 20'li yaşlarını gördü…
Bakın çevrenize…
Bazı insanlar hala hayvanların “aptal” olduğuna inanır…
Neden?
Konuşamadıkları için mi?
Oysa, bilir misiniz ki?
Onlar da üzüldüklerinde gözyaşı dökerler…
Kızdıklarında sinirli sinirli bakarlar…
Konuşamasalar bile bakışları ile sizi etkilerler…
Onların üzüm buğusu gözlerinde…
Her dilin tercümesi hazırdır…
Sadece ortak bi'kusurları vardır:

Hepsi “Sevgi Budalası”diye anılırlar!

İstisnasız hepsi “sevilmeyi” bekler…
Sezgileri güçlüdür; sahte sevgileri çabuk fark ederler!
O'nun için...
Aklınızdan nelerin geçtiğini bile “şıppadanak” anlarlar!

*

Bitiriyoruz…
Bilimsel bir gerçekle…

Kedileri, köpekleri sevip okşamak…
Enerjinizi yükseltir…

Sevgi alışverişinin şifa dağıttığına şaşırmayın…
Hayvanların fiziksel ve ruhsal sağlığa olan…
Pozitif etkilerini tartışan bile kalmadı artık…
Mesela…

Evcil hayvanı olanlar ender hastalanıyor…
Hatta daha az doktora gidiyor…

Neden?
Çünkü hayvanların bizde yarattığı “ait olma hissi” öne çıkıyor…
Evcil hayvan besleyenler…
Can dostu olmayanlara kıyasla daha mutlular…
Başkalarına karşı daha az şüpheci oluyorlar…
Kendilerini daha güvenli hissediyorlar ve…
Yalnızlık hissine çok daha az kapılıyorlar…
Özetin özeti şu:

“Hayvanlar insanları birbirine yakınlaştırıyor…”

Sevgi veriyor, şifa veriyor…
Hayatımızın mucizelerinden biri de onlar…
Unutmazsınız, inşallah…

Nokta...

Hamiş: Dünya Hayvanlar Günü, gezegeni paylaştığımız tüm hayvanların yaşam haklarını savunmak ve refahını artırmak amacıyla her yıl 4 Ekim tarihinde kutlanan uluslararası bir “farkındalık günü” olarak bilinir...

Sonsöz: “Her kim aç bir hayvanı beslerse aynı zamanda ruhunu besler… / Charlie Chaplin - İngiliz Sinema oyuncusu ve yönetmeni…”