Son Mühür / Yağmur Daştan - Arama Kurtarma Derneği (AKUT) Kurucusu Nasuh Mahruki, Kıyı Ege Belediyeler Birliği tarafından İzmir’de düzenlenen afet söyleşisinde, Türkiye’nin deprem ve afet gerçeğine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Afetlerle mücadelenin ancak risk yönetimine dayalı, bilimsel ve planlı bir yaklaşımla mümkün olabileceğini vurgulayan Mahruki, bireylerden yerel yönetimlere, merkezi idareden kurumlara kadar herkesin “her an deprem olacakmış gibi” hazır olması gerektiğini söyledi. 6 Şubat depremlerinin bir doğa olayı olmaktan çıkıp büyük bir trajediye dönüşmesinin nedenlerini de sıralayan Mahruki, hazırlık eksikliği, koordinasyon zafiyeti ve liyakat sorunlarının altını çizdi.
“Risk yönetimine kaynak aktarmak en doğrusu”
“Hepimizin her an deprem olacakmış gibi hazır olmasında fayda var” sözleriyle açıklamalarına başlayan Mahruki, “Hepimiz gezip turizm faaliyeti yapıyoruz, deprem her an hepimizi yakalayabilir. O yüzden hepimizin hazır olması gerekiyor. Afetlerle mücadelenin temel bileşeni 4 aşamalı bir model: Risk ve kriz yönetimi olarak ikiye ayrılıyor. Hazırlık ve önlem yapmak gerekiyor; kriz yönetiminde ise artık o kriz kucağınızda. Bundan sonra yapabileceğiniz tek şey etkin ve doğru müdahale. Kriz yönetimin son safhası da iyileştirme. Kriz yönetimi çok pahalı bir safha. Risk yönetiminde harcadığınız bir birim lira, kriz sonrası 36 birim liradan sizi kurtarıyor. Yitip giden canlardan, kaybolan canlardan, korkunç acılardan bahsetmiyorum bile… Risk yönetimine kaynak aktarmak bu işin en doğrusu” dedi.
“Önlem almak demek binanın yıkılmaması demek”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın ‘mikro bölgelendirme ve riskli yapıların dönüşümü’ çalışmalarının önemine de değinen Mahruki, “Bu çok önemli. Bazı apartmanlar kesin yıkılacak hatta kendi kendine yıkılan binalar var. Bu tür binalar tabut binalar, yapılması gereken şey o binaları tespit edip amasız ve fakatsız onları yıkmak. Biz bu işi yapmazsak deprem o binaları insanlar içindeyken kesin yıkacak. Kentsel dönüşüme ihtiyacımız var, güçlendirme yapmanın yüzde 40’ı üzerinde çıkıyorsa güçlendirme değil yıkmayı tercih ediyorlar. Güçlendirmede ne kadar hasar alırsa alsın binanın taşıyabilir yapısı ayakta kalsın ve insanlar o binadan yürüyerek çıksın. Dolayısıyla tabut binaları yıkacak, birçok binayı da güçlendirip insanların yürüyerek çıkmasını sağlayacağız. Önlem almak demek, binanın yıkılmaması demek. Hazırlık aşamasında ‘Yerel yönetimlerin afetler anında emir komuta beklemeden inisiyatif alabileceğinden bahsedildi. Bu iş yönetim işidir; merkezi hükümetin işidir. Vergi toplayan o… Bir de yerel yönetimler var, onlar da bu süreçte çok önemli sorumluluklar üstlenmeliler” ifadelerini kullandı.
GSM operatörü mesajı: Baskı kurulmalı
“6 Şubat’ın bir trajediye dönüşmesinin en büyük sebebi AFAD’ın paralize olması ve kimsenin kimseyle iletişim kuramamasıydı” sözleriyle devam eden Mahruki, şunları aktardı: “Ulaşım da bu süreçte büyük probleme dönüştü, iletişim afetlerde olmazsa olmaz bir kuram. 5 büyüklüğünde İstanbul’da kimse kimseyle konuşamıyorlar. O yüzden GSM operatörlerine hükümetin ‘Benim sana afet anında ihtiyacım var’ diyerek baskı kurması gerekiyor.”
TSK mesajı: Bu işin başına getirilmeleri lazım

Müdahale aşamasında afet öncesi önlemler ve hazırlıklardan sorumlu üç kuruluşun kapatıldığını hatırlatan Mahruki, “Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün kapatıldığından bahsedildi. 50 ila 60 yıllık devasa tecrübe yok edildi ve tüm sorumluluk AFAD’a verildi. 140 yıllık çadır kuran, ki onlar da çadır sattılar, Kızılay’dan dahi çadır kurma işi alındı. Başındaki adam diyanetten getirilmiş ne anlat afetlerden… Beceremedi de… Dünyadaki bütün ülkelerde afetlerle mücadele ordularla yapılır. Bir acil durum değil, afetten bahsediyoruz. 6 şubatta uluslararası yardım çağrısı yapıldı ama TSK devreye çok geç sokuldu. TSK’yı destek grubu diye bir yere itelediler; TSK’nın yanında burada diyanet işleri başkanlığı ve TOKİ var. Dünyanın en aptalca ve ölümcül şeyi. 6 Şubat’ın trajediye dönüşmesini bu durum engellemedi. Derhal ve ivedilikle TSK’nın bu işin başına getirilmesi lazım. Asker barış zamanında afetler için savaş zamanında savaşlar için mücadele eder. Savaş ve afet koşulları birbirine çok benzer” ifadelerini kullandı.
“Liyakatli namuslu insanlar var ama…”
“Kamu düzeni kamu otoritesi yok, bankamatik, kuyumcu, evlerde ziynet eşyaları, anasını babasını kaybetmiş çocuklar, kadınlar var…” sözleriyle devam eden Mahruki, “1959 yılından bu yana TSK’ya verilen yeti iptal edildiğinden bu yana afetzede kimsesiz kaldı. Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesi olamadı 6 Şubat’ta, Cumhuriyet’in tekrar kimsesizlerin kimsesi olması ve kurumların ayakta kalması çok önemli. Kızılay çadır sattı, bir kişi ceza almadı. Takipsizlik verildi. Bu kadar liyakatsizliği işin dibine kadar sokarsanız Kartalkaya’da insanlar denetimsizlikten yanarak ölür… Çorlu’da tren kazasında, Soma’da maden kazasında ölür. Her durumun çözümü var, bu işi bilen liyakatli insanlar var bu ülkede. Biz dünkü devlet değiliz, bütün bu işlerin altından kalkacak liyakatli namuslu insanlar var ama maalesef sistemin içinde yer alamıyor. Böyle olunca biz de pisi pisine ölüyoruz” dedi.
“Memleketin her köşesi afet…”
6 Şubat’ın Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketlerinden biri olduğunu da sözlerine ekleyen Mahruki bu süreçte en önemli sorunlardan birinin koordinasyonda yaşanan aksaklıklar olduğunu söyledi. “Emniyet ve asayiş sağlanamadı, yardım kanalları açık tutulamadı” mesajı veren Mahruki, “Bugünlerde kimse konuşamıyor ama yarın öbür gün bunları konuşacağız. Epstein dosyasında Hataylı 56 çocuğun kayıp olduğu ortaya çıktı. Çocuklar kayboluyor, kim bilir hangi amaçlar için kullanılıyor. Bu da bir afet, memleketin her köşesi bir afet. Sistem tamamen bu sistemin ve sistemden beslenenlerden devam edecek şekilde kurulmuş. Deprem ve afetlerden ölmek takdiri ilahi değil, takdir-i siyasi” ifadelerini kullandı.
Neler yapılması gerektiğini de tek tek anlattı
Son olarak olası bir afet durumunda yapılması gerekenleri de anlatan Mahruki, “Afetlerde, depremden sonraki ilk saniyeler, ilk dakikalar, ilk saatler ve ilk günler çok önemli. Bir deprem olmadan önce güvenli bir alan bulacaksanız deprem olur olmaz ilk saniyede kendinizi oraya atacaksınız. Bulunduğunuz yerde iyice küçülerek sağlam bir formda durmaya çalışıyorsunuz. Deprem 30 saniye sürüyor… Bittikten sonra ortada bir şey yoksa sorun yok ama orada burada toz bulutları varsa afet çantasını alıyor ve binayı terk ediyorsunuz. Dışarı çıkıp buluşma yerine gidiyorsunuz ve ‘Ben geldim beni kaydedin’ diyorsunuz. Çünkü sizin dışarıda olduğunuzu bilmezlerse sizi bulmak için içeriye gireceklerdir. İlk birkaç saatte dışarıda bağırışlar, telaşlar… Belki ilk müdahaleyi siz yapacaksınız. Depremler yangınları tetikler, mutlaka yangına hazırlıklı olmanız lazım. Temel afet bilinci ve eğitimi almak çok önemli. Depreme nerede yakalanırsanız yakalanın tekrar evinize döneceksiniz. O süreci komşularınızla ve çevrenizdeki insanlarla yürüteceksiniz. Şimdiden onlarla tanışmakta ve bir arada olmakta fayda var. Afet gerçekleştikten sonra ilk 12 ila 24 saat dilimi en önemli zaman dilimidir. En çok insanı ilk dakikalar, ilk saatler kurtarırsınız. 48 saate geldiğinde biraz daha, 3’üncü gün biraz daha… Dördüncü günden sonra biraz mucizeye oynarsınız. Daha önce TSK’da Doğal Afet Taburları ve Planları vardı onlar da yok edildi. Asker sahaya çıktı diyorlardı ama plansız çıktı, geç çıktı. Daha önce planlar ve ekipler vardı bunların hepsi iptal edildi. 6 Şubat’ın trajediye dönüşmesinin en önemli sebebi budur” diye konuştu.





