Son Mühür / Yağmur Daştan- İzmir'in Menderes Belediyesi'ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında Belediye Başkanı İlkay Çiçek'in de aralarında bulunduğu 13 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma dosyasına giren WhatsApp yazışmaları iddiaların merkezine otururken Başkan Çiçek’in Avukatı Atalay Aksay, İzmir İl Jandarma Komutanlığı’nın önünde basın açıklaması yaptı. Söz konusu yazışmaların montaj ve yapay zeka içeriği olduğunu belirterek suç duyurusunda bulunacaklarını açıklayan Av. Aksay, “Müvekkilimiz hakkında henüz ifade dahi alınmamış, iddianame düzenlenmemişken; kendisinin peşinen suçlu ilan edilircesine, kamuoyu önünde "yargılanmış" hatta "infaz edilmiştir” derken; İlkay Çiçek’in eşi Melek Çiçek ise süreçle ilgili kısa biri açıklama yaparak “İki tane çocuğum var, elinizi vicdanınıza koyun” ifadelerini kullandı.
“Yazışmaları bir kişi oluşturmuş”
Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek’in vekili Av. Atalay Aksay, “Müvekkilimiz Menderes Belediye Başkanı Sn. İlkay Çiçek hakkında 04.08.2026 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen rüşvet ve irtikap soruşturması kapsamında gözaltı işlemi uygulanmıştır. Bu dosya kolluk ve savcılık nezdinde devam etmekte olup dosya hakkında kısıtlama kararı alınmıştır. Müvekkilin henüz ifadesi alınmamıştır, hakkında bir iddianame düzenlenmemiştir, herhangi bir mahkûmiyet kararı verilmemiştir. Bundan tamamen ayrı olarak, 19.06.2026 tarihinde müvekkilimiz adına, kimliği belirsiz kişi/kişilerce dijital montaj yöntemleriyle üretilen sahte WhatsApp yazışmaları üzerinden müvekkilimize “+964 751 714 73 06” numaralı telefon üzerinden yapılan şantaj, tehdit, hakaret ve iftira içerikli mesajlar nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmuş olup bu dosyada şüpheli/şüpheliler henüz tespit edilebilmiş değildir. Basitçe, bir uzman olmaksızın mesajlar incelendiğinde zaman olarak sadece "bugün" yazılıdır. Başkaca bir zaman birimi mevcut değildir. Yani iki taraflı yazılan aynı gün içerisinde 461 adet yazışma yapılmış olup, tüm kayıtlar mesajların çekildiği gün alınmıştır. Ayrıca karşılıklı yapıldığı iddia edilen bu gerçeğe aykırı yazışmalarda aynı yerlerde, aynı yazım hataları her iki tarafça yapılmıştır. (Her iki taraf da "mahf ederim" şeklinde hatalı yerden ayırarak kelime kullanmakta, "de, da" bağlaçları ile "mısın", musun" soru eklerini ayırmadan kullanmaktadır) Anlaşılacağı üzere yazışmaları bir kişi oluşturmuş, oluşturduğu gün kayda almış, bekleyip Whatsapp'ın tarih zaman damgası basmasına bile sabredememiştir” ifadelerini kullandı.
“Açık bir dezenformasyon örneğidir”
“Ne var ki bazı ulusal ve yerel medya kuruluşları ile tabloid yayın organlarınca, hakkında herhangi bir doğrulama yapılmamış, hiçbir adli mercii tarafından delil olarak kabul edilmemiş bu montaj içerikli sahte yazışmalar, sanki müvekkilimiz hakkındaki gerçek soruşturmanın bir dayanağıymış gibi kamuoyuna sunulmuştur” sözleriyle açıklamalarını sürdüren Av. Aksay, “Gerçek soruşturma süreciyle hiçbir ilgisi bulunmayan, tamamen kurgu bir materyalin bu şekilde haber malzemesi haline getirilmesi, kamuoyu algısını yönlendirmek amacıyla kullanılan açık bir dezenformasyon örneğidir ve kabul edilemez. Müvekkilim evli, iki küçük çocuğu olan herkes gibi bu ülkede namusu ve şerefi için yaşayan, mahalleli ile, komşusu ile iletişim kuran, anne ve babası hayatta olan mütevazi bir hayat yaşayan başkanlık görevinden önce bir vatandaştır. Bu görevi gelip geçicidir, ailesi, akrabaları, arkadaşları, komşuları yaşamının geri kalanı özgürlüğü ile birlikte elinden alınmıştır. Müvekkilimiz hakkında henüz ifade dahi alınmamış, iddianame düzenlenmemişken; kendisinin peşinen suçlu ilan edilircesine, kamuoyu önünde "yargılanmış" hatta "infaz edilmiştir” dedi.
“Hayatlarının sonuna kadar…”
Yürütülen soruşturmanın sonucu ne olursa olsun, kamuoyuna bu şekilde sunulan ve asılsız ve kurgu olduğunu ileri sürdüğü içeriklerin oluşturduğu itibar kaybının Çiçek’in ailesi ve küçük yaştaki çocukları üzerinde olumsuz etki yarattığının altını çizen Av. Aksay, “Bu açıklama, sürecin bir tarafı olmayan ve hiçbir sorumluluğu bulunmayan çocukların ve ailenin bu durumdan zarar görmemesi gerektiğini kamuoyuna hatırlatmak amacıyla da yapılmaktadır. Zaten biri dört diğeri on bir yaşındaki bu güçlü çocuklar, hayatlarının sonuna kadar şafak operasyonu ile evlerinin darmadağın edilişini, babalarının gözlerinin önünde gözaltına alındığı gerçeği ve travması ile yaşayacaktır. Bu doğrultuda; basın-yayın organlarını, doğruluğu adli makamlarca teyit edilmemiş içerikleri haber kaynağı olarak kullanmaktan kaçınmaya, sahte yazışmaların gerçek soruşturmayla ilişkilendirildiği yayınları düzeltmeye davet ediyor; Basın Kanunu'nun 14. maddesi ve ilgili mevzuat kapsamındaki tekzip ve düzeltme haklarımızın saklı olduğunu, sahte içerikleri üreten ve yayan kişi/kişilere yönelik soruşturmanın etkin biçimde sürdürülmesini talep ettiğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” diye konuştu.
“İnsanların yüzüne bakamayacak kadar”
Son olarak süreç hakkında bilgiler de veren Aksay, “Dosya savcılığa sevk edilecek, muhtemelen cuma günü sabah adliyeye sevk ediliriz. Ondan sonra da cuma günü ayrıntılı olarak elimizden geldiğince bilgi vermeye çalışacağız. Bugün bir yayın yasağı başvurusu yapacağız aynı zamanda savcılık tarafından bir bilirkişi raporu alınsaydı çok daha güçlü açıklamalarla gelecektik. Bu süreçte kendimiz bir bilirkişi incelemesi yaptırıp basına bunu göndereceğiz ve kısıtlama kararı alacağız. Müvekkilimin özgürlüğü önceliğimiz. Müvekkilim özgür kalsa bile şu yaşadığı utancı mahalledeki insanların yüzüne bakamayacak kadar zor duruma soktu. İfademizi verecek, savunmamızı yapacağız. Hiçbir soruya karşı veremeyeceğimiz cevabımız yok. Odaklandığımız nokta müvekkilimizin özgürlüğü. Hemen akabinde de basında yaratılan bu algıyı dağıtmaya çalışacağız” dedi.




