Son Mühür - Yargıtay, kiracı ve ev sahiplerini yakından ilgilendiren yeni bir kararı değerlendirdi. Resmi Gazete’de yayımlanan karar özetinde, yüksek mahkemenin kiracı ile ev sahibi arasında elden yapılan kira ödemesine ilişkin uyuşmazlıkta usule yönelik bir hüküm verdiği belirtildi.
Kirayı elden ödeyenler dikkat
Davacı kiracı Bülent Çaylık ile davalı mülk sahibi Burhan Karaman arasında yapılan sözleşmede kira ödemesinin banka yoluyla yapılması kararlaştırılmış olmasına rağmen, Karaman’ın talebi üzerine ödemelerin elden nakit olarak gerçekleştirildiği belirtildi. Buna karşın davalı Karaman, elden ödeme yapıldığı ileri sürülen aylara ilişkin kiranın ödenmediği iddiasıyla icra takibi başlattı.
Kiracı Çaylık, kira bedellerini elden ödediğini savunsa da icra tehdidi altında kalması nedeniyle takip dosyasındaki borcu ödemek zorunda kaldı. Bu nedenle, borçlu olmadığı ya da borçlu olmadığını düşündüğü bir bedeli cebri icra tehdidi altında ödediği gerekçesiyle açılan dava, istirdat davasına dönüştü.
Davanın reddini talep etti
Davalı Burhan Karaman, davacı kiracı Bülent Çaylık’ın ödeme yaptığı yönündeki iddialarını kabul etmediklerini belirtti. Karaman, tanıkla ispat iddiasının hukuki dayanağının bulunmadığını, bir yıllık kira bedeli olan 21 bin 600 liranın senetle ispat sınırının üzerinde olduğunu ve tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini savunarak davanın reddini istedi. Kiracı, mülk sahibinin kendisini tahliye ettirebilmek amacıyla elden yapılan kira ödemelerini inkâr ettiğini öne sürdü.
Mahkemenin kararı
Eskişehir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, dava konusu kira bedellerinin davalının işyerine gelerek elden alındığını, Mayıs ayı kirasının davacının eşiyle birlikte gidilerek ödendiğini belirledi. Haziran ayı kirasının ise işyerine gelinmemesi üzerine PTT aracılığıyla ödenmek istendiği, bu ödemenin kabul edilmemesi nedeniyle tevdi mahalli tayini yoluyla ödeme yapılmasına karar verildiği kaydedildi.
Mahkeme, icra takibine konu kira bedellerinin davacı tarafından yatırıldığını ve icra tehdidi altında ikinci kez ödeme yapıldığını dikkate alarak, bu tutarların istirdadına hükmetti. Bu kapsamda 18 bin 829 liranın yasal faiziyle birlikte mülk sahibinden alınarak kiracıya ödenmesine karar verildi.
Yargıtay kararı 'delil eksikliği' nedeniyle bozdu
Yargıtay, kira uyuşmazlıklarında ispat yüküne ilişkin değerlendirmesinde; kira ilişkisinin varlığı ile aylık kira bedelinin miktarının ispatının kiraya verene, kabul edilen kira bedelinin ödendiğinin ispatının ise kiracıya ait olduğunu vurguladı. Yüksek Mahkeme, mülk sahibinin talep ettiği yıllık kira bedelinin senetle ispat sınırını aşması halinde bu bedelin kesin delille kanıtlanmasının zorunlu olduğunu, aynı şekilde kira bedelinin senetle ispat sınırının üzerinde olduğu durumlarda kiracının da ödeme yaptığını kesin delille ispat etmesi gerektiğini belirtti.
Yargıtay, taraflar arasında yazılı kira sözleşmesi bulunması nedeniyle kira bedellerinin ödendiğinin tanık beyanlarıyla ispatlanamayacağını da karara bağladı.
Yargıtay, ilk derece mahkemesinin davacının kira bedellerini ödediğini tanık beyanlarıyla ispatlayamayacağı hususunu dikkate alması gerekirken, tanık anlatımlarına dayanarak yazılı şekilde hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtti. Bu gerekçeyle temyiz talebinin kabulüne karar veren yüksek mahkeme, söz konusu hükmün sonucu etkilememek kaydıyla kanun yararına bozulmasına hükmetti.





