Son Mühür/ Beste Temel- Tunç Erciyas ile Sıcak Bakış programının bu haftaki konuğu, 8 yıldır İzmir’de yaşayan İranlı iş kadını Tina Bakhshiar oldu. Yazar Recai Şeyhoğlu’nun "Renkler Ülkesi İran" kitabında bahsettiği Tina, programda İran’daki toplumsal çalkantıları, ailece verdikleri özgürlük mücadelesini ve ülkelerinden koparılmalarına neden olan baskı rejimini tüm çıplaklığıyla anlattı.

"İran bir renkler ülkesidir ama yaşamak lazım"

İran’da mimarlık eğitimi alan, İzmir’de ise tırnak uzmanlığı yaparak hayatını kazanan Tina Bakhshiar, söze "kadın" olmanın basit ama bir o kadar da derin tanımıyla başladı. Recai Şeyhoğlu’nun kitabındaki "renkli ülke" tanımına katılan Bakhshiar, İran’ın zengin kültürünü şu sözlerle ifade etti:

"İran tek renkli bir yer değil. Edebiyatta bir numara, mimaride, heykelde ve sanatta çok ileri bir medeniyetiz. Ancak İran’ı gerçekten anlamak için orada yaşamak lazım. Halılarımızdan tarihimize kadar anlatmaya vakit yetmez."

İnanç ve gelenek farklılıkları: "Din diş fırçası gibidir"

Programda Türkiye ile İran arasındaki dini pratik farklarına da değinildi. İran’da ezanın 5 vakit değil, 3 vakit (sabah, öğle, akşam) okunduğunu belirten Bakhshiar, Nevruz’un kendileri için Kurban Bayramı’ndan çok daha önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı.

Toplumdaki baskıcı yönetim tarzına "Din diş fırçası gibidir, herkesin kendine aittir" sözüyle tepki gösteren Bakhshiar, "Biz Müslüman bir ülkeyiz ama inançlara saygı duyulmalı. 1979’dan beri süren şeriat düzeni özgürlüklerimizi kısıtladı. Biz bu baskıya karşıyız," dedi.

Mahsa Amini protestoları

Geçtiğimiz yıl Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan protestoların sadece bir "başörtüsü" meselesi olmadığını söyleyen Bakhshiar, sorunun temelinde ekonomik çöküş ve genel bir özgürlük arayışı olduğunu belirtti. "Bir kız öldü ve biz saçlarımızı kestik. İran biraz serbestleşti ama sıkıntımız sadece saç değil. İran petrolüyle, madeniyle zengin bir ülke ama halk yoksul," ifadelerini kullandı. Ayrıca toplumdaki yanlış bir algıyı da düzelterek, İranlı erkeklerin dört eşli olmadığını, aksine protestolarda kadınlara en büyük desteği erkeklerin verdiğini hatırlattı.

3 ayda saçları bembeyaz olmuş

3 ayda saçları bembeyaz olmuş

Tina Bakhshiar’ın anlattığı en çarpıcı detaylar ise ailesiyle ilgili olandı. Eşinin İran’da bir süre cezaevinde, hücre hapsinde kaldığını söyleyen Bakhshiar, eşinin yaşadığı travmayı şu sözlerle paylaştı: "Eşim 3 ay hücrede kaldı. Orada ne olduğunu hala anlatmıyor, konuşmuyor. Ama giderken saçları simsiyah olan adam, döndüğünde bembeyaz saçlarla çıktı."

Şu an İran’da devam eden karışıklıklar nedeniyle eşinden ve yakınlarından 7 gündür haber alamadığını gözyaşlarıyla anlatan genç kadın, "İnternet yok, iletişim yok. Ölü sayısı hakkında 14 bin diyen de var, 100 bin diyen de. Kimse ne olacağını bilmiyor. Çocuğunuzdan bir saat haber almasanız endişelenirsiniz, biz günlerdir haber bekliyoruz," diyerek belirsizliğin verdiği acıyı dile getirdi.

Gelecek hayali

Geleceğe dair umudunu korumaya çalışan Bakhshiar, çözümün demokratik bir referandumdan geçtiğine inanıyor. Rıza Pehlevi’nin gelmesini ve ardından yapılacak bir halk oylamasıyla Cumhuriyet’in yeniden tesis edilmesini hayal eden Tina, "Her şey düzelince ülkeme dönmek istiyorum. Hayal ettiğim İran; turistlerin gezebildiği, insanların korkmadan yaşadığı özgür bir yerdir," dedi.

Tina’dan dünyaya mesaj: "Sessizlik suçu normalleştirmektir"

Programın sonunda Tina Bakhshiar, tüm dünyaya ve özellikle komşu Türkiye’ye şu sarsıcı mesajı bıraktı:

"Bugün İran sadece bir haber değil; dünyanın vicdanında açık bir yaradır. Sadece huzurlu bir yaşam isteyen insanlara kurşunla, hapishaneyle ve korkuyla karşılık veriliyor. Sessizlik tarafsızlık değildir; sessizlik suçu normalleştirmektir. Türkiye’den, en yakın komşumuzdan yükselecek ses, duvarlardan daha güçlü olabilir. İnsanlığın sınırı yoktur. Bugün susarsak, yarın gerçeği toprağa gömerler."

Muhabir: Beste Temel