Son Mühür / Yağmur Daştan - CHP İzmir İl Başkanlığı tarafından Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi Küçük Salon’da Uğur Mumcu’yu anma etkinlikleri kapsamında; söyleşi, müzik dinletisi, şiir ve video gösterimi gerçekleştirildi. Etkinliğin açılışında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç konuşmalarının ardından program kapsamında müzik dinletisi yapıldı, Levent Üzümcü’nün Mumcu’ya ait ‘Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi’ adlı şiiri okudu.
Anma programının söyleşi bölümünde ise gazetecilik, demokrasi ve aydınlanma mücadelesi Uğur Mumcu’nun mirası üzerinden ele alındı. Söyleşinin moderatörlüğünü İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi üstlenirken, Cumhuriyet Vakfı Başkanı Alev Coşkun ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Miyase İlknur konuşmacı olarak yer aldı.
“Çoban Ateşi Anadolu’nun her yerinde öbek öbek yayılıyor”
Söyleşide Cumhuriyet Vakfı Başkanı Alev Coşkun, Uğur Mumcu ile anılarını anlattı. Coşkun, “Terörizmin giderek siyasal yapıyı değiştirecek bir güç haline gelmesinde yoğunlaşıyordu. Kendi yazdıklarını ve yazacaklarını anlattı. Terörizmi yoğunlaşmasında etkili olan uyuşturucu ticareti ve kaçakçılıkta elde edilip terörizmde kullanılan silahlar üzerinde duruyordu. ‘Belgeler elimde! Bunu deşifre edeceğim’ dedi. Sanıyorum 21 Ocak 1993 Salı günüydü… Kendisini o gece yolcu ettik. 24’ünde ‘O belgeler elimde açıklayacağım’ yazısını yazamadan kendisi haince, kahpece yapılan bir proje ile arabasına konulan bir düzenekle arabası infilak etti. Uğur Mumcu’yu şehit edenler bellidir. Uğur’u öldürenler onlardır. Biz burada sadece Uğur’u değil, Ahmet Taner Kışlalı’yı da anıyoruz. Bahriye Üçoklar, Necip Hablemitoğlu… Bunların hepsi Cumhuriyet devrimlerinin koruyucuları, savunucularıdır. Aynı zamanda onları da anıyoruz. Sadece onları değil; aynı zamanda Abdi İpekçi’yi öldürenleri de lanetliyoruz; Kahramanmaraş, Sivas olaylarında can verenleri de anıyoruz. Uğur Mumcu yakın dostum ve arkadaşımdı. Özellikle siyaset, tarikat ve ticaret üçgeninde yazı yazıyordu. Bu üç kavramı birleştirerek bir kitap yazdı. Şimdi onun söyledikleri bir bir ortaya çıkıyor. Uğur Mumcu, sadece bir Atatürkçü, aydınlanmacı yazar değildi; Türk siyaset ve toplumsal yapısını çok iyi özümsemiş, çalışıp analiz eden bir siyaset bilimciydi. ‘Böyle giderse tarikatlar Türkiye’yi saracak’ diyordu. Bugün bunu yaşamıyor muyuz? Ulusalcı, Atatürkçü gençlerin yükselişini bugün görmekteyiz. Kuva-i Milliyecilerin yükselişi var. Çoban Ateşleri Anadolu’nun her yerinde öbek öbek yayılıyor. Uğur Mumcu bize yol gösterdi, gazeten Cumhuriyet de bu yolda devam edecektir. Çünkü biz, Atatürk’e ve devrimlerine bağlıyız. Türkiye’nin tek çıkış yolunun Atatürk ilkelerine bağlı olduğunu biliyoruz. İzmir’in elinde tuttuğu Kuva-i Milliye bayrağı yere inmeyecek; Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürk ilelebet yaşayacaktır” ifadelerini kullandı.

Gappi: Hakikatin peşinden gidenlerle yan yana oluruz
“Biz 24 Ocaklarda Uğur Mumcu’yu anıyor; her yıl sayıyoruz… Size bir sır vereyim mi? Gerçek gazeteciler için, ki gerçek gazeteciler hakikatin peşinde gidenler, ‘İyi ki Türk medyasından Uğur Mumcu geçmiş’ deriz” ifadelerini kullanan İGC Başkanı Dilek Gappi “Ne zaman ki Uğur Mumcu’nun adını duyup, Uğur Mumcu gazeteciliği ile karşı karşıya kalsak o zaman ne şantajlar ne tehditler umurumuzda olmaz. Hakikatin peşinden gidenlerle yan yana oluruz. Düşünceleri ve yazıları için Merdan Yanardağ ve Enver Aysever olmak üzere demir parmaklar altında olan arkadaşlarımızı selamlıyorum” mesajı verdi.
İlknur: Hiçbirimiz Uğur Mumcu olamayız…
“Bu koşullara gazetecilik yapmak hem kolay hem zor” sözleriyle açıklamalarına başlayan Cumhuriyet Gazetesi yazarı Miyase İlknur, “Bazen suya yazı yazdığımızı düşünüyoruz. Artık Türkiye’de ‘basın’ diye bir şey kalmadı. Eskiden kim iktidara gelirse gelsin basına kamu yasağı olmaz, herkese eşit davranırdı. Şimdi televizyonlar diken üstünde. Bu koşullarda gazetecilik yapmak zor. Kusura bakmayın hiçbirimizi Uğur Mumcu olamayız. Uğur Mumcu olmak analitik düşünceyi gerektirir. Biz yerel çeteler, baronlarla uğraşıyoruz; Uğur Mumcu küresel güçlerle uğraştı. Bu hakikaten cesaret işi. Uğur Mumcu öldüğünde hepimiz dedektifçilik oynadık. Son dönemlerde yazdıklarını açtık, hiçbir şey bulamadık… Tek fotoğraf karesine odaklanarak fal açmaya başladık. Onu çözmek için Uğur Mumcu olmak gerekirdi” diye konuştu.





