İngiliz Kraliyet ailesinin son dönemdeki en büyük sarsıntılarından biri olan eski Prens Andrew vakasında sıcak bir gelişme yaşandı. ABD'li hükümlü milyarder Jeffrey Epstein ile kurduğu karanlık ilişkiler ağı nedeniyle daha önce tüm askeri unvanları ve kraliyet himayeleri elinden alınan Andrew Mountbatten-Windsor, "kamu görevini kötüye kullanma" suçlamasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınmasının ardından serbest bırakıldı. Thames Valley Polisi tarafından yapılan resmi açıklamada, 66 yaşındaki eski prensin sorgusunun tamamlandığı ancak dosya üzerindeki tahkikatın titizlikle devam ettiği bildirildi. Emniyet güçleri, Andrew'un Norfolk'taki ikametgahında gerçekleştirilen arama faaliyetlerinin sona erdiğini, buna karşın Berkshire’daki adresinde detaylı incelemelerin sürdüğünü kamuoyuyla paylaştı.

Kral III. Charles'tan net mesaj: "Hukuk tavizsiz işlemeli"

Kardeşinin gözaltına alınma haberiyle sarsılan İngiltere Kralı III. Charles, konuya ilişkin derin endişelerini dile getiren yazılı bir açıklama yayımladı. Kral Charles, kamu görevinde usulsüzlük şüphelerinin ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurgulayarak, adaletin tecellisi için bağımsız bir soruşturma sürecinin başladığını ifade etti. Yetkili mercilerle tam bir şeffaflık içinde iş birliği yaptıklarını belirten Kral, hukukun üstünlüğüne dikkat çekerek sürecin manipülasyondan uzak, adil bir şekilde yürütüleceğine olan inancını dile getirdi. Kraliyet ailesinin bu zorlu süreçte devlet hizmetine odaklanmaya devam edeceğini belirten Charles, meselenin yargı aşamasında olması sebebiyle daha fazla yorum yapmaktan kaçındı.

3,5 Milyon sayfalık itiraf

ABD Adalet Bakanlığı’nın 30 Ocak tarihinde gün yüzüne çıkardığı devasa arşiv, eski Prens Andrew ile Jeffrey Epstein arasındaki ilişkinin sadece kişisel bir dostluktan ibaret olmadığını, stratejik bilgi sızıntılarını da barındırdığını ortaya koydu. Yayımlanan 3,5 milyon sayfalık belge ve binlerce görsel içerik, Andrew’un Singapur, Hong Kong ve Vietnam gibi kritik bölgelere gerçekleştirdiği resmi ziyaretlere dair gizli raporları Epstein'a sızdırdığını kanıtlar nitelikte. Özellikle 2010 yılına ait e-posta trafiğinde, Andrew'un resmi ziyaret raporlarını aldıktan sadece birkaç dakika sonra milyarder iş insanına ilettiği ve Afganistan’daki gizli yatırım fırsatlarına dair bilgileri paylaştığı net bir şekilde görülüyor.

Skandalın boyutu büyüyor: Uygunsuz görüntüler ve Rus kadın teklifi

Soruşturma dosyasında yer alan yazışmalar, Epstein ve Andrew arasındaki iletişimin rahatsız edici boyutlarını da gözler önüne seriyor. Belgelerde "Dük" lakabıyla anılan Andrew’un, Epstein aracılığıyla genç bir Rus kadınla tanıştırılma teklifi aldığı ve bu doğrultuda pazarlıklar yapıldığı iddia ediliyor. Buckingham Sarayı’nda planlanan özel akşam yemekleri ve samimi e-posta yazışmaları, Kraliyet üzerindeki etik tartışmaları alevlendirirken, ABD Adalet Bakanlığı tarafından sızdırılan son belgeler arasında Andrew'a ait olduğu öne sürülen ve bir kadınla çekilmiş uygunsuz fotoğraflar da yer alıyor. Bu görsel kanıtlar, eski prensin savunmasını imkansız hale getiren en kritik unsurlar arasında gösteriliyor.

York Dükü unvanından Windsor Kalesi’nden tahliyeye uzanan yol

Andrew, geçtiğimiz yılın ekim ayında üzerindeki baskıların dayanılmaz bir noktaya gelmesiyle York Dükü unvanından feragat ettiğini duyurmuştu. O dönem yaptığı açıklamada, iddiaları şiddetle reddetmesine rağmen Kraliyet ailesinin itibarını korumak adına bu zorunlu adımı attığını belirtmişti. Ancak bu geri çekilme hamlesi de tepkileri dindirmeye yetmedi. Kral III. Charles'ın onayıyla prenslik unvanı tamamen geri alınan Andrew, 4 Şubat’ta monarşinin sembolik kalelerinden biri olan Windsor Kalesi’ndeki konutundan da tahliye edildi. Gelinen son noktada, bir zamanların "kahraman prensi" olarak anılan Andrew, şimdi ağır ceza suçlamaları ve itibar kaybıyla hukuk karşısında hesap vermeye hazırlanıyor.

Kaynak: İHA