Türkiye'de İzmir şehri için sıkça kullanılan 'Gavur İzmir' deyimi, genellikle yanlış bir tarihsel bilgiyle anılıyor. Pek çok kişi bu ifadenin, İzmir'in gayrimüslim nüfusunun yoğun olduğu 19. yüzyılda ortaya çıktığını düşünüyor. Ancak tarihi belgeler ve dönemin en önemli kaynaklarından biri olan Düsturname-i Enveri, meselenin aslının bambaşka olduğunu gösteriyor. Bu isimlendirme, yüzyıllar önce şehrin iki farklı güç arasında paylaşılması sonucu ortaya çıkan stratejik bir tanımdan geliyor.

TARİHİ GERÇEK: İKİ FARKLI İZMİR VE LİMAN KALE SAVAŞI

'Gavur İzmir' deyiminin kökeni, Türk denizcilik tarihinin öncülerinden Aydınoğlu Umur Bey dönemine, yani 1300'lü yıllara kadar uzanıyor. O dönemde İzmir, tek bir yönetim altında değil, ikiye bölünmüş bir şehir görünümündeydi. Şehrin yukarı kısmı olan Kadifekale ve çevresi Türklerin (Müslümanların) elindeyken, deniz kıyısındaki Liman Kale (bugünkü Hisarönü civarı) Cenevizliler ve Venedikliler gibi Latin güçlerin kontrolündeydi. İşte halk arasında ve tarihi kayıtlarda, Müslümanların hakim olduğu yukarı kısımlar 'Müslüman İzmir', Hristiyan güçlerin elindeki sahil kesimi ise 'Gavur İzmir' olarak anılmaya başlandı.

HAÇLI DONANMASI VE UMUR BEY'İN MÜCADELESİ

Tarihi kaynaklara göre Umur Bey'in denizlerdeki artan başarısı, Venedik ve Cenevizlilerde paniğe yol açınca 1345 yılında Fransız Humbert komutasında bir Haçlı donanması oluşturuldu. Bu donanma İzmir'e baskın yaparak sahil kesimindeki Liman Kale'yi zapt etti. Umur Bey, 1348 yılında bu kaleyi Latinlerden (halkın deyimiyle gavurlardan) geri almak için bir kuşatma başlattı ancak kaleden atılan bir okla şehit düştü. Dolayısıyla 'Gavur İzmir' tabiri, o dönemde Hristiyan şövalyelerin işgal ettiği 'Sahil İzmir' bölgesini tanımlamak için kullanılan askeri bir terimdi.

MURAT BARDAKÇI VE İLBER ORTAYLI NE DİYOR?

Konuyla ilgili tarihçi Murat Bardakçı, 15. yüzyılın başlarına kadar fiilen iki ayrı İzmir olduğunu belirtiyor. Bardakçı'ya göre; Malazgirt sonrasında şehrin iç kısımları Türklerin eline geçmiş olsa da sahil şeridi ve kale Hristiyanların kontrolünde kaldı. Yapılan tüm savaşlar bu 'Gavur' denilen sahil kısmını almak içindi ve deyim o günlerden miras kaldı.

Prof. Dr. İlber Ortaylı ise konuya sosyolojik bir pencereden de bakıyor. Ortaylı, İzmir'in yerleşik nüfusunun yanı sıra Girit, Bosna ve Balkanlar'dan gelen göçmenlerin, sahil kesimindeki Hristiyan nüfusun varlığına atıfta bulunarak bu tabiri kullanmış olabileceğini söylüyor. Ancak temel dayanak, şehrin uzun süre siyasi ve askeri olarak 'Müslüman Tepesi' ve 'Gavur Sahili' olarak ikiye bölünmüş olması gerçeğinde yatıyor.

Muhabir: Haber Merkezi