Son Mühür / Yağmur Daştan - Ege İhracatçı Birlikleri’ne (EİB) bağlı Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (EDMİB), deri ve deri mamulleri sektörünün gündemindeki konulara ilişkin düzenlenen basın toplantısı EDMİB Başkanı Erkan Zandar, EDMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halil Gündoğdu genel performans hakkında bilgiler verdi, gelecek hedeflerini paylaştı. Toplantıya EİB Yönetim Kurulu Başkanı Jak Eskinazi de katıldı. Toplantıda, sektörün hammadde ve ara madde sorunlarına dikkati çekildi, ‘kümeleşme’ çağrısı yapıldı. Ayrıca, İzmir’de hayata geçirilmesi planlanan Deri OSB hakkında da bilgiler verildi.
“Beklediğimiz talebi bulamıyoruz”

“Başkanlık, tekne almak gibiymiş. Bir alırken, bir satarken diyorlar ya… Çok mutlu olduğumu söylemek istiyorum, bu duyguyu yaşayanlar bilir” sözleriyle açıklamalarına başlayan Zandar, 2026 ile birlikte yeni bir döneme başladıklarının altını çizerek nisan ayında genel kurul yapacaklarını belirtti, ‘değişim’ mesajı verdi. EDMİB’in yönetimini 2018’de devraldığını belirterek o günden bugüne yaşananları değerlendiren Zandar, “Deri sektörü dört ana kolda çalışmalarımız sürüyor: Ayakkabı, saraciye, konfeksiyon ve deri… Ayakkabı’nın 2018 yılından bu yana olan performansımıza baktığımızda 2018 yılında 64 milyon dolar ihracatımız varmış; 2022 yılında iki katına çıkmış. Nereden baksanız aramıza 100 yeni ihracatçı katılmış. Bu da birliğimizin geçtiğimiz yıllarda İtalya’da düzenlenen EXPO Riva Fuarı’nın etkisi ile oldu. Pek çok firmayı ihracatçı haline getirdik bu da birliğimizin başarısıdır. Firmaların söylediği gibi beklemediğimiz kadar pozitif bir fuar geçirdik. Ancak ticaretteki başarı fuarlarla belirlenmiyor, ne iş yapacağımızı piyasalar belirliyor. Ne yazık ki piyasalarda da stabil bir beklenti yok. 2018 yılında ayakkabının kilo fiyatı 27,5 dolarmış, bu rakam ise 24,77 dolar. Deri Konfeksiyonda ise 50 bin dolar üzerinde yapılan ihracatçı sayısı ise 2017’de 17 iken 2025’te 9’a düşmüş. Ürünü üretmenin ne kadar zor olduğunu ve personel sıkıntılarını özetleyen bir tablo… Deri ve Kürk İhracatı’nda fiyatlar 8 dolardan 5 dolara düşmüş. Bu da dünyada derinin fiyatının düştüğünü gösteriyor. Bu demek oluyor ki ham madde fiyatımız düşmüş; en büyük sorunumuz şu anda kur farkıyla yüksek fiyat çekildiği için beklediğimiz talebi bulamıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Oyun dışı kalmamızda en büyük etken…”

Güçlü markaların günümüzde tabana yayılmayı başarmış markalar olduğunun altını çizen Zandar, şunları söyledi: “Bunlar bizim ülkemizde değil, globalde ciddi anlamda tabana yayılabilen ve herkesin alabileceği fiyatta satış yapan firmalar… Tüketici davranışlarında da çok radikal değişimler var; eskiden insanlar keyfi için çok alışveriş yapardı ancak bu artık kalktı. Bilinçli tüketim de var… İnsanlar bir ürün aldığında ne kadar uzun süre kullanabileceğini de planlıyor. Yapay zeka ve otomasyon devrimine gelecek olursak, Türkiye deri sektörü 2000’li yılların öncesinde çok ciddi yatırımlar yaptı. Bunu da akılı üretime eve otomasyona yaptı. Ancak bizde otomasyon çok fazla gelişmedi ve insana bağlı olmaya devam etti. Çünkü ucuz insan gücü vardı, buna güvendik. Şu anda oyun dışı kalmamızda da bunun etkisi var. Buna ayak uydurmak için ciddi yatırıma ve kaynağa ihtiyacımız var. Şu anda özkaynaklarımız tükendi. O yüzden şu anda böyle bir gelişim için ne öngörü ne de kaynağımız var. Türkiye’de otomasyonun sağlanması için mucize olması lazım, yoksa da işimiz çok zor” ifadelerini kullandı.
“Niş üretim ve PR” mesajı
İki kutuplu üretim yapısına dikkati çeken Zandar, “Hacimli üretimin Türkiye’de devam etmesi çok zor. Bu da fason üretimin çeşitli yerlere kaçmasına neden oldu. Butik üretimde Türkiye’nin bir şansı var: Daha kaliteli üretim. Daha ilgi çekici bir ülke olmak için altyapı çalışmaları yapmamız lazım. Bunun üzerine 2026 yılında daha çok gitmemiz gerekiyor. İthalat tarafında uzak doğudan gelen hammaddelerde fiyatlarımızın üzerine ciddi fiyat biniyor ve Uzak Doğu’nun gerisinde kalıyoruz. Lojistik maliyetleri de müşterimizi zorlamaya devam ediyor. E-İhracatta ne kadar çok iş yapsak da devamlılık yok, çünkü giden mal geri gelemiyor. Zayıf üreticiler elenecek, güçlü markalar ayakta kalacak. 2026’dan sonra birliğimizin yapması gereken üst markaları pazara çekerek daha çok iş yapılmasını teşvik etmek. Konsolidasyon noktasında daha az firma elimizde kalacağını öngörüyoruz. Niş üretim ile birlikte PR’ın artırılması gerekiyor. Deri haricinde bir ürünle Uzak Doğu’yu geçmemiz gerekiyor. Deri de bunun için önemli bir ürün” diye konuştu.
Gündoğdu: Koruyucu önlemler belimizi büküyor

Toplantıda, sektördeki yaşananları değerlendiren Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gündoğdu da “En büyük sorunumuz hammadde ve ara maddeye erişim. Avrupa pazarında yıllarca "kaliteli üretim ve uygun fiyat" dengesiyle var olduk. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu avantajımızı kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Neden mi? Çünkü Türkiye’de üretimi dahi olmayan ara maddelere uygulanan yüksek ithalat vergileri ve gümrük koruyucu önlemler belimizi büküyor. Soruyorum sizlere; Türkiye’de üretilmeyen bir malzemenin ithalatına vergi koyarak kimi koruyoruz? Bu durum yerli üreticiyi korumuyor aksine ihracatçıyı rekabet edemez hale getiriyor. Avrupa’daki rakibim aynı ara maddeyi gümrüksüz, sadece vergisini ödeyip alırken; biz gümrük duvarlarına takılıyoruz. Bu durum bizi hem maliyette pahalı kılıyor hem de kaliteli hammaddeye ulaşamadığımız için ürün kalitemizde dezavantaj yaratıyor. Bizim, "Bu ürün Türkiye'de yoksa, ihracatçı bunu dünya fiyatlarından alabilmeli" tezini Bakanlık nezdinde sonuna kadar savunacağız” ifadelerini kullandı.
Bakanlık taleplerini sıraladı
Bakanlık temaslarında iki temel taleplerinin olduklarını söyleyen Gündoğdu, “Fuar katılımlarında firmalarımıza prefinansman (ön finansman) sağlanması. Hak edilen devlet teşviklerinin ödeme sürelerinin 1 ay gibi makul bir süreye indirilmesi. Bir "Amerika" gerçeğimiz var. Yıllardır konuştuğumuz, "gitmeliyiz" dediğimiz ABD pazarı... Artık düşünce aşamasından aksiyon aşamasına geçmek zorundayız. Rakamlar ortada; ABD'nin deri ithalatından Türkiye'nin aldığı pay sadece yüzde 0,26. Daha da vahimi, Ege Bölgesi olarak bizim aldığımız pay yüzde 0,029. Yani binde bir bile değil! Bu tabloyu değiştirmek boynumuzun borcudur. Ayrıca, deri konfeksiyon ürünlerimizin kıymetini bilen Kuzey Avrupa ülkeleri de önümüzdeki dönemde agresif pazarlama yapacağımız yeni rotalarımız olacak” dedi.
Deri OSB çağrısı yaptı
Sektör için ‘kümelenme’ çağrısı da yapan Gündoğdu, “Bildiğiniz üzere İzmir, ülkemizin en önemli ihracat ve sanayi kalelerinden biri. Bu potansiyeli korumak, rekabetçiliğimizi artırmak ve sürdürülebilir kılmak için Organize Sanayi Bölgelerinin önemi tartışılmazdır. Bugün sektörümüze baktığımızda; Deri Mamulleri özelinde bir OSB yer almamakta. Türkiye’nin en büyük 3. ili olan İzmir’imizde ise bu eksiklik artık daha fazla hissedilmektedir. Deri sektörümüzün kümelenememiş olması, dağınık yapıda kalması ne yazık ki sektörümüzü olumsuz etkilemektedir. Emek yoğun bir sektörüz; yan sanayinin gelişmesi, nitelikli ara eleman devamlılığının sağlanması ve istihdamın artırılması ancak sektörün bir arada, omuz omuza hareket etmesiyle mümkündür. Size çok çarpıcı bir veri paylaşmak istiyorum: Şu an bölgemizden gerçekleşen deri ve deri mamulleri ihracatının yarısını, 300 aktif firmamızın içerisinden sadece 40 firmamız sırtlamış durumdadır. Bu sürdürülebilir değildir. Sektörümüzün kümelenmesi ve güçlenmesi, ihracatın tabana yayılmasını sağlayacak, geriye kalan firmalarımızı da oyunun içine daha güçlü bir şekilde dahil edecektir. Bu noktada hedefimiz nettir: İzmir Deri Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulması” dedi.
“Menemen’de yeni bir yer bulundu”
Deri OSB ile ilgili yaptıkları çalışmaların sorulması üzerine de Gündoğdu, “Hem oda hem ihracatçılar üzere birçok girişimde bulunduk. Yer ile ilgili biraz sıkıntılarımız var. Tabii ki öncelikle sektörün istediği yakın lokasyonlar, imkan varsa şehrin içinde istiyor. Menemen bölgesinde yeni bir yer bulundu gibi, oda üzerinde bir çalışma başlayacağız. Menemen dediğimizde sektör üreticileri nasıl gideceğiz diyeceğiz. Önümüzdeki günlerde bunu biraz daha netleştireceğiz. OSB projesinde en küçük üreticimiz 500 metrekare zeminde üretim yapacak, en büyük üreticimiz ise 10 bin metrekarede ürün yapacak. Valiz ürünlerimiz var. Ortalama bin ila 5 bin arasındaki fabrikalardan bahsediyoruz. Buca OSB örneğimiz var, şehrin merkezinde. Hem ayakkabı hem konfeksiyon ve bunların yan sanayisi ile 150 ila 200 fabrika öngörüyoruz. Dışarıdan da yatırım alacaktır” diye konuştu.





