Son Mühür- Aralık ayının son günlerinde Tahran'da Elektronikçiler Çarşısı'nda fitili ateşlenen gösteriler İran'ın dört bir yanına yayılmış durumda.
İran dini lideri Ali Hamaney'in göstericilere karşı sert mesajı ve önceki yıllardaki halk gösterilerini kanlı bir şekilde bastıran Devrim Muhafızları'nın uyarılarına rağmen ekonomik krize tepki olarak başlayan eylemlerin siyasi bir kimlik kazanma ihtimali henüz masadan tamamen kalkmış değil.

İran konusunda dünyanın sayılı akademisyenleri arasında yer alan İran asıllı Amerikalı akademisyen, siyaet bilimci ve Ortadoğu uzmanı Vali Nasr son makalesinde İran'daki gösterileri ve rejimin takındığı tutumu ele aldı.
İran’daki gelişmelere dair önemli dikkat çekici tespitleri bulunan Nasr’ın konu hakkındaki makalesinden öne çıkan detaylar şöyle...
Bu kez farklı...
İran’daki mevcut protestolar önceki dalgalardan farklı: Rejim bu kez sert bastırmakta tereddütlü, çünkü İsrail ve ABD ile yaşanan 12 günlük savaş sonrası toplumla kurulan kırılgan dengeyi kaybetmek istemiyor.
Ekonomik kriz (riyalin çöküşü, yüzde 60’a varan enflasyon) protestoların tetikleyicisi olsa da, hareket kısa sürede ekonomik hoşnutsuzluktan siyasi bir isyana dönüştü; özellikle orta sınıfın katılımı belirleyici oldu.
Rejim dışarıdan müdahaleye daha açık...
İran yönetimi protestoları sadece iç mesele olarak görmüyor: İsrail’in ve ABD’nin halk ayaklanmasını rejim değişikliği için bir kaldıraç olarak kullanabileceğinden ciddi biçimde endişe ediyor. Bu kez rejim dışarıdan müdahaleye daha açık.
En büyük korkusu...
Trump’ın “İranlı protestocuları kurtarmaya hazırız” mesajı, rejimin en büyük korkusunu teyit etti: Tehlike protestoların kendisi değil, bunların ABD askeri müdahalesine meşruiyet sağlaması.
Rejim sıkışmış durumda...
İran, Libya ve Suriye’deki gibi bir senaryoyu önlemeye çalışıyor; ancak dış tehdit (ABD–İsrail) ile iç baskı (kitlesel öfke) arasında sıkışmış durumda. Rejimin çöküşü an meselesi olmayabilir ama devrimin sürdürülebilirliği ciddi biçimde tükenmiş görünüyor.





