Son Mühür - 2023 Türkiye-Suriye Depremleri’nin yarattığı yıkımın etkileri sürerken, Marmara Denizi ve olası İstanbul depremine ilişkin tartışmalar yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Pek çok uzmanın uyarılarına rağmen deprem bilimci Şener Üşümezsoy, kamuoyunda dikkat çeken farklı değerlendirmelerde bulundu.

Şener Üşümezsoy, 23 Nisan 2025’te Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem öncesinde bölgeyi ve olası büyüklük aralığını işaret ettiğini belirterek yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. Üşümezsoy ayrıca Marmara Denizi’ndeki bazı fay segmentlerinde büyük bir deprem oluşturacak düzeyde enerji birikimi olmadığını savundu.

''Bu gerçek kabul edilmeli...''

Şener Üşümezsoy, özellikle Adalar segmentine dikkat çekerek bu hattın büyük bir deprem üretecek seviyede enerji barındırmadığını savundu. Yıllardır kamuoyunda oluşan deprem korkusunun abartıldığını öne süren Üşümezsoy, İstanbul’da deprem riskinin sona erdiğini iddia ederek Adalar hattını “ölü fay” olarak nitelendirdi. Üşümezsoy ayrıca, söz konusu bölgede 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem için yeterli stres birikiminin bulunmadığını dile getirdi.

Silivri-Kumburgaz hattını işaret etti

Şener Üşümezsoy, İstanbul’u etkileyebilecek olası bir sarsıntı için Silivri ile Kumburgaz arasındaki yaklaşık 25 kilometrelik hatta dikkat çekilmesi gerektiğini belirtti. Bu bölgenin 2009’dan bu yana risk taşıdığını ifade eden Üşümezsoy, söz konusu hatta meydana gelebilecek bir depremin büyüklüğünün 6.0 ile 6.5 aralığında olabileceğini dile getirdi.

'Fon sağlanıyor' iddiası

Şener Üşümezsoy, Kuzey Marmara genelinde kamuoyunda “büyük İstanbul depremi” olarak anılan yıkıcı bir sarsıntı ihtimalinin artık gündemde olmadığını ileri sürdü. Açıklamalarında yalnızca bilimsel verilerle sınırlı kalmayan Üşümezsoy, deprem yönetimi politikalarını da eleştirerek 1999 depreminden bu yana bazı belediyelerin büyük deprem söylemi üzerinden uluslararası fonlar sağladığını ve bu kaynakların deprem hazırlığı için yeterince doğru kullanılmadığını savundu.

Depreme dayanıklı yapı üretiminin inşaat sektörünün sorumluluğunda olduğunu vurgulayan Üşümezsoy, fay hatlarının doğru analiz edilmesinin ise bilimin görevi olduğunu belirterek, yanlış fay modelleri üzerine politika oluşturulamayacağını ifade etti.

Kaynak: Haber Merkezi