Önümüzdeki Perşembe günü...

Türkiye Cumhuriyeti...
7’den 70’e...
Dededen toruna...
Kıymetlimiz...
29 Ekim 1923 yılında ilan edilen “Cumhuriyet Bayramı”nın...

“103’üncü yılı”nı...

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle birlikte kutlamaya hazırlanıyor...
Kalplerdeki coşku kocaman...
Kutlu olsun, nice asırlar boyu...
Derken...
Zaman tüneline girelim ve...
Cumhuriyet’in ilanından önceki “şaşırtan” günlere gidelim...

*

...Ve o günlerde...
Ne ilginçtir ki...

“Latife Hanım, Atatürk'ün Cumhurbaşkanı seçilmesine neden sevinememişti?”

Evet...
İzmirli Latife Hanım (*)dominant bir kadındı…
Ancak…
Gazi Mustafa Kemal'e masallardaki gibi derin bir “aşk” ile bağlıydı…
Ama…
Cumhuriyet'in kurulmasına ilişkin süreç…
Atatürk’ü çok yoruyor ve bunu en derinden hisseden de...
O'na herkesten yakın Latife Hanım oluyordu…
Nitekim…
Tarih, Latife Hanım'ı haklı çıkardı…
Cumhuriyet'in ilanından sadece 12 gün sonra…
Üst üste gelen iki kalp krizi…

Henüz 42 yaşındaki Gazi Mustafa Kemal'i neredeyse öldürüyordu!

*

Peki…
İki gün arayla gelen kalp krizleri, neden herkesten gizli tutuldu?
Yoksa?
Krizlerin nedeni...
Cumhuriyet fikrine karşı çıkanlar hilafet yanlıları mıydı?
Kalbinin teklemesi Atatürk'ün hayatını nasıl etkiledi?
O günlerin hikayesi ilginçtir…

Cumhuriyetimiz'in 103'üncü yaşını kutlamaya saatler kala…

Türk halkından gizlenen o kalp krizlerinin hangi şart ve ortamlarda geldiğini bilmekte yarar var…

*

Tarih: 11 Kasım 1923…
Yer: Çankaya Köşkü…

Atatürk, öğle yemeğinde çok sevdiği etsiz kuru fasulye yerken…
Birden göğsünün arka tarafından sol kolunun dirseğine kadar yayılan çok şiddetli bir ağrı hissediyor; terden vücudu sırılsıklam oluyor… Ağrı o kadar şiddetli geliyor ki; başı masaya düşüyor… Herkes panik yaşıyor… Allah'tan, öğle yemeği konukları arasında Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam da var… İlk müdahaleyi o yapıyor… Atatürk, odasına yatırılıyor… Teşhis kesin; Gazi kalp krizi geçiriyordu…

*

Oysa…
O sırada henüz 42 yaşındaydı…
Ama, bünyesi sağlam değildi…
Ömrü savaş cephelerinde geçmişti…
Trablusgarp Savaşı'nda gözlerinden rahatsızlanmış…
Birinci Dünya Savaşı'nda böbrekleri iflas etmiş…
Sakarya Savaşı'nda ise attan düşüp kaburga kemiklerini kırmıştı…
Ancak, ilk kez kalp krizi geçiriyordu…
Çünkü…

Cumhuriyet'in ilanı sancılı olmuştu…

İstanbul gazetelerinde sürekli eleştiri yazıları çıkıyor; hilafeti savunanlar dikkati çekiyordu...
Tamam…
Atatürk, Cumhuriyeti ilan etmiş; cumhurbaşkanı seçilmişti ama…
Yaşananlar sağlığına mal olmuştu…
İlk krizi atlatmıştı ancak bu son olmayacaktı!..

*

İki gün sonra...
Tarih: 13 Kasım 1923…
Yer: Yine Çankaya Köşkü...
Atatürk, öğleyin Köşk'ün bahçesinde yürüyüşe çıkıyor...
Köpeği ile oynuyor…
Bir ara yorulduğunu hissediyor; masaya geçiyor ve kahve istiyor…
Daha kahvesinden ilk yudumu alırken, sandalyeden düşüyor…

Kalbi ikinci kez tekliyor!..

Özel doktorunun teşhisi kalp krizi…
Sebebi, o günkü adıyla “Elemi Asabi”…
Bugünkü adıyla, çok çalışmaktan kaynaklanan “Stres”…
Mutlak dinlenme, kesin perhiz…
İçki yok, kahve yok, sigara yasak…

*

Atatürk'ün kalp krizi geçirmesi gizli tutuluyor!..
Ancak böylesi bir olay ne kadar gizli kalabilirdi ki?
Dedikodu çarkları dönmeye başlamıştı bile…
Cumhuriyet karşıtları hemen Atatürk'ün ülkeyi yönetemeyecek kadar hasta olduğu dedikodusunu yayıyorlar…
Düşünün artık…
O sırada Cumhuriyet daha “bir aylık” bile değil!

*

Bu da yetmezmiş gibi…
Atatürk'ün durumunun ağır olduğu söylentilerine inanan bazı çevreler...
Atatürk'ün yerine...
“Latife Hanım'ın cumhurbaşkanı olması” gerektiği(!) gibi...
“Akıl almaz” bir öneri ve fikirleri ortaya atmaya başlamışlardı...

*

Kim bilir?
Belki de Latife Hanım…
Bir ay sonra yaşanacakları hissetmişti…
Atatürk'ün “Cumhurbaşkanı olmasına” yeterince sevinememişti…
İşte o detay!
Hep kanıtlanmaya muhtaç kaldı…
Latife Hanım, bunu hala “sır” olan hatıralarında dile getirdi mi, o da bilinmiyor…
Çünkü…
1975'te vefat edince…
Latife Hanım'ın Ailesi, o defterleri Türk Tarih Kurumu'na verdi…
Kurum, aileyi 1980 yılında çağırdı, “Bunlar birinci elden kaynaklar ama bazı insanlarla ilgili bilgiler var” dedi…
Sonunda ailenin isteğiyle o hatıralara “30 yıl yayın yasağı” kondu…

...Ve, o yasak hala devam ediyor…

*

Bitiriyoruz...

Gazi Mustafa Kemal...
İşte böylesine...
“Cumhuriyet” için bile bile “ölüme” koşmuştu...
Kurtuluş Savaşı ile küllerinden doğan bu millet...
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yapılanma sürecine hızla girdi...
Türk halkı yorgun ve fakirdi... Uzun süren savaşlar sonrası Cumhuriyet’le birlikte adeta yeniden diriliş dönemi başladı... Halk yönetimde söz sahibi olurken, Cumhuriyet'in yaktığı ışıkla birlikte reformlar üst üste geldi... Atatürk önderliğinde ülkeyi her anlamda ileriye taşıyacak adımlar atıldı... İşte Cumhuriyet'in Türkiye'ye kazandırdıklarının sadece bir kaçı:
Endüstri devrimi ile dünya çapında önemli hamleler yapıldı...
Türkiye'ye can verecek fabrikalar kuruldu... Türk ekonomisi nefes almaya başladı... Ekonomi çarklarının dönmesi için bankalar ve ilk milli sigorta şirketi kuruldu... Yabancıların ellerindeki demiryollarının tamamı satın alındı... Türkiye'nin dört bir yanı demir ağlarla örüldü...

Bu böyle biline!

(*)dominant: “baskın”...

Hamiş: 29 Ekim 2026 tarihiyle birlikte tam 103 yıl geride kalıyor...
Resmi Tatil Durumu: Her yıl Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 28 Ekim öğleden sonra başlamak üzere 1.5 gün resmi tatil olarak kutlanacak...

Sonsöz: Ne demişti Atatürk: “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır… Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır…”