Kısa adı (TKDF) olan... “Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu”nun verileri... Bu yılın (2026) ilk dokuz ayında... “Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı”na... Şaşırmayalım ama! “2 bin 427” şiddet mağduru kadından yardım çağrısı geldi!..
Neden?
Büyük olasılıkla...
Asırlar boyu her erkeğin ilk öğrendiği atasözü yüzünden:
"Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etme!"
Bu özlü sözün meali (anlamı)...
Aslında “yüz karası”ndan başka bi’şi değildir...
Çünkü...
Ayıpların ayıbı(!) bu ifade...
Geçmiş dönemlerin ataerkil ve feodal toplum yapısında...
Kadınların “sürekli olarak” hamile bırakılması...
Mutlak doğum yapması...
Şiddet/baskı yoluyla kontrol altında tutulması gerektiğine dair...
İlkel, ayrımcı ve cinsiyetçi bir zihniyeti yansıtıyor...
Günümüz toplumsal ahlak anlayışında...
Ve dahi insan haklarında ayrıca hukuk düzeninde...
Kadına yönelik şiddeti ve ayrımcılığı normalleştiren...
Bu tür ifadelerin “hiçbir meşruiyeti yoktur” ve...
Tamamen reddedilmektedir...
*
İşte en acıklı tablo...
Bu yılın (2026) başından beri...
108 kadın sığınma evi talebinde bulundu...
Gelen ihbarlarda...
“3 yaştan 75 yaşına kadar” kişilerin...
Fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığı anlaşıldı...
İnanılacak gibi değil ama gerçek:
Çağrıların 75’i ise kız çocuklarından geliyordu...
*
...Ve, en korkuncu ise şu...
“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu” verilerine göre...
Bu yılın ilk dokuz ayda 224 kadın erkekler tarafından öldürüldü; 246 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetti... Öldürülen kadınların 78’i evliydi ve evli oldukları erkekler tarafından yaşamdan koparıldı... 120 kadın ise kendi evlerinde katledildi...

*
Acı tabloya ilişkin...
Nefes Gazetesi’nden İlke Çıtır'a konuşan
TKDF Başkanı Canan Güllü’nün şu sözleri...
Kalpleri sızlatacak cinsten:
“Önleyici politikaların güçlendirilmesi, kadınların ve çocukların etkin biçimde korunması, başvuru mekanizmalarının erişilebilir olması gerekiyor...”
Peki, tüm bunlar nasıl olacak?
İşte bu sorunun cevabı hala karanıkta...
Bitiriyoruz: Unutmayalım! "Kadını dövmenin dayanılmaz rezaleti" ifadesi, kadına yönelik şiddetin toplumda yarattığı derin ahlaki, hukuki ve vicdani yıkımı en net şekilde özetleyen durumlardan biridir... Kadına karşı uygulanan şiddet, hiçbir bahaneyle meşrulaştırılamayacak bir insan hakları ihlalidir ve “İnsani ve Ahlaki Çöküş” olarak bilinir...”
Nokta...
Hamiş: Kahreden gelişmelerde en önemli ayrıntı şudur: Şiddet mağdurlarını korumayı amaçlayan “6284 sayılı Kanun”un etkin uygulanması kesinlikle şart ve koruma tedbirlerinin izlenmesi mutlaka gerekli...
Sonsöz: Aslında Cezasızlık Algısının Yıkılması çok önemli... Yasaların hiç bir hafifletici sebep (kravat indirimi, haksız tahrik vb.) uygulanmadan, en ağır şekilde ve kararlılıkla hayata geçirilmesi gerekiyor...