Hep onurluydu...

Hep azimliydi...
Hep kararlıydı...
Hep hazımlıydı...
Bu dört özelliğinden “nokta” kadar taviz vermedi...

*

Aziz Kocaoğlu...
Güzel İzmir’in “unutulmaz belediye başkanları” arasında...
Tarihe “nokta” koyanların başını çekti...
Büyükle büyük, gençlerle genç oldu...
Güzel İzmir’i...
Adeta baştan yaratmak için çok çalıştı...
“Yetmez!” dedi...
Uzun yıllar boyu...
İzleri hiç “silinmeyecek” hizmetleriyle...
Kent tarihindeki yerini alkışlarla aldı...
Hepsinden önemlisi...
Kalkınma esaslı "İzmir Modeli"ni yarattı...
“Yetmez!” dedi...
Belediye yatırımlarını 14.5 yılda tam 28 kat arttırdı...
Bir gün olsun...

“Yoruldum!” demedi...

İzmirli hemşehrilerine daima kulak verirdi ama...
Bu kez...
Kendi kalbine kulak verdi!
Belki de en doğrusu buydu...

*

Ön seçime “üç gün” kala...
“Yeni Parti İzmir İl Başkanlığı Ön Seçimi”nde...
Adaylığını açıklayıverdi...
Ne var ki...
Sandık’ta...
Çağatay Güç'ün gerisinde kaldı...

Çağatay Güç 18 bin 511 oy alırken, Aziz Kocaoğlu 14 bin 167 oyda kaldı...

Ön seçime “üç gün kala” adaylığını açıklayan Kocaoğlu...
Çağatay Güç’ü tebrik etti, başarılar diledi ve...

“Biz görevimizi yaptık ve tarihe not düştük...”

Demeyi de ihmal etmedi...

*

O saatten sonra...
Aziz Kocaoğlu...
Daha güçlü ve mücadeleci bir il yönetimi oluşturma hedefiyle...
Yola çıktıklarını ifade etti ve...
Kalbinden geçenleri şöyle dile getirdi:

“Önseçime üç gün kala yaptığımız bu adaylık hamlesi ile vermek istediğimiz mesaj sanırım kamuoyu tarafından çok iyi anlaşıldı...”

Neden böyle dedi yılların siyasetçisi Kocaoğlu?

Çünkü...
Kalbinden şunlar geçiyordu:

“Ülkenin ve kent siyasetinin geldiği son noktada, daha güçlü ve daha mücadeleci bir il yönetimi oluşturma arzusu ve sorumluluk duygusuyla yola çıkmıştık...”

*

...Ve, finali de yine zarif biçimde tamamladı:

“Biz görevimizi yaptık ve tarihe not düştük... Bu süreçte yanımızda duran, beni destekleyen tüm YENİ Parti üyelerine ve yol arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum... Çağatay Güç Başkanımızı kutluyor ve başarılar diliyorum...”

*

Kimileri diyor ki:

“Aziz Kocaoğlu, adaylık atağında geç kaldı!”

Olabilir, belki!..
Ne var ki...
Politikada da olsa...
Onurlu her mücadele...
Sonuç resmi olarak “mağlubiyet” olsa bile...
Bu yola çıkmak...

Haysiyetle savaşmak ve pes etmemek(...)

Hiç kimsenin değerini azaltmaz; bilakis tarihe geçer...
Cesaret...
İşte burada kendini gösteriyor...
Çünkü...
Dilimizden pek düşmeyen “Cesaret”...
Aslında...

Sizin... Bizim... Hepimizin...

Kendinde bulduğu...

Güven... Yüreklilik... Yiğitlik... Korkusuzluk...

Durumudur ve...
Bu özellik dünyanın her köşesinde alkışla karşılanır!

*

Bitiriyoruz...

Tanzimat dönemi edebiyatçısı ve devlet adamı Ziya Paşa’nın...
Hiç eskimeyen bir sözü vardır; aynen şöyle: “Görünüşte kaybedilmiş ya da yenilgiyle sonuçlanmış gibi duran bir mücadelede, gösterilen onurlu duruş, çaba ve inanç sayesinde kişinin aslında gerçek bir zafer (galibiyet) kazanmış sayıldığını ifade eder...”

Nokta...

Hamiş: Çağatay Güç’un şu sözleri çok dikkat çekici: “Kurnazlığı, tilkiliği, siyaset simsarlığını bilmeyiz... Ben toplumsal çıkarları düşünenlerdenim... Siyaset simsarlarının, "tecrübeliyiz" diyen profesyonel siyasetçilerin bu ülkeye hiçbir faydası yoktur... Siyaseti açık açık yapacağız, arkadan iş çevirmeyeceğiz" ifadelerini kullanması dikkat çekti...

Sonsöz: “Cesaret, güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven, yüreklilik, yiğitlik ve korkusuzluk durumudur...”