70'li yılların ilk basamakları...
Öğrenci hareketlerinin kıvılcımlandığı günler…
Milli Türk Talebe Birliği…
İstanbul Cağaloğlu'nda…
“Liselerarası En Güzel Şiir Okuma Yarışması” düzenliyor…
Heyecan tavan!
İlgi ise kocaman…
Şaşıracaksınız ama...
Jüri'de profesörler bile var…
Belli ki, yarışma çok çekişmeli geçecek…
İmam Hatip Lisesi'ni temsil eden uzun boylu bir delikanlı…
Heyecanlı ses tonuyla…
Mehmet Akif'in “Zulmü Alkışlayamam” şiirini okuyor…
Üstelik mükemmel ötesi okuyor…
Salon inliyor...
Hatta bir ara…
Mikrofonu yere bırakıp…
Çıplak sesle devam ediyor; büyük alkış topluyor…
*
Sıra ufak-tefek sevimli mi sevimli bir kız öğrenciye geliyor…
Gayrettepe Site Koleji'ni (artık o okul yok) temsil ediyor…
Cahit Sıtkı Tarancı'nın “35 Yaş” şiirini gümbür gümbür okuyor…
Adı da çok güzeldi: “Parla Şenol...”
Neredeyse…
Birinci olacağından adı gibi emin!..
O çıtı-pıtı kız şiiri tamamladığında alkış tufanı kopuyor…
*
Büyük jüri değerlendirmeyi tamamlıyor…
Genç yarışmacıların kalpleri küt / küt atıyor…
Tam da beklendiği gibi…
İmam Hatip'i temsil eden uzun boylu delikanlı birinci seçiliyor…
Cahit Sıtkı'nın şiirini seslendiren kız ise ikinci ilan ediliyor…
Yarışmacı delikanlı sevinçli…
Büyük ödülü kapıyor; o günlerin “500 Türk Lirası”…
Kız öğrenci ise, “Ben daha güzel okumuştum!” diye üzülüyor…
Yarışmanın…
Birincisi ile ikincisi bir daha hiç karşılaşmıyorlar…
Tarih; o günü bi'kenara yazıyor…
*
Filmi biraz daha geriye saralım ve 50'li yıllara gidelim…
Ve sizi meraktan kurtaralım…
Merak ettiğiniz o yarışmanın birincisi...
Bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan…
Ya ikincisi?
İşte; O'nun hikayesi…
*
Bu yazının “esas kızı” İstanbul'da hayata “merhaba” dedi…
Takvimler, “7 Mayıs 1956”yı gösteriyordu…
Sanatçı bir ailenin çocuğuydu…
Babası ünlü müzisyen Armağan Şenol'du…
Dayısı seslendirme sanatçısı Necdet Mahfi Ayral…
Erkek kardeşi ise, babası gibi müzisyen Arda Şenol'du…
Sıkı bir eğitim aldı; çok zeki bir kızdı…
Namık Kemal İlkokulu'nda başladı…
İtalyan Kız Ortaokulu ve Site Koleji'nden mezun oldu…
Bi’zamanlar gündem'den düşmeyen Boğaziçi Üniversitesi'nin…
Psikoloji bölümünü tamamladı…
Dokuz yıl boyunca bale ve piyano eğitimi aldı…
Sesi mükemmeldi; şahane şarkı söylüyordu…
*
Biraz daha gerilere gidelim…
Sanatçı ailenin kızı olduğu için…
Parla Şenol’u...
Daha beş yaşındayken “Küçük Artistler” yarışmasına soktular…
Tam bir şeytan çekiciydi…
260 çocuk aday arasından birinci seçildi…
Sinema hayatı başladı…
Tek şanssızlığı “küçük kız” rolleri için…
İki yaşında Yeşilçam kaldırımları çiğnemeye başlayan…
Ayşecik'in (Zeynep Değirmencioğlu) arkasında kalmasıydı…
Neredeyse aynı yaştaydılar ama…
Ayşecik, hayli mesafe almıştı…
Seyirci bu (*)“cimcirik” kıza bayılmıştı…
40'a yakın filmde rol aldı; 12 yaşına basınca…
Sinemayı bıraktı; çünkü artık büyümüştü…
*
Sonra sahnelere yine heveslendi…
Parla Şenol...
17 yıl şarkılar söyledi…
7 tane 45'lik plakta imzası var…
Yıllarca tiyatro yaptı; en büyük ödülü tiyatrodan…
40 yıldır seslendirme yapıyor…
Belki inanmayacaksınız ama…
Ana dili gibi İtalyanca, İngilizce ve Fransızca bildiği için…
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın…
“Profesyonel Turist Rehberi” brövesini gururla taşıyor…
Sekiz yıl boyunca…
Türkiye'nin dört bir yanında turist gezdirdi…
Son 20 yıldır...
TV dizilerinin aranan karakter oyuncuları arasındaydı…
(Hatırlayacaksınız, “Mucize Doktor” dizisinde adeta döktürdü…)
*
Evlendi ayrıldı; yine yeniden Nazar Basmacıgil'le evlendi…
Aras adında bir oğlu var…
O da annesinin yolundan gidiyor; tiyatrocu…
*

Bitiriyoruz…
Dönelim başa, “En Güzel Şiir Okuma Yarışması…
Neredeyse 50 yıl önceydi…
O günlerin İmam Hatip Lisesi öğrencisi…
Bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın arkasında kalıp…
İkinci olan liseli kız…
Bi'zamanların minik sinema yıldızı…
Bugünlerin ünlü seslendirme sanatçısı ve aktristi…
Parla Şenol'dan başkası değildir…
O yarışmadan sonra bi'daha hiç karşılaşmadılar…
Parla Şenol bile…
Şiir Okuma Yarışması'nda…
Kendisini geçen liseli delikanlının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu…
Yıllar sonra tesadüfen öğrendi…
Ne ilginç di'mi?
(*)“cimcirik”: Ufak tefek, çelimsiz”...
Nokta…
Hamiş 1: Parla Şenol, Türk Sineması’nın en ikonik ve en üretken çocuk yıldızlarından biri olarak alkışlandı... Dönemin çocuk oyuncu furyasında üstün oyunculuk yeteneği, sevimli mimikleri ve hüzünlü sahnelerdeki başarısıyla öne çıktı... Çocuk artist kategorisinde 260 çocuk arasından birinci seçilmişti... Türkiye, O’nu, henüz beş yaşındayken rol aldığı 1961 yapımı “Hancı” filmiyle hafızalarda yaşatıyor...
Hamiş 2: Parla Şenol, beş yaşında sinemaya başladığı 1961 yılından bu yana yaklaşık 65 yıldır sanatçı ve diyor ki: “Gerçek sanatçı komple her türlü birikime haizdir... Şu görüşe katılmıyorum; “Aaa, oyuncu neden dans ediyor, şarkı söylüyor?” Hayır efendim, sanatın bir dalında kabiliyeti olan kişinin, iyi-kötü diğer sanat dallarında da kabiliyeti vardır... Sıradan bir insandan çok daha fazla kabiliyetli olduğu gerçektir...
Sonsöz: “Nereye kaçarsan kaç, üç şey seninle birlikte gelir: Gölgen, acın ve geçmişin… Kaderin ise, zaten seni orada beklemektedir… / Anonim…”