Tam 27 yıl önce bugünler... Takvimler, “21 Ekim 1999 Perşembe”yi işaret ediyor... Ankara’nın, Çankaya ilçesi...
Saat; 09.28: Cumhuriyet'e “Kınıyorum” başlıklı yazısını faksladı...
Saat: 09.10: 19 günlük bebeğini öptü, kokladı...
Saat; 09.35: Eşini ve minik yavrusunu kente indirecek...
Ardından derse girecekti... Nilüfer'e seslendi; “Ben arabayı ısıtayım; iki-üç dakika sonra gelirsiniz...”
...Ve evden çıktı...
Saat; 09.36: Evinin önüne park ettiği “06 GK 377” plakalı Wolksvagen Passat marka arabasının kapısını açacaktı ki...
Saat: 09.37: Tam o sırada otomobilinin ön camına bırakılmış poşeti fark etti... Garibine gitti; dikkatli bakışlarla çevresini taradı... Anormal bir durum yoktu ve...
Saat: 09.40: Sol eliyle poşeti aldı; incelerken kulakları sağır eden patlama oldu...
*
Sol kolu kopmuştu...
Site bekçisi, O'nu Bayındır Hastanesi'ne yetiştirdi...
Saat 10.02'de kalp koroner atışı durmuş...
Nabzı hızlanmış ve bilinci kapanmış bir halde...
Tıp Fakültesi Hastanesi'ne getirildiğinde ise...
Artık yaşamıyordu...
*
Acılı eşi Nilüfer...
O kahreden dakikalar için...
Daha sonraları şöyle demişti:
“O sabah çok neşeli bir sabaha uyanmıştık...”
*
Hain pusunun kurbanı...
Gerçek bir Anadolu evladıydı...
Azimliydi... Kararlıydı... Korkusuzdu...
*
Tokat Zile'de dünyaya gelmişti, Ahmet Taner Kışlalı...
İlkokulda, annesi öğretmeniydi...
Hayat rotasını çoktan seçmişti...
Hep yazacaktı; gazeteci olacaktı…
Azmin sonu yok; hedefi tutturdu…
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne devam ederken...
Spor muhabirliğine başlamıştı...
Fransa bursuyla…
Doktorasını…
Paris Hukuk Fakültesi'nde…
“Modern Türkiye'de Siyasi Güçler” teziyle tamamladı…
Fransa'da tanıştığı Nicole (Nilgün) ile evlendi…
İki kızları oldu…
CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'le tanıştı…
Birbirlerini çok iyi anlıyorlardı…
Takvimler 1977'yi gösterirken…
İzmir Milletvekili seçildi…
Zirveye tırmandı; Kültür Bakanı oldu…
Siyaset Bilimi dersleri verdi…
1988'de profesör oldu…
1993'te Fransız Ulusal Liyakat Nişanı'na layık görüldü…
Ve acı haber:
9 Eylül 1995'teki trafik kazasında eşi Nilgün Kışlalı'yı kaybetti…
Kendisi ağır yaralandı…
“Bereketli bir yazar” kimliği hep ön saflardaydı…
Yazarken hızlıydı…
“Modern Türkiye'de Siyasi Güçler”…
“Öğrenci Ayaklanmaları”…
“Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği”…
“Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi”…
“Siyasal Sistemler”…
“Seçimsiz Demokrasi”…
“Bir Türk'ün Ölümü”…
“Ben Demokrat Değilim”…
Başlıklı kitapları kapışılıyordu…
*
Kışlalı'nın, öğrencilerine ithaf ettiği…
“Siyasal Çatışma ve Uzlaşma”…
Adlı kitabındaki tespitlerinden biri de şöyleydi:
“Silah ve şiddet karşısında…
Toplumun boyun eğdiğini göstermek ne kadar yanlış ise…
Terörü yaratan ortamın değişmesi için gerekli…
Demokratik adımları atmaktan kaçınmak da o ölçüde hatalıdır…”
*
Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü…
En iyi anlayan, en iyi anlatan ve en iyi yazan aydınların…
Başında geliyordu…
Ona göre “Kemalizm” kalıplaşmış bir ideoloji değil…
Yaşayan bir devrimdi…
Düşüncelerinden milim ödün vermeden…
Diyalog kapısını hep açık tutarak…
Gazeteci yazar Mustafa Balbay…
Uzun yıllar birlikte çalıştığı Kışlalı'yı…
“Kemalizm'in Centilmen Devrimcisi”
Başlığıyla yazdığı kitapta ölümsüzleştirdi…
*
Ahmet Taner Kışlalı…
Devlet adamlığı, bilim adamlığı ve gazeteciliği…
En iyi şekilde birbirine bağlayan…
Saygınlığını ve görüşlerindeki dürüstlüğü…
Hiçbir zaman kaybetmeyen, nadir kalem ustalarından biriydi…
*
Türkiye Cumhuriyeti Devleti…
25 yıl önce “dün”…
Benzersiz bir yazarını, düşünürünü, siyasetçisini, gazetecisini…
Kanlı teröre…
Kurban verdi…
Eksikliği…
Her sosyal demokratın içini yaktı; kavurdu…
Ahmet Taner Kışlalı…
(*) “Nev-i Şahsına Münhasır” bir kimliğe sahipti…
Daha 59 yaşını yeni geride bırakmıştı…
Kim bilir?
Bombalı bir pakete kurban gitmese…
Durmadan “üreten” kimliği ile…
Vatanına, milletine daha ne kadar ölümsüz eser bırakacaktı!
*
Bitiriyoruz…
Ne garip rastlantılar bunlar?
Bu güzel memleketin üç özel “aydın” kalem ustasını...
İlahiyatçı Doç. Dr. Bahriye Üçok… Araştırmacı yazar Uğur Mumcu…
Yazar, siyasetçi Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı…
Neredeyse bir kaç yıl arayla…
Arka arkaya...
Bombalı saldırıyla öldürüldü...

Neden?
Nedeni yok!
Çünkü…
Ne katiller var ne de azmettirenler!
(*) “Nev-i Şahsına Münhasır”: Kişiliğiyle herkesten ayrılan, kendine özgü tutum ve davranışı olan, özgün (kimse)…
Nokta…
Hamiş 1: Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın tahlillerine katılmamak mümkün değil... Yazıları, Atatürk'ün ve Atatürkçülüğün tükendiğini sananların karşısına bir anıt gibi dikiliyor...”/ Milliyet'in merhum efsane Yazı İşleri Müdürlerinden Hasan Pulur'un, (Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği) kitabı için kaleme aldığı yorum…”
Hamiş 2: İlk eşi: 1968 yılında evlendiği, 1995 yılında trafik kazasında kaybettiği Fransa / Bordeaux doğumlu Nicole (Nilgün Kışlalı) (Bu evlilikten Altınay ve Dolunay adında iki kızı oldu)... İkinci eşi: Nisan 1997'de evlendiği Nilüfer Kışlalı (Bu evlilikten 22 Eylül 1999 doğumlu Nilhan Nur adında bir kızı oldu)
Sonsöz: “Uğur Mumcu öleceğini bile bile paramparça olacağını bile bile (Vurulduk ey halkım unutma bizi…) diye 1974'te dergilerde yayınlanan yazılarında başına ne geleceğini biliyordu… / Özgür ÖZEL – Yeni Parti Genel Başkanı…”