“Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir.”

Takvimler 29 Ekim 1923’ü gösterirken Ankara’da bir ses yankılandı: 101 pare top sesi... Bu ses, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanını değil, yeni bir devletin doğuşunu da duyurdu. Aradan günler, haftalar, aylar ve yıllar geçti. Takvim yaprakları bir hayli eskidi ama cumhuriyetçi düşünce asla tükenmedi.

1923’te 101 pare top atıldığında belki de henüz gelecekte nelerin yaşanacağı bilinmiyordu. Ancak bizler, bugünün aydınlık Türk gençleri, neyin nasıl işlediğini gayet iyi biliyoruz. Okuyan, gelişen ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir” sözlerinde ifade ettiği gibi bir millet olmak için gayret gösteriyoruz.

Cumhuriyetin kurulması için aşılması gereken koca dağların aşıldığının ve bu mirasın günümüze kadar taşındığının bilincinde olursak bize düşen görevi layığıyla yapmamız gerektiğini de fark etmeliyiz.

Takvimler 29 Ekim’i gösterdiğinde meydanlar coşkuyla doluyor, kırmızı beyaz bayraklarımız dört bir yanı kuşatıyor, törenler düzenleniyor. Kafamızı kaldırıp baktığımızda içimizi gururla dolduran o bayrakların ardındaki tarihsel mirası hatırlamak da büyük önem taşıyor. Asıl mesele, o günün tarihsel önemini yılın geri kalanında da hatırlayabilmek.

Çünkü 29 Ekim, yalnızca bir ilan tarihi değil; millet egemenliği üzerine kurulmuş bir devletin hikayesinde dönüm noktasıdır.
Ve bazı sesler, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, yeniden düşünülmeyi bekler.