Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Kabine Toplantısı gerçekleştirildi. Kabine Toplantısı'nın ardından kameraların karşısına geçen Erdoğan, önemli açıklamalarda bulundu.
"Herkesi aynı samimiyetle kucaklıyoruz!"
Dikkat çeken açıklamalarda bulunan Erdoğan, "Toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bizim için önemli olan milletimizin, tüm Türkiye'nin huzuru, geleceğine güvenle ve huzurla bakmasıdır. Göreve geldiğimiz günden bu yana hep bu amaçla çalıştık. Gece gündüz demeden çalıştık. Türk milletinin başını yere eğdirmedik. 86 milyona mahcup olmadık. Türkiye'nin menfaatlerini her zaman gündemimizin ilk sırasına yerleştirdik. Bunlar her zaman savunduk. Millete hesap vermeyi şiar edinmiş bir kadroyuz. Çocuklarımızın yarı yıl karne heyecanı yaşadığı şu günlerde, biz de geçen yıla ait karnemizi aziz milletimizin takdirine sunduk. Türkiye'yi her alanda şaha kaldırmak için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumundayız.
Bize oy vermiş ya da vermemiş tüm vatandaşlarımın şunu çok iyi bilmesini arzu ediyorum. Her kardeşimiz bizim nazarımızda aynı standartta hizmete layıktır. Siyasi kökenlerine, oy tercihlerine göre insanlarımızı ayırmak bizim kitabımızda hiçbir zaman yer almamıştır. Herkesi aynı samimiyetle kucaklıyoruz. Biz her zaman eserlerimizle konuşuyoruz. Başkentimiz Ankara'ya yeni Türkiye'yi simgeleyen bir yatırımı kazandırmanın mutluluğunu yaşadık. Bu önemli yatırımların Ankara'ya kazandırılmasına emeği geçenleri bir kez daha tebrik ediyorum. Türkiye hedeflerine ulaşacak.
Bu ülkede kutuplaştırma deyince, felaket tellallığı denince kimin akla geldiği herkesin malumudur." dedi.
Dünyadaki gelişmeler gündemindeydi!
Dünya genelinde yaşanan son gelişmeleri gündemine alan Erdoğan, "Türkiye'nin dünyadaki bu fırtınalı dönemi kazasız atlatması için alınması gereken tedbirleri görüştük. Mevcut sorunlar giderek büyürken bunlara yenileri de ekleniyor. Hukukun gücü yerine güçlünün hukukunun egemen olduğu çarpık bir düzene doğru sürükleniyoruz.
Rusya-Ukrayna savaşı gelecek ay 5. yılına girecek. Binlerce insan öldü. Yürütülen temaslara rağmen halen bir barış yolu bulunamadı. Komşumuz İran yeni bir sınamayla karşı karşıya. Sokaklar üzerinden yazılmak istenen senaryoyu hepimiz takip ediyoruz. İnanıyoruz ki komşumuz İran bugünleri geride bırakacaktır. Türkiye olarak en başından itibaren ilkeli duruşumuzu korumaya devam ediyoruz. Bize göre sorunların çözüm adresi müzakere masasıdır. İlgili tüm tarafları diplomasiye davet ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Suriye'deki gelişmeler ön plandaydı!
Suriye'deki son gelişmelere de değinen Erdoğan, "Suriye'deki her gelişmeyle çok yakından ilgileniyoruz. 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı olması için çaba harcıyoruz. Suriye, Suriyelilerindir. Suriye tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Yüz binlerce insanın hayatına mal olan 13,5 yıllık zulmün ardından tarihi bir fırsat yakalandı. Suriye halkının kardeşi, komşusu, dostu bir ülke olarak hiçbir teşebbüse müsade etmeyiz. Tek devlet, tek ordu ilkesi bir ülkede olmazsa olmazdır. Halep'te başlayan askeri hareket dün ateşkes ile sonuçlandı. Suriye ordusunun bu hassas operasyonu büyük bir hassasiyetle yönetmesi her türlü takdire şayandır. Silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen Suriye ordusu başarılı bir sınav vermiş, haksız duruma düşecek eylemlerden kaçınmıştır. Suriye ordusu en az hasarla durumu çözüme kavuşturmuştur. Tüm bunlar Suriye'de kalıcı barış için önemli kazanımlardır.
Dün Şara ile görüştük, kendisini tebrik ettim. DEAŞ başta olmak üzere terörle mücadelede Türkiye'nin yanlarında olduğunu ifade ettim. Dün olduğu gibi yarın da Suriye'yi yalnız bırakmayacağız. Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkı durumdan memnundur. 13,5 yıl boyunca büyük acılar çeken Suriye halkı umudu yeniden kuşanmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir. Kimsenin bunu görmezden gelme hakkı yoktur. Suriye'nin artık bereketli toprakları kana, acıya ve gözyaşına doymuştur. Bundan sonra ipe un sermenin zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri yerine getirilmeli artık kimse yanlış hesap yapmamalıdır." dedi.
"Ölümlerin ve katliamların son bulmasını istiyoruz!"
"Irkçılık bizim kadim kültürümüzün, bizim medeniyetimizin reddettiği bir hastalıktır. Bunların hiçbiri bizim kitabımızda yoktur. Tarih boyunca devletlerimizin tamamı ırkçılığı reddetmiştir. Selçuklu da Osmanlı da Türkiye Cumhuriyeti de bu zihniyetle bugünlere gelmiştir. Türkiye hiçbir mezhebin, hiçbir etnik kimliğin karşısında değildir. Türkiye ucuz ve vicdansız bir hesabın içinde değildir. Aksine artık kardeşlik zemininde olayların çözülmesini isteyen bir ülkeyiz. Aralarında kimi siyasetçilerin, yazarların ve vekillerin de olduğu çevrelerde ırkçılık virüsünü kaptıklarını görüyoruz. Buradan içim kan ağlayarak soruyorum. Ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan çocuklar, hem Kürt kardeşlerimizin hem Suriye'nin geleceği değil mi? Terörle, şiddetle, baskıyla bir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi lazım? Kürt bizim kardeşimiz, Arap, Alevi, Şi, Sünni bizim kardeşimiz. Bu nefret, bu hırs ve ihtiras niye? Türkiye Cumhuriyeti buradayken soruyorum; neden başka dostlar, yoldaşlar aranıyor? Neden elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor? Neden ayrışıyoruz? Neden aramıza duvarlar örülmesine müsaade ediyoruz? Bu bölgede ne zaman kardeşçe muamele ettiysek işte o zaman büyüdük.
Biz Suriye başta olmak üzere artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemiyoruz. Yer altı ve yer üstü zenginliklerimizin savaş baronlarının ceplerine akmasını istemiyoruz. Kardeşlerimiz açlıkla uğraşırken, materyalist zihniyetin daha fazla palazlanmasını istemiyoruz. Barışın ve istikrarın egemen olduğu bölgede huzur içinde yaşayalım istiyoruz. Etnik kökenine, mezhebine bakmaksızın akan kanın durmasını, ölümlerin ve katliamların son bulmasını istiyoruz."
"Yargıda gereken dersi almasını istiyoruz!"
"Atlas yavrumuzu katleden canilerin yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili üzerimize düşen görevi yapacağız. Bu konu bizi acılara boğmuştur. Başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargı makamları olmak üzere, İçişleri olmak üzere gereğini yapmak üzere bu bizim görevimizdir. Pırlanta gibi yavru nasıl acımasızca katledilir? Bunun hesabını sormak görevimizdir."





