Son Mühür- Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü vesilesiyle gerçekleştirdiği bölge ziyaretlerinin ardından TBMM Grup Toplantısı'nda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Depremin yıkıcı etkilerini hala ensesinde hisseden Hatay’dan Adıyaman’a kadar uzanan geniş bir sahada 55 farklı programa katılan CHP lideri, iktidarın deprem konutları ve siyaset yapma biçimine yönelik sert eleştiriler yöneltirken, partisinin yükselişine dair dikkat çeken bir "sokak" anekdotu paylaştı.

Bir tablonun maneviyatı ve sokaktaki iktidar belirtisi

Ziyaretler sırasında Antakya İlçe Başkanı ile yaşadığı duygusal anları kürsüye taşıyan CHP Genel Başkanı, depremde ailesini kaybeden ve büyük acılar yaşayan başkanın enkazdan sadece bir Atatürk portresini kurtarabildiğini anımsattı. O dönemde verilen "Bu resmi yeni binamıza ellerimle asacağım" sözünün tutulduğunu belirten lider, bu esnada yaşananların gerçek siyasi atmosferi yansıttığını ifade etti. İlçe binasına giden yolların yoğun ilgiden dolayı kapandığını ve konuşmasını bir portakal kasasının üzerine çıkarak yapmak zorunda kaldığını anlatan Genel Başkan, bu tabloyu iktidar yürüyüşünün en somut kanıtı olarak tanımladı.

"10 milyonluk sahnelerle siyaset dönemi kapandı"

İktidarın Osmaniye ve diğer illerde düzenlediği görkemli organizasyonları eleştiren CHP Lideri, siyasetin kristal salonlarda veya milyonluk dev sahnelerde "prompter" okuyarak yapılamayacağını dile getirdi. Kamu imkanlarıyla toplanan kalabalıklara video izletmenin halkın gerçek derdine derman olmadığını savunan lider, "Yazın serin, kışın sıcak mekanlarda siyaset yapanlar için yolun sonu göründü" dedi. Gerçek siyasetin konteyner kentlerdeki çamurlu yollarda, gözü yaşlı depremzedelerin yanında ve adalet arayan ailelerin safında yapıldığının altını çizdi.

Mağduriyetler ve "Deprem turisti" ithamına yanıt

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhalefete yönelik "deprem bölgesinde yoktular" ve "eser kazandırmadılar" yönündeki eleştirilerine de sert cevaplar verildi. Şehirleri ayağa kaldırmanın devletin asli görevi olduğunu ve bunun için vergi toplandığını hatırlatan CHP Genel Başkanı, kendilerine yönelik "deprem turisti" yakıştırmasını reddetti. CHP lideri olarak bölgeye 55. ziyaretini gerçekleştirdiğini belirterek, iktidarın gerçeklerle bağının koptuğunu savundu. Mücbir sebep mağdurlarının, evine geçemeyen kiracıların ve zengin müteahhitlerin korunduğu bir sistemde adaletin sağlanamadığını vurguladı.

"Branda siyaseti AK Parti'nin çöküş belgesidir"

Haberleşme ve tanıtım stratejileri üzerinden iktidarın mevcut durumunu analiz eden ana muhalefet lideri, her yerin afiş ve brandalarla donatılmasının halktaki karşılığı örtmeye yetmeyeceğini ifade etti. İktidarın dış politikadaki manevralarını, özellikle Suudi Arabistan ve Mısır ile olan ilişkiler üzerinden eleştirerek, "Dün katil dedikleriyle bugün yan yana gelmeleri, siyasetlerinin tutarsızlığının göstergesidir" dedi. Partisine yönelik ağır iftira kampanyaları ve hukuksuz baskıların sürdüğünü iddia eden lider, tüm engellemelere rağmen sokaktaki samimi siyasetin yeni bir dönemin, bir halk iktidarının habercisi olduğunu belirtti.

"Kalıcı eser yok" iddiasına somut yatırımlarla cevap

İktidarın ve bazı köşe yazarlarının "Bir tek kalıcı eserleri var mı?" sorusuna bölgeden somut projelerle yanıt veren CHP Genel Başkanı, 67 farklı kalıcı eserin bölge halkına kazandırıldığını müjdeledi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 300 milyon lira maliyetle yeniden inşa edilen Adıyaman Çatdere Köprüsü’nden Samandağ’daki dev Yaşam Vadisi’ne, Mersin Büyükşehir’in Adıyaman trafiğine nefes aldıran 4,5 kilometrelik yeni bulvarından Ankara Büyükşehir’in Akçadağ’da tamamlamak üzere olduğu 24 derslikli okula kadar pek çok yatırımı tek tek sıraladı. İzmir, İstanbul ve Ankara belediyelerinin Elazığ’da inşa ettiği okulların bir kısmının açıldığını, bir kısmının ise bitme aşamasında olduğunu hatırlatarak, "Eser görmek isteyen bölgeye baksın" mesajı verdi.

Kendi videolarıyla gelen itiraf!

Kendi videolarıyla gelen itiraf!

Toplantının en dikkat çekici anı ise iktidarın deprem bölgesindeki çalışmaları övmek için hazırlattığı videonun dev ekrana yansıtılması oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Başında ve sonunda CHP yoktu" dediği altyapı çalışmalarına ait görüntülerde, iş makinelerinin ve çalışanların üzerindeki logolara dikkat çeken CHP lideri, ironik bir tabloyu gözler önüne serdi. Görüntülerdeki araçların üzerinde "Antalya Büyükşehir Belediyesi" ve "ASAT" (Antalya Su ve Atıksu İdaresi) yazdığını işaret eden Genel Başkan, "Adalet ve Kalkınma Partisi gururla sunar! Kendi övündükleri altyapı çalışmasını bizim belediyemiz yapıyor ama videoda 'muhalefet yoktu' diyorlar. Allah’ın sopası yok; yalan, kendi videolarında ellerine yüzlerine bulaştı" ifadelerini kullandı.

Siyasette şeffaflık ve gerçeklik dönemi

Konuşmasının devamında, siyasette algı yönetimi ile gerçekler arasındaki uçurumun artık gizlenemeyeceğini belirten CHP Genel Başkanı, depremzedelerin yaşadığı acıların siyasi şovlara alet edilmemesi gerektiğini yineledi. Brandalarla, yüksek bütçeli prodüksiyonlarla ve prompter mesajlarıyla halkın kandırılamayacağını savunan lider; sokakta, çamurda ve enkazın başında ter döken belediye ekiplerinin emeğinin bizzat iktidarın kendi propaganda videolarıyla tescillendiğini vurguladı. Bu durumu "AK Parti’nin çöküş döneminin belgesi" olarak nitelendiren Genel Başkan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin her türlü iftiraya rağmen halkın yanında olmaya devam edeceğini söyledi.

İliç hatırlatması ve Murat Kurum eleştirisi

Konuşmasında 13 Şubat İliç maden faciasının yıl dönümüne de değinen Genel Başkan, dönemin Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’u hedef aldı. İliç’teki ihmaller zincirinde doğrudan imzası ve sorumluluğu bulunan bir ismin, istifa etmek yerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday yapılmasını "İstanbulluların başına musallat olma girişimi" olarak nitelendirdi. İstanbulluların bu durumu ferasetle tarttığını ve sandıkta gerekli cevabı verdiğini belirten CHP lideri, adaletin ve liyakatin sokaktaki siyasetle yeniden tesis edileceğini belirterek konuşmasını sürdürdü.

"47 yıl sonra gelen birincilik ve Ankara’daki tarihi başarı"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, partisinin yerel seçimlerde elde ettiği tarihi başarıyı ve son dönemde yaşanan siyasi ayrılıkları değerlendirdiği bir açıklama yaptı. İktidarın halkın refahını düşürmesinin sandığa yansıdığını belirten CHP lideri, 47 yıl sonra partisini birinci konuma getirerek siyaset tarihinde yeni bir dönem açtıklarını vurguladı.

"47 yıl sonra gelen birincilik ve Ankara’daki tarihi başarı"

Konuşmasında ekonomik sıkıntıların seçim sonuçları üzerindeki etkisine değinen Genel Başkan, "Bu iktidar milletin ekmeğini küçülttü ve bunun sonucunda girdiği ilk seçimde yenildi. Rahmetli Ecevit’in partisini dört kez birinci çıkardığı o dönemin ardından, biz de bir ilki gerçekleştirdik ve 47 yıl sonra CHP’yi birinci parti yaptık. Sayın Erdoğan’ı, partisinin başında ilk kez yenilgiyle biz tanıştırdık," dedi.

Ankara’daki başarıya özel bir parantez açan CHP lideri, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın sürecin yönetimindeki rolüne dikkat çekti: "Hakkını teslim etmek lazım; Mansur Başkanımızla anketler ve örgütümüzün görüşleri ışığında aday belirleme sürecini yürüttük. Kimsenin inanmadığı bir başarıya imza atarak Ankara’da belediye sayımızı 16’ya çıkardık."

Mesut Özarslan’a "hırsızlık" ve "ihanet" göndermesi

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ile ilgili iddialara ve yaşanan sürece dair sessizliğini bozan CHP lideri, süreci tüm detaylarıyla anlattı. Özarslan’ı hakkındaki iddialar nedeniyle genel merkeze çağırıp bizzat sorguladığını belirten lider, şu ifadeleri kullandı:

"Kendisini çağırıp bu iddiaları sordum. Bizim yolsuzlukla, hırsızlıkla işimiz olmaz dedim. Bana, çocuklarını yeminlerine katarak asla böyle bir şeye bulaşmadığını söyledi. Mansur Başkan da dahil herkes buna şahittir. Ancak üç gün öncesine kadar bana övgüler yağdıran kişinin, AK Parti ile gizli görüşmeler yürüttüğü bilgileri gelmeye başladı. Telefonlarımı açmaz oldu. Kendisine ulaştırdığım mesajda, 'Eğer bir kusurun varsa ben bunu hazmetmem ama seni bu hatalarınla kabul edenlere gidiyorsan yanlış yoldasın' dedim."

"Dönsen de affetmem, layığını bulmuşsun"

Özarslan’ın milli değerlere saldırıldığı yönündeki iddialarına mahkemeyi işaret ederek yanıt veren Genel Başkan, sızdırılan mesajların arkasında durduğunu belirtti. "Sen benim odama gelip gözlerin çakmak çakmak 'ben dürüstüm' diyerek beni kandırdın. Şimdi ise senin hakkında suç duyurusunda bulunanların kucağına gidiyorsun. Eğer hırsızsan, layığını bulmuşsun demektir," diyerek tepkisini dile getirdi.

Konuşmasını sert bir uyarıyla noktalayan CHP lideri: "Madem hırsızdın, bizi niye oyaladın? Şunu bil ki; devir artık AK Parti devri değil, o dönem bitiyor. Yarın devir tamamen döndüğünde geri dönecek olursan, sana acırsam namerdim. Bu tosuncuk var milletin paralarını alıp kaçan, bu tosuncuk da milletin helal oylarını almış kaçamaya çalışıyor. Seni asla affetmem" ifadeleriyle ihanetin telafisi olmayacağının altını çizdi.

Kaynak: HABER MERKEZİ