İzmir'in Bornova ilçesinde 23 yaşındaki ayakkabı tasarımcısı Nureddin İbiş ve Sultane İbiş çiftinin 23 Mayıs 2024'te dünyaya gelen oğulları Abbas Miran'a, henüz 12 günlükken topuk kanından yapılan testle Spinal Musküler Atrofi (SMA) Tip 1 tanısı konuldu.
Acı haberle sarsılan aile hemen valilik izniyle bir kampanya başlattı. Bu kampanya hayırseverlerin ve gönüllülerin desteğiyle geçen yıl kasım ayında tamamlandı. Kampanyanın tamamlanmasının ardından aile, 5 Ocak'ta tedavi için Dubai'ye gitti. Dubai'ye gittikten 20 gün sonra 19 aylıkken gen tedavisi ilacını alan Abbas Miran, 3 aylık tedavi sürecinin ardından Mart 2026'da Türkiye'ye döndü.

Tedavinin ardından ilk değişim bir haftada görüldü
İlacı alır almaz etkilerinin gözle görülür bir şekilde değişimin fark edildiğini belirten Sultane İbiş, "Dubai'de ilacını alır almaz Miran'daki değişimleri hemen fark ettik.
Yemek yerken çok zorlanıyordu ancak ilacı aldıktan bir hafta sonra solunumunda ve beslenmesinde çok büyük etki gördük. İlaçtan önce yürüyemiyordu, sürekli boğulma tehlikesi yaşıyordu. Dubai'ye giderken sadece tutunarak bir iki adım atabiliyordu. İlacı aldıktan sonra ise bağımsız bir şekilde yürümeye başladı" dedi.
“Şimdi hem koruyoruz hem ilerliyoruz”
Abbas Miran'ın gelişiminin hızla devam ettiğini belirten İbiş, "Konuşması hiç yoktu. Şu an yeni yeni konuşmaya, kelimeler çıkarmaya başladı. Tabii ki yaşıtlarına göre eksiklerimiz var ama geç kalmış değiliz.
Sürekli enfeksiyon kapıyordu. Bir ayağımız hep hastanedeydi. Şu an haftada 3 gün fizik tedavi, 2 gün yutma terapisi ve 1 gün konuşma terapisi alıyoruz. Dubai öncesinde sadece Abbas Miran'ın durumunu korumaya çalışırdık, ilerleme alamazdık. Ama şimdi hem mevcut durumunu koruyoruz hem de gün geçtikçe ilerliyoruz" diye konuştu.
“Yürüyemeyen çocuğum şu an yürüyor”

Umudun hep var olduğuna vurgu yapan Sultan İbiş sözlerini şöyle tamamladı:
"İnsanlardan para istemek hiç kolay değil ama ortada bir can var ve evladın için her şeyi yapabilecek güce ulaşıyorsun. Birçok aile benimle konuşup, 'Sultan yapamıyorum' diyor. Onlara hep söylüyorum; gerçekten geçmeyecek gibi görünüyor ama geçiyor. Biz hep umudun var olduğunu bilerek bu yola çıktık. Sonu ne olursa olsun çocuğumuz için çabalamamız gerektiğini biliyorduk. Yürüyemeyen çocuğum şu an yürüyor, yemeğini yiyebiliyor. Bu benim için en büyük mutluluk."




