Son Mühür- AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, İzmir Eğitim Yatırımları Toplu Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında tartışma konusu olan taşınmaz devirlerine açıklık getirdi.
İzmir gündemini meşgul eden vakıf mülkiyeti tartışmaları, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan’ın açıklamalarıyla yeni bir boyut kazandı.
İzmir Eğitim Yatırımları Toplu Açılış Töreni’nde kürsüye çıkan İnan, mülkiyet devirlerinin bir keyfiyet değil, hukuki bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
"Kimse kurumlarımızı hedef alamaz"

Taşınmazların devri konusundaki tartışmalara hukuki çerçeveden yanıt veren İnan, mülkiyetin tarihsel sürecine dikkat çekti. İnan, süreci şu sözlerle özetledi:
“Enerjimizi tüketmek ve kurumlarımızı yıpratmak isteyenlere de fırsat vermeyeceğiz. Son günlerde gündemi meşgul eden vakıf binaları üzerinden kimse kurumlarımızı, Yeşilay'ı hedef alamaz.
Bakın, Türkiye bir hukuk devletidir. Söz konusu taşınmaz, Cumhuriyet’ten önce kurulmuş olan Bayezid baba Vakfı’na ait, vakıf hukukuna göre bir mülktür.
Bu durum tapu kayıtlarında açıkça yer almakta ve yıllardır “vakıf şerhi” ile sabittir. Kanuna göre durum çok nettir: vakıf yoluyla meydana gelmiş ve kamu kurumlarının mülkiyetine geçmiş taşınmazların, asli vakfına derhal devredilmesi gerekir.
Nitekim bu hüküm doğrultusunda gerekli işlemler yapılmış ve taşınmaz, 2025 yılında hukuka uygun şekilde vakıf adına tescil edilmiştir. Bugün yapılan işlem vakıf hukukunun gereği olarak mülkiyetin aslına iade edilmesidir.
Mahkemeler de bu süreci değerlendirmiş, tahliyenin durdurulması taleplerini reddetmiş ve hukuki sürecin önünü açmıştır. Dolayısıyla burada tartışılması gereken bir keyfilik değil; kanunun açık hükmünün uygulanmasıdır.”
"Biz engel olduk da İzmir’in malını peşkeş çekemediniz"
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin "İzmir’in hakkı" söylemlerini eleştiren İnan, mevcut yönetimin kentin temel sorunlarını çözemediğini ifade etti. Yerel yönetimin hizmet karnesini hedef alan İnan şunları söyledi:
“Neymiş efendim? "İzmir’in hakkı İzmir’de kalmalıymış. Ya İzmir’in malı İzmir’de kaldıysa bu bizim sayemizde kalmıştır.
Biz engel olduk da İzmir’in malını İstanbul vakıflarına peşkeş çekemediniz. Siz kim İzmir’in hakkına sahip çıkmak kim?
Şöyle başınızı kaldırıp yıllardır bir türlü çözülemeyen o dayanılmaz Körfez kokusuna bir bakın! Her yağmurda göle dönen, altyapısı çökmüş yollara, kaderine terk edilmiş arka mahallelere bakın!
Siz İzmir'in hakkını İzmir'e mi bıraktınız, yoksa heba mı ettiniz? İşte biz, heba edilen o yılları geri almak için çalışıyoruz!”
"Açıkça ilan ediyorum..."
Hükümetin İzmir için planladığı dev projelere değinen İnan, bu yatırımlara engel olanları "İzmirli" olarak görmediğini belirtti:
“Biz İzmir Limanı'nı o eski, hantal yapısından kurtarıp, modernize ederek Akdeniz'in en verimli, en rekabetçi limanlarından biri haline getirmek için devasa adımlar atıyoruz.
Sadece ticarette değil, turizmde de İzmir’i şahlandıracak, on binlerce gencimize yeni istihdam kapıları açacak devasa Çeşme Projesi için gece gündüz çalışıyoruz!
Vizyon projelerimize en büyük desteğin İzmirli hemşehrilerimizden geleceğini biliyoruz. Ama biz İzmir'i küresel bir marka yapalım dedikçe, birileri çıkıp bu yatırımları engellemek için mahkeme kapılarında nöbet tutuyor.
Açıkça ilan ediyorum: İzmir’in kalkınmasına, İzmir Limanı'nın büyümesine ve Çeşme Projesi gibi bu şehrin ufkunu açacak yatırımlara sırf siyasi hasetle, sırf ideolojik körlükle karşı çıkanlar, bizim gözümüzde asla ve asla İzmirli olamazlar!
Çünkü gerçek İzmirli olmak; bu şehrin büyümesini, zenginleşmesini, dünya ile rekabet etmesini istemektir! Bu şehrin ayağına ideolojik prangalar vurmak değil.”
"Bunların İzmir’in geleceğiyle ilgili bir dertleri yok"
İzmir Büyükşehir Belediyesi ile geçmişteki diyalog çabalarının suistimal edildiğini iddia eden İnan, sert eleştirilerini sürdürdü:
“Biz en başta bunlara iyi niyetle yaklaştık, itibar ettik. Dedik ki; "İzmir için seçildiler, gelin siyaseti bir kenara bırakıp İzmir için üretelim."
Fakat İzmir'in menfaati için uzattığımız bu eli, bizimle olan temaslarını, meğer kendi içlerindeki hasımlarına karşı bir güç gösterisine dönüştürmüşler!
Bunu ne yazık ki geç fark ettik. Çünkü bunların İzmir’le, İzmir’in geleceğiyle ilgili bir dertleri yok, inanın hiçbir zaman da olmadı! Düşünebiliyor musunuz?
Koskoca İzmir’e 2 sene içerisinde tek bir kalem icraat, tek bir çivi dahi kazandıramayanlar; bugün çıkmışlar, bizim onararak bu şehre kazandırdığımız iki tane tarihi binanın önünde çapsızlıklarını ortaya koyuyorlar.”
Karşıyaka Stadı için "hodri meydan"
Konuşmasının sonunda İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne somut bir iş yapma çağrısında bulunan İnan, Karşıyaka Stadı üzerinden "hodri meydan" dedi:
“Madem bu kadar iddialısınız; hadi bakalım, hodri meydan. Derhal şu Karşıyaka Stadı'nı inşa edin, o stadyumu Kaf-Sin-Kaflılara kazandırın da sizi ilk tebrik eden biz olalım! Çıkıp yürekten alkışlayalım. Ama üzülerek söylüyorum ki yapamazlar.
SGK borçları gırtlağa dayanmış, borç batağından kurtulamayan, kendi emekçisinin, işçisinin alın terini, maaşını bile ödeyemeyenler; bugün bize saldırarak durumdan vazife çıkaracaklarını sanıyorlar.
Ama geçti o günler! Artık İzmir size inanmıyor! Hiç şüpheniz olmasın; ilk seçimde gideceksiniz ve İzmir nihayet hak ettiği o gerçek hizmete, o büyük vizyona kavuşacak! Biz engellerle değil, Sayın Cumhurbaşkanımızın bize çizdiği yolda, eserlerle konuşmaya devam edeceğiz.”





