Son Mühür- Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD ziyareti kadar dönüş yolunda uçakta bulunan 20 gazetecinin sorulması gereken soruları sormaması tartışma konusu olmuştu.
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici'nin soruların kendisine daha önceden iletildiğini açıklamasının ardından kendisi de uçakta yer alan Ahmet Hakan, ''Yine aynı terane, yine aynı ayıp, yine aynı yalan'' sözleriyle tepki geldi.

Ahmet Hakan kendini savundu
Hakan'ın açıklamasına gönderme yapan Faruk Bildirici,
''Veee nihayet! Ahmet Hakan allayıp pulladı ama sonunda "gazetecilik ayıbını" itiraf etmek zorunda kaldı! Bugün Hürriyet'te aynen şöyle yazıyor:
"Yöntem şu: İletişim Başkanlığı, gazetecilere 'Hangi soruları soracaksınız' diye soruyor. ..iletiyoruz İletişim Başkanlığı'na. İletişim Başkanlığı da sorulara asla müdahale etmeden bir sıralama yapıyor."

Daha uçak kalkmadan...


İyi de zaten ben de "ABD gezisi dönüşünde Erdoğan'a uçakta sorulacak soruların önceden verildiğini" yazmıştım. ABD gezisi dönüşünde daha uçak kalkmadan gazetecilerin Erdoğan'a soracakları soruların listesini de ortaya koymuştum.'' hatırlatmasında bulundu.
''Sonuçta Ahmet Hakan'ın da aralarında olduğu Cumhurbaşkanlığı uçağındaki "fevkalade itibara mazhar gazeteciler", ABD dönüşünde ellerine tutuşturulan o listedeki soruları Erdoğan'a sorar gibi yapmışlar. Trump ile görüşme hakkında asıl sorulması gereken onlarca soru varken soramamışlar!'' diyen Bildirici,
''Yaşananlar bu kadar açık... İşte asıl gazetecilik ayıbı budur! Cumhurbaşkanlığı uçağındaki bu "Yöntem" basın toplantısı değil, olsa olsa "basın toplantısı mizanseni"dir.
Gazeteci, karşısındaki kim olursa olsun sorusunu önceden verip onay almaz, onaylı soru sormaz. Gazeteci basın toplantısının metnini kaynağının deşifre etmesine izin vermez, kendi metnini haber yapar.

Hangi gazetecilik ayıbı?


Ahmet Hakan bir de "geçmiş dönemlerdeki gazetecilik ayıpları"ndan söz etmiş. Kendi adıma soruyorum, hangi gazetecilik ayıbım varmış?
Açıkla da görsün millet. Hemen her gün yeni bir gazetecilik ayıbını sergileyen Ahmet Hakan'ın, ayıplardan söz etmesi ne büyük garabet...'' değerlendirmesinde bulundu.
"Gazetecilik ayıbı"ndan söz eden de İletişim Başkanlığı susarken onların adına uçaktaki "basın toplantısı mizanseni"ni savunan ve bana yanıt verme telaşına düşen bir kişilik!
Öyle ya, bırak yöntemin "Sahibi" savunsun...

Muhabir: Bünyamin Dobrucalı